Cemil Ciğerim'in köşe yazısı şöyle:
70'li yılların başında Ordu'da yerel Havadis gazetesinde, yaygın basında Yeni İstanbul gazetesinde başladığım mesleğime 70'li yaşlarda da devam ediyorum.
Cumhuriyet'le 1976'da Ordu muhabiri olarak el sıkıştım.
1986'da Samsun'a bölge temsilci olarak görevlendirildim.
Halen Cumhuriyet gazetesinde Samsun temsilcisi olarak sürdürdüğüm mesleğimde 50'nci yıla da "merhaba" dedim.
Ordu'nun Perşembe ilçesinin Babalı Mahallesi'nde dünyaya geldim, kendimi araya bir (ı) harfinin konulu bulunduğu İstanbul Babıali'de buldum!
Hani bir söz vardır; "Gazeteci olunmaz doğulur" diye.
Sözün doğrusu "Gazeteci olarak doğulamaz ancak doğuştan gazeteci niteliklerine sahip olunabilir" olarak da tanımlanıyor.
Gazetecilik zor bir meslektir.
Gece gündüz demeden çalışırsın.
Asla emeğinin maddi karşılığını alamazsın.
Asla kimseye yaranamazsın.
Babıali; büyük kapı, yani devlet kapısı anlamına gelen bir sözcüktür.
İstanbul Valilik binasının bulunduğu bölge için kullanılır.
Babıali, Osmanlı'dan kalma bir tanımlamadır.
Osmanlı 'da bugünkü vilayet binası ve onun tamamlayıcısı yapının bulunduğu alandaki Sadrazam Sarayı'na Bab-ı-Ali (Babıali) denilirdi.
Saraya adını veren (Yüce Kapı) Babıali, Valilik binasının arka bahçesinin Gülhane'ye açılan kapısı olarak halen kullanılmaktadır.
Tarihi nitelikteki görkemli kapı turizm envanterinde önemli bir yere sahiptir.
Valilik binasının yanından geçen Sirkeci-Cağaloğlu arasındaki yokuş da Babıali Yokuşu olarak anılır.
Taşradan İstanbul'a gittiğimiz zaman Kadıköy ve Üsküdar ilçe merkezleri arasındaki Harem'de otobüsten inerek, vapurla Eminönü'ne geçerek Sirkeci-Cağaloğlu arasındaki Babıali Yokuşu'nu arşınlardık.
Gazeteciler için Babıali Yokuşu'nun ilk durağı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'dir.
Halen Samsun Temsilcisi olduğum Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin bulunduğu sokaktan 200 metre kadar sağa doğru gidildiği zaman Cumhuriyet Gazetesi idari binası ve matbaası vardı.
İşte Babalı doğumlu olan ben Babıali Yokuşu'ndan yürüyerek Cumhuriyet gazetesine ilk adımımı 1976 yılının başında attım.
Türk basını bu bölgede gelişmesine devam etti.
Türkiye'nin bütün önemli gazetelerinin merkezleri ve basımevleri bu bölgede bulunuyordu.
Hürriyet, Milliyet, Cumhuriyet, Türkiye, Vatan, Akşam, Son Posta, Son Telgraf, Yeni Sabah, İstanbul Ekspres ve Yeni Gazete bu bölgeye sığamaz oldular ve yavaş yavaş bölgeyi terk ettiler.
2005 yılında Cumhuriyet gazetesinin tarihi binasından taşınmasıyla Bab-ı-Ali'nin (Babıali) Türk basınına adını veren işlevi son buldu.