MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
Samsun barosu avukatlarından Av. Hüseyin Cimşit, depremde görevi ihmal ve kötüye kullanma sonucu resmi rakamlara göre 50 bin 96 insanın ölümüne sebep olmak, binlerce binanın yıkılmasına neden olmaktan dolayı suçlarının müştereken işlenmesi hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunan Av. Hüseyin Cimşit, bu kez, 10.3.2023 tarih ve 32128 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 10.3.2023 tarih ve 2023/121 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin "Seçimlerin yenilenmesi kararının" gereği YSK tarafından alınan seçim kararının iptali talebi hakkında Seçim Kararının İptalini talep etti.
ANAYASANIN 116. MADDESİ CUMHURBAŞKANINA KEYFİ SEÇİM YENİLEME HAKKI VERMİYOR!
Samsun Barosu avukatlarından Av. Hüseyin Cimşit, YSK'ya (Yüksek Seçim Kurulu) yazdığı dilekçesinde şu ifadelere yer verdi. "Kararı görünce, yani cumhurbaşkanlığının 10 Mart 2023 günü resmi gazetede yayınlanan mükerrer sayısında kararını görünce, seçimlerin yenilenmesi kararını. Bunun Anayasaya aykırı olduğunu hemen anladım. Fakat buna rağmen etrafıma danıştım. Muhalefetten de bir ses gelsin bekledim. 116. Madde cumhurbaşkanlığına keyfi olarak seçim yenileme hakkını vermiyor. Onun öncesinde mecliste oylama diyor, çoğunluk diyor, yani nedir bu? Bir hükümet kurulamaz, mecliste oylaman oldu, hükümet güvenoyu alamaz, bu takdirde cumhurbaşkanlığı seçimleri yeniler. Bir öncesine bakacaksınız. Bunun birde gerekçesi var tabi, gerekçe öyle canı istediği zaman, işte 5 hafta önce seçim tarihini değiştirir, peki neden buna itiraz ediyorum. Ne olmuş ha 5 hafta önce, ha 5 hafta sonra."
YÜKSEK YARGIÇLARA KİMSE EMİR VE TALİMAT VERMEZ!
Danıştay'a ve YSK'ya seçimlerin iptali için başvuran Av. Hüseyin Cimşit açıklamasına şöyle devam etti. "Değerli yurttaşlarım, eğer anayasayı delmeyi, alışkanlık haline getirirsek, herkes deler. Her yerini deler. Nitekim yapılıyor da. Özellikle anayasa 90. Maddesi de deliniyor. Bitmedi bu karar anayasaya aykırı tek satır, tek satırla alınmış hem de hiçbir gerekçe yok. YSK (Yüksek Seçim Kurulu) kendisine kanunsuz gelen cumhurbaşkanından da gelse bir emre uymamak zorundadır. Bunların hepsi yargıç, yüksek yargıç. Bunlara kimse emir, talimat veremez. Hiç kimse, anayasa 138'le peki, ne yapıyor YSK? Hemen seçim takvimini işletiyor. Demiyor ki, bu anayasanın 116/1-2. Maddelerine aykırıdır. Bu size böyle keyfi karar alma vermiyor demiyor. Ne gelirse kabul, mühürsüz oy kabul, efendim anayasaya aykırı, seçim yenilemesi kararı kabul, olmadı ki o zaman rejim çizgisinden çıkar. Padişahlıktan da kötü hale gelir. Bunun adı hukukun üstünlüğünü savunmaktır. Kişisel görüşüm değildir. Meslek yeminimiz, hukukun üstünlüğünü savunmayı, bize emrediyor. Anayasaya herkes uyacak. Uymazsa ne olur? İşte böyle olur. Danimarka 5,5 milyon, ortalama milli geliri nerede? Çünkü hukuk ile ülkeyi inşa edebilirsiniz diye mahkemenin üstüne yazmış. Biz ise tek adam ne derse, herkes ona tabi olacak. Bunu sağ sol olarak söylemiyorum. Her yerde tek adamlık kötüdür. Çünkü Roma hukukunun 1. Prensibi, insan hata yapar. Şimdi de hata yapılıyor ve hatayı görmezlikten gelince o hata yok olmuyor. Hata orada duruyor. Hukuka uymak zorundasınız. Hepiniz, hepimiz, uymazsak cezasını çekeriz" şeklinde ifadelerde bulundu.
DANIŞTAY'A DA İTİRAZ DAVAMI AÇTIM!
Av.Hüseyin Cimşit, Danıştay'a yaptığı süreç şöyle; "Danıştay'a başvurum, cumhurbaşkanlığı kararnamelerine karşılık başvuru yolu sadece Danıştay başkanlığınadır. Danıştay başkanlığı bu konuda karar verecektir. Hangi daireyi görevlendirirse, biz dilekçemizi oraya veriyoruz. Dolaysıyla o nedenle doğrudan bu sabah Danıştay başkanlığına itiraz dava dilekçemi, UYAP üzerinden yükledim. Akabinde de YSK'na fax çekerek bu kararlarının hukuka aykırı olduğunu bunu düzeltmeleri gerektiğini onu da talep ettim. Bakalım sonucu ne olacak göreceğiz. Dilekçelerimizde tamamen yasal unsurları ve anayasanın ayrıntılarını dile getirdim. Kendimden bir şey katmadım. Çünkü biz avukatlar, mahkemeleri kurumları aydınlatmakla görevliyiz. Ne ile aydınlatacağız? Elimizde fener tutacak halimiz yok ya, yasalarla ve hukuk ile aydınlatacağız. Dolayısıyla gerek Danıştay'a verdiğim dilekçede gerek YSK'ya verdiğim dilekçede, bunların hukuki dayanaklarını belirttim. Bu dayanaklar çerçevesinde itirazımı ilettim. Değerlendirme onlara ait olacaktır doğru fakat onların yapacağı değerlendirmeyi değerlendirmekte bizlere ait olacaktır" dedi.