Menü Çağdaş Samsun  "Okumak Bilgi, Bilgi Güçtür"
Tarih: 09.11.2021 23:24
Bütçede SES İçin İnsanca Yaşanacak Koşullar ve Halka Sosyal Hizmet Yok!

Bütçede SES İçin İnsanca Yaşanacak Koşullar ve Halka Sosyal Hizmet Yok!

Facebook Twitter Linked-in

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın 2022 bütçesi görüşülmeye başlanıyor. Görüşülecek olan bütçe taslağı üzerinden Bakanlığın önümüzdeki yıl için nasıl bir hizmet hedeflediğine dair değerlendirmelerimizi ve taleplerimizi paylaşmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bütçe görüşmelerine, ne taslak hazırlığı aşamasında ne de hazırlanan taslağın meclise sunulması aşamasında Sendikamız ve iş kolunda örgütlü yapılar dahil edilmemiştir. Bütçeden etkilenecek kesimlerin örgütlü temsilcilerine açık bir bütçe hazırlık ve karar süreci bulunmamaktadır. Bu nedenle, değerlendirmemizi buradan paylaşıyoruz.

Bütçe görüşmelerinin gerçekleştiği bu süreç emekçiler ve hizmet alacaklar için görüşmeleri her zamankinden daha önemli hale getirmektedir. Hâlihazırda gün geçtikçe daha da ağırlaşan ekonomik kriz,  krizin yükünün emekçiler ve halkın sırtına yıkılma programları ile karşı karşıya olduğumuz bu süreçte 1,5 yıldır devam eden pandemi yaşadığımız sıkıntıların tuzu biberi olmuştur. Pandemi, mevcut ekonomik krizi daha da derinleştirmiş, iktidar ise bu ekonomik kriz karşısında 2022-2023 toplu iş sözleşmesinde sermayenin çıkarlarını korumanın yolu olarak emekçilere dönük sömürüyü artırmış ve kamu emekçileri daha da yoksullaşmıştır. Gelirlerimizi azaltma yönünde politika güden iktidar, mevcut haklarımızı da ortadan kaldırmak, sermayeye ise her türlü kaynağı aktarmak tercihinde ısrar etmektedir.

HİÇBİR ŞEKİLDE GERÇEK TEDBİRLER ALINMADI!

" Salgının sonuçları nedeniyle ekonomik olarak etkilenen kesimler için; işsiz kalanlar, ücretsiz izne çıkartılanlar, gelirleri düşenler, işyeri kapananlar gibi salgın nedeniyle daha çok risk altında olan kesimler için gerçek tedbirler alınmamış, kaynaklar buralara aktarılmamıştır. Bakanlık bütçesi, zam üzerine zam yapılan, dolar ve Euro karşısında gelirlerimizin eridiği, alım gücünün düştüğü ve açlık sınırının bandında gezen gelirimizle,  tüm emekçilerin geçinemiyoruz dediği ve ek zam talebinin yaygın bir talep haline geldiği bir zamanda yapılmaktadır. Bakanlık bütçesi, salgın koşullarında daha da risk altında olan ama yeterince korunamayan kadınlar- çocuklar, mülteciler-engelliler-ekonomik yoksunluk içerisinde olan kesimlerin acil kamu hizmetleri ile sarmalanmasına ihtiyaç duyduğu ve bu ihtiyaçların iktidar tarafından ne kadar dert edinileceği ve ne kadar bütçe ayrılacağı tartışılacaktır."

Bu kapsamda;

Ses Şube Başkanı Ocak; "2022 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Yasa Tasarısında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına aktarılması öngörülen ödenek 66 milyar 131 milyon 543 bin TL'dir. Bu bakanlık 2018 yılında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile birleştirilmiş; 21 Nisan 2021'de cumhurbaşkanı kararı ile bakanlıklar tekrar ayrılmıştır. 2022 Bütçesinin %3,8'ini Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesi oluşturmaktadır ve bakanlıklara bütçeden ayrılan pay bakımından 6. sırada gelmektedir. Bakanlıklar ayrılmadan önce %12,7 ile en büyük 3. paya sahip olan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (AÇSHB)'lığına ayrılan bütçe göz önüne alındığında 2022 yılında aile ve sosyal hizmetler politikaları için ciddi bir bütçenin ayrılmadığı, ihtiyacı karşılama gibi bir niyetinin olmadığı açık bir şekilde görülmektedir. Kadın, engelli, çocuk, yaşlı kişilerin yoksulluğunu ve yoksunluğunu azaltmak için birlikte çalışması gereken diğer bakanlık veya kurumlarla iş birliği halinde mi sorusunun cevabı da ne yazık ki yine bu bütçe teklifinde bulunmamaktadır" diye açıklama yaptı.

Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü  (KSGM)

"Kadınlara yönelik hizmetlerin planlanması ve şiddetin önlenmesi konusunda ana sorumlu ve koordinatör birim olan KSGM için 2022 bütçesinde 22.020.000 TL pay ayrılmıştır. Ayrılan ödeneğin %75 'inin personel giderleri için kullanılması öngörülmektedir. Bu bütçe planı, yani yeterli ve etkili oranda bütçenin ayrılmaması KSGM'nin uzun süredir giderek daha çok etkisizleştirilmesinin bir parçası olarak görülmektedir. Kadın erkek eşitliğinin sağlanması hedefi ve buna uygun faaliyetler Genel Müdürlüğün hedeflerinden çıkartılarak revizeler yapılırken, kadınların varlıklarını ve haklarını aile içindeki 'görevleri' üzerinden tanımlayan muhafazakâr söylem ve pratikler KSGM'nin çalışmalarını da büyük ölçüde etkilemiştir. Kadına yönelik şiddetle mücadele önemli gündemlerimizden biridir. Kadın cinayetleri ve şiddetin tüm biçimleri arttığı, kadınların daha etkili korunması yerine mevcut kazanılmış hakların geriletilmesinin sürekli gündem olduğu bir ortamda kadınların şiddete karşı mücadelesi de güçlenmiştir. Pandemi koşulları ve evlerde kapalı kalmak kadınları şiddet bakımından daha da riskli hale getirirken, bu koşullara uygun hizmet ve koruma mekanizmalarının planlanarak hayata geçirilmesi acil bir ihtiyaçtır. Şiddete karşı mücadele mekanizmaları "olağan" zamanların dahi ihtiyaçlarını karşılamazken, salgın döneminde hizmetlerdeki eksikliklerle çok daha fazla şekilde karşılaşılmıştır. Sığınak sayılarının yetersizliğinden personel eksikliğine,  salgının yasaların uygulanmamasının bahanesi haline getirilmesine kadar çok ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Salgını gözeten acil durum planı olacağına dair bir işarete bütçe taslağında rastlanılmamaktadır. Bu haliyle "rutin" zamanların taslağı olarak hazırlandığı görülmektedir. Kadınların mücadelesinin yarattığı baskının da bir sonucu olarak bütçe içinde kadına yönelik şiddet konusu bir nebze de olsa yer bulabilmiştir. Ancak, fonksiyonel bütçeden program bütçeye geçildiği için şiddete karşı yapılan harcamalar, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Edilmesi programı altında gösterilmekte; fakat geçtiğimiz senelerden farklı olarak, bu tutarın ne kadarının sığınaklar, ŞÖNİM'ler, 6284 Kapsamında Barınma Desteği, 6284 Kapsamında Kreş Desteği için ayrıldığı görünmemektedir.  Kadına Yönelik Ayrımcılık ve Şiddetle Mücadele Edilmesi alt programında da "kadın konuk evi" sayısı 2020 yılında 150 olarak amaçlanmış, 146 ile hedefin altında kalınmıştır. Burada da 2021 yılı için 155 "kadın konuk evi" sayısı hedefi belirtilmekle birlikte, bu yılsonuna kadar gerçekleşme öngörüsü bilgisine yer verilmemiştir. Ayrıca 81 olan ŞÖNİM sayısının 2023 yılına kadar hiç artırılmayacağı bir önceki bütçede kararlaştırılmıştır. IV. Ulusal Eylem Planı, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararının yürürlüğe girdiği 1 Temmuz 2021 tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanmıştır. Eylem planı, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme ile somutlaşan toplumsal cinsiyet eşitliği karşıtı siyasi tutumun politika belgelerine nasıl yansıdığını somut olarak gözler önüne sermektedir.

Çocuk Hizmetleri ve Çocukların Korunması

Samsun SES Şube Başkanı Aysel Ocak açıklamasına şöyle devam etti. "Çocuklara yönelik hizmetler başlığında ayrılan bütçe, Bakanlığın Çocukların Korunması ve Çocukların Gelişimi alt programları dikkate alarak değerlendirilmiştir. Her iki programa 2022 yılı için ayrılmış bütçe 5 milyar 291 milyon 356 bin TL olarak belirlenmiştir. Tarihsel olarak ilk ve hala en temel sosyal hizmet alanı olan 'korunmaya muhtaç çocuklar' bütçesinin ise toplam bütçenin ancak %8'ine denk geldiğini görüyoruz. Bakım altına alınan ve hizmet verilen çocuk sayılarında da önemli artışlar görülmemektedir. Dolayısıyla korunmaya muhtaç çocuklar alanında genişleme eğilimi göstermeyen bir Bakanlık politikası ile karşı karşıya olduğumuz anlaşılmaktadır. Oysa yaşanan yoksulluk ortamında korunmaya muhtaç çocuk sayısının arttığı, madde kullanımın arttığı dikkate alındığında Bakanlığın çocuk koruma hizmetlerine daha fazla ilgi gösterilmesi gerekmektir. Bu duruma bir örnek olarak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının koruyucu sosyal hizmetlerin en başında gelen 'Kreş, Gündüz Bakım Evi ve Çocuk Kulübü' açmaması ciddi bir eksiklik olarak görülmelidir. Bu hizmetlerin tamamen piyasaya yani özel sektöre ve dini motivasyonlu sivil örgütlere terkedildiğini;  çocuk koruma alanında esas olarak kamusal değil 'hayırseverlikçi' bir yaklaşımın egemen olduğunu göstermektedir. Türkiye nüfusunun %27,2'si çocuktur. Çocukların ihtiyaçları, çocuk koruma mekanizmasındaki eksiklikler, koruma ve önleme odaklı çalışmalardaki zayıflıklar sıkça dile getirilmektedir. Pandemi dönemi çocuklar için de başta şiddet olmak üzere risklerin arttığı,  salgına özgü hizmet ihtiyaçlarının ortaya çıktığı ve çok acil planlamalar yapılmasının gerekli olduğu bir tablo ortaya çıkarmasına ve pandeminin devam ettiği düşünüldüğünde ne yazık ki bütçede çocuklara ayrılan pay da, bütçe kalemlerinin tanımlanma içerikleri de bu yönde bir hazırlık ya da hedef olmadığına işaret etmektedir" şeklinde açıklamalarda bulundu.

Sosyal Yardım Politikaları

  "AKP iktidarının uzun süredir sosyal yardımı hak olmaktan çıkardığını, yardım / lütuf ve bağımlılık ile oy ilişkisi bağlamına yerleştirdiğini vurguluyoruz. Sosyal yardımlar yoksulluğu sürdürme, yoksullaştırılan emekçileri iktidara bağımlı hale getirme politikasının bir aracı olarak kullanılmaya devam edilmektedir. Uzun yıllardır sosyal hizmetlerde ana kalemin giderek artan şekilde bu biçimde kurulan bir sosyal yardımdan oluşması da temel itirazlarımızdan birini oluşturuyor. Sosyal yardımların düzenli olarak artması ihtiyaç sahiplerinin sosyal hizmet, istihdam, eğitim, sağlık gibi en temel hizmetlere erişimini artırmayı hedefleyen etkin politikaların olmamasının sonucudur. Yine bakanlık verilerine göre sosyal yardım alanların %61'ini kadınlar oluşturmaktadır. Ayrıca sosyal yardımlar içinde önemli bir yer tutan bakım hizmetlerine ayrılan ödenekte de ağırlık kadın emeğine dayanan yaşlı, engelli, çocuk bakımı ödenekleridir.

Engelli ve Yaşlı Hizmetleri

"Engellilerin Toplumsal Hayata Katılımı ve Özel Eğitim programı için 2021 yılında 16 milyar 233 milyon 552 bin TL bütçe teklifi yapıldığı görülmektedir. Bu program altında evde bakım yardımları, sosyal kültürel ve sportif etkinlikler ile bakım ve rehabilitasyon merkezleri için aktarılması teklif edilen kaynakların yanı sıra engelli bireylerin ekonomik hayata katılımı hedefleri için ayrılan kaynaklar bulunmaktadır. Fakat bu programların içeriği ve kimlere ulaştığına ilişkin yeterli bilgi bulunmamakla birlikte, bütçenin engellilerin gerçek talepleri için harcanmak üzere yeni programlar oluşturulmadığı görülmektedir. Engellilerin istihdama katılımı için bütünlüklü bir politika geliştirilmemesi önemli bir sorun olarak durmaktadır. Covid-19 salgını engellilerin istihdamda karşılaştıkları sorunları ve işsizliği artırmakta, sağlık hizmetine ulaşmayı zorlaştırmakta, yoksulluk oranın artmasına neden olmaktadır. Bu riskler karşısında engellilerin destekleneceği özel tedbirler yer almadığı anlaşılmaktadır.  Aktif ve Sağlıklı Yaşlanma Programı için ise bu teklifin 1 milyar 925 milyon 287 bin TL olduğu görülmektedir. Yaşlılara yönelik, çok daha bütünlüklü politikaların geliştirilmesi gerekmektedir. Yaşlılar için hak temelli bir yaklaşımın benimsenmeli, kamusal alanların yaygınlaştırılmalı, yaşlıların sosyal yaşamda daha etkin-etkili şekilde yer alması sağlanmalıdır. Ayrıca çalışma yaşamında karşılaştıkları ayrımcılıkların önlenmesi, emeklilikte yaşa takılanlar gibi istihdamdan dışlanan bireylerin sosyal güvenceye kavuşturulması, yaşanabilir bir asgari emeklilik maaşı gibi tüm sorunların çözümünde yaşlı bireylerin politika belirlenme süreçlerine etkin bir şekilde katılmalarını sağlayacak yöntemlerin benimsenmesi gerekmektedir" ifadelerinde bulundu.

HERKES İÇİN TALEPLERİMİZ:

Bütçe halkın ve emekçilerin örgütleri aracılığı ve onların katılımı ile yapılmalıdır.

Ayrı bir Kadın Bakanlığı ve Çocuk Bakanlığı kurulmalı; ayrı ve ihtiyacı karşılayacak bütçeleri olmalıdır. Sosyal hizmet alanlarındaki politikalar sorunları önlemeye odaklı, iktidarın siyasi ihtiyaçlarından arındırılmış, kapsamlı politikalar olmalıdır. Bu alanda yapılacak planlarda ekonomik tasarruf ya da kesinti düşünülmemeli, ihtiyaç neyse gerekli bütçe ayrılmalıdır. Sosyal yardımlarda bir bağımlılık ilişkisi yaratma ve rant-siyasi çıkar hedefi kaldırılmalıdır. Yardım alanların yardım kesilme tehdidi ile düşük maliyetli çalıştırılmalarına neden olacak uygulamalardan vazgeçilmelidir.

Mevcut bütçe teklifi pandemi, deprem gibi olağanüstü dönemleri hesaba katmamaktadır. Oysaki pandemi süresince ve ekonomik krizin de etkileri ile çok sayıda insan işsiz kaldı. Halkın büyük kısmı yoksulluk sınırının altında bir gelirle yaşamaktadır. Tüm bunları gören yoksulluğu teşvik eden değil istihdamı önceleyen ve yoksulluğu bitirme hedefiyle bütçe planlamaları yapılmalıdır.

İŞKOLU EMEKÇİLERİ İÇİN TALEPLERİMİZ:

"İşkolu emekçileri yoksulluk sınırının altında, açlık sınırının biraz üzerinde ücret almaktadırlar. İş kolunda çalışan tüm emekçilerin temel ücreti yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalıdır.  Pandemi nedeni ile bakanlık personelinin iş yükü çok fazla artmıştır. Bütçede personel ödemelerinde personel açığı düşünülerek kadrolu ve güvenceli istihdamla personel açığının hızlı bir şekilde giderilmesi için ödenek arttırılmalıdır. Ağır engelli, çocuk ve yaşlılara hizmet veren yatılı kurumlarda çalışanların ek ödeme oranlarına 10 puan ilave edilerek artış sağlanmıştı. Benzer koşullarda ve risk altında hizmet vermesine rağmen kadınlara hizmet veren yatılı kurumlarda çalışanlara puan ilavesi yapılmamıştı. Bu maddenin düzeltilmesi ve kadınlara hizmet veren yatılı kurumların da aynı puan artışından yararlanmaları sağlanmalıdır. Meslek farklılıklarını ve meslek sorumluluk sınırlarını ortadan kaldıran, kişilere görevi ve yetkisi olmayan işlerin yaptırılmasına zemin hazırlayan "sosyal çalışma görevlisi" tanımı tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmalıdır.  Meslek çalışmaları mesleklerin sorumluluk alanları ve sınırları çerçevesinde tanımlanmalı, çalışanlara keyfi ve görevleri olmayan işlerin yaptırılması engellenmelidir. Mesleki çalışmalara ve meslek elemanları tarafından hazırlanan raporlara yöneticiler tarafından bilimsel ve mesleki olmayan biçimlerde müdahale edilmesi engellenmelidir. Yatılı kurumlarda çalışan personelin nöbet ücretleri artırılmalıdır. Yatılı olmayan kurumlarda gerçekleştirilen fazla çalışma ücretlendirilmelidir. İcap nöbetleri ve danışmanlık tedbirleri için ödenen ücretler yapılan işin ve çalışanların emeklerinin karşılığı olabilmekten çok uzaktır, ücretlerde artış sağlanmalıdır. Görevde yükselme ve unvan değişikliğinde mülakat kaldırılmalıdır. Ek ders karşılığı çalışma kaldırılmalı, personel ihtiyacı kadrolu istihdamla karşılanmalıdır. Fiilen genel idari hizmet sınıfı işlerini yapan yardımcı hizmetler personelinin sınavsız genel idari hizmetler kadrosuna geçişleri sağlanmalıdır. Çocuk eğiticilerinin kadrosu genel idari hizmetler sınıfından çıkartılarak sağlık hizmetleri sınıfına alınmalıdır. Vekâleten idarecilik kaldırılmalı, asil idarecilik kadrolarına liyakat ile seçim yöntemi ile atama yapılmalıdır. Atama ve yer değiştirme yönetmeliği değiştirilmeli, tayin ve yer değiştirmede hiçbir kurumda olmayan koşul ve kriterler ortadan kaldırılmalıdır. Sosyal hizmetler risk ve tehdidin yüksek olduğu bir çalışma alanıdır. Sosyal incelemeler, evde hizmet verilmesi gereken durumlar, güvenlik riski olanlara yönelik kurumlarda yapılan çalışmalar, çalışanlara yönelik tehditler başta olmak üzere çalışanların fiziki ve hukuki güvenliklerinin sağlanması için gerekli tedbirler alınmalıdır. Bütçe görüşmelerini dikkatle takip etmeye ve sözümüzü söylemeye devam edeceğiz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı emekçilerinin sorunları dağ gibi, gerçek bir toplu sözleşme, halk için bütçe için örgütlenmeye, mücadeleye devam edeceğiz" dedi.

Mehmet Rebii Özdemir




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —