Mehmet Rebii Özdemir
SAMSUN- Samsun Atakum'da Çatalçam ve Dereköy Balıkçı Barınağı arasında hızla kaybolan kıyılar mercek altına alındı. ODTÜ ve YTÜ öğretim ve araştırma görevlileri tarafından yapılan araştırmada kıyı çizgisinin 10 yıl içerisinde yer yer 50 ile 70 metre arasında değiştiği görüldü. Çalışmada "Son yıllarda, özellikle son 20 yılda, Türkiye'nin üç bir tarafını çeviren kıyılarımızda plansız, mühendislikten uzak, yanlış yapılaşma ve bilinçsiz kullanım ile deniz ve kıyı dengesi bozulmuş, ülkemizin altın kıymetinde olan en önemli ekonomik kaynağı, hızla betonlaşmaya ve yok olmaya mahkum olmuştur" görüşü ağırlık kazandı.
ODTÜ'den Dr. Ayşen Ergin, Dr. Ahmet C. Yalçıner, Dr. Işıkhan Güler, YTÜ'den Dr. Yalçın Yüksel, Dr. Esin Çevik ile araştırma görevlileri Y. Arda Çiçek ve B. Ufuk Şentürk Samsun'un Atakum İlçesi'nde yaptıkları araştırma çalışmasını rapor haline getirdi.
"Altın Kıyılarımız Neden Yok Oluyor?" başlıklı raporda insan eliyle yok edilen kıyıların en değerli doğal hazine olduğuna vurgu yapılarak şöyle denildi:
"Karadeniz bazen yumuşak, çoğu zaman hırçın dalgaları ile kıyıları döverken doğal dengede olan kıyılar binlerce yıldır bizlere güzelliklerini cömertçe sunmuşlardır. Ancak son yıllarda, özellikle son 20 yılda, Türkiye'nin üç bir tarafını çeviren kıyılarımızda plansız, mühendislikten uzak, yanlış yapılaşma ve bilinçsiz kullanım ile deniz ve kıyı dengesi bozulmuş, ülkemizin altın kıymetinde olan en önemli ekonomik kaynağı, hızla betonlaşmaya ve yok olmaya mahkum olmuştur."
Karadeniz'de Samsun kıyılarında Dereköy Balıkçı Barınağı ve Çatalçam mevkiilerinde hızla kaybolan kıyılarımız mercek altına alınarak değerlendirildiği bildirilen araştırma çalışması raporunda "Bu çevrede kıyı alan kaybı özellikle 1998 yılında tamamlanan Dereköy Balıkçı Barınağına ile hızlanmıştır. Bu kıyılardaki yerleşim merkezleri ve siteler bu hızlı kıyı kaybından büyük ölçüde etkilenmiştir. Evlerin bahçelerine kadar ulaşan kıyı aşınması çok büyük bir tehlike yaratmıştır. Benzer durum Karadeniz, Karasu kıyılarında da yaşanmıştır. Bölgesel ölçekte yapılması gereken bütünleşik kıyı planlaması olmadan, yanlış tasarlanmış kıyı deniz yapıları ile bu kıyılarda büyük sorun yaşanmaktadır. Bu yörenin kıyı aşınma olayı matematiksel modellemeler ile ön çalışma olarak incelenmiş ve eldeki mevcut verilerle doğrulanmıştır. Bu bilimsel bulgular, sırasıyla yörenin etkin dalga yönleri, etkin kum taşınımı ve kıyı çizgisi değişimi olarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler ışığında ileriye dönük tahminler yapılmıştır." ifadesi yer aldı.
2010 yılından başlayarak 2020 yılına kadar bu yörede hızlanmış kıyı aşınmasına karşın yapısal önlemler alınmaya başlanmasına rağmen kıyı çizgisinin 10 yıl içinde yer yer 50 ile 70 metre arasında değiştiği vurgulanan raporda, "Bunlardan birincisi kıyı koruma tahkimatıdır ve başarısız olmuş. İkinci olarak mahmuzlar, T-mahmuzlar ve kum besleme kullanılmıştır. Son olarak kıyıya paralel dalgakıranlar yapılmıştır ve bu dalgakıranların arkasında kum birikiminin başarılı olduğu görüldü. Ancak yapısal koruma olmayan kıyılarda aşınma hızla devam etmektedir." denildi.
Yörenin aşınan kıyılarında son 20 yıl içinde mevcut bilgiler değerlendirilerek çözüm önerileri şöyle sıralandı:
"1. Kıyının doğal kum yapısına uygun olarak yapılacak kum besleme: Bu çözüm yüksek maliyetli olabilir ve yıllık bakım gerektirebilir.
2. Batık, ayrık dalgakıran: Kıyılardan belirli bir uzaklıkta kıyıya parallel ve yapının üst kotu su altında olan taş dolgu yapılardır. Maliyeti daha azdır ancak su üstünden görülmediği için navigasyon açısından ek önlemler gerektirir.
3. Ayrık dalgakıran: Kıyıya parallel ayrık dalgakıranlar yörede çözüm için kullanılmış ve başarılı olmuştur. Bu çözüm öncelikle önerilebilir.
Yukarıda verilen çözüm önerileri, yörenin etkin dalga yönleri, kum taşınma miktarı, kıyı kum malzemesi özellikleri, yöresel akıntılar, dalga iklimi, etkin dalga yönleri, jeomorfolojik yapısı ve kıyıya kum taşıyan nehirlerin kum taşıma parametreleri göz önüne alınarak matematiksel modelleme çalışmaları ile incelenmelidir. Matematik model sonuçlarının saha ölçümleri ve gözlemleri ile doğrulanması önemlidir. Çok büyük maliyetleri olan kıyı ve deniz yapılarının tasarımında bu temel girdiler kesin koşuldur.
Kıyılarımız en değerli doğal alanlarımızdır ve çok kırılgan bir yapıya sahiptirler. Kıyılara yapılacak olan her türlü yapı, bilimsel ve mühendislik açısından en ince ayrıntısına kadar incelenmeli, uzun dönem saha ölçümleri yapılmalı, yörenin dalga iklimleri kullanılarak matematiksel modeler yardımıyla kıyı yapı etkileşimi incelenmelidir. Bu çalışmaların ışığında kıyı yapılarının planlaması ve tasarımı yapılarak doğru karar verilmelidir. Sonuç olarak, bilimsel verilere dayanmayan ve plansız yapılan yapıların kıyı alanlarında geriye dönüşü zor olan aşınmalara neden olacağı kesindir. Bu ise bir ülkenin en önemli ekonomik potansiyelinin ve doğal kaynaklarının yok olmasıdır."