ÇGD Medya İzleme Raporları'nın yıllardır özveri ve özenle hazırlanmasında emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür etmeliyiz, ederiz. Bu raporlar, tarihin bu yıllarının kaydını tutmanın yanı sıra güncel gazetecilik ve ifade özgürlüğü mücadele programının çıkarılmasında da önemli kaynaklar oluyor; önemli bir eksikliğin tamamlanması; örgütlü fikirlerin yayılması anlamına geliyor. Sayılabilecek daha pek çok nedenle birlikte, ÇGD Medya İzleme Raporları'nın bu özellik ve işlevleri, bu çabanın sürdürülmesinin de gerekçeleridir kanımca.
Bununla birlikte Raporlar, gazetecilik ve ifade özgürlüğü alanında yaşanan olgular karşısında ortaya konması artık bir ihtiyaç haline gelen kimi başka üretimlerin de dayanağı olabilecek olgunluğu ulaşmış görünüyor.
Artık raporlara, deyim yerindeyse 'sığmayan' olay ve konuların olduğu açık. AKP iktidarının medya üzerinde(n) de oynadığı 'yeni rejimin yeni kamusu'nu oluşturma girişimleri, raporların ötesinde değerlendirmelere ihtiyaç duyuyor. Buna son iki örnek, Berat Albayrak'ın istifa haberinin veril(e)memesi ve Olay TV'nin kapat(tır)ılmasıdır. Her iki olaya da gerek sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlarla ve açıklamalarla tepki verilmiş olsa da, bu olaylar daha geniş çerçevede ve tekil olarak ele alınması gereken meselelerdir kanaatimce. Albayrak'ın istifasıyla ilgili medya/habercilik tartışmasını da Olay TV konusunu da, AKP'nin istibdat döneminin önemli olayları olarak görüyorum. En 'sıradanlaştırılmış' yayın yasağından yine en 'alışılmış' gazeteci(lik) davasına kadar her baskı ve saldırı fiili, tabii ki buna örnek olarak görülebilir ve öyledir. Lakin bu iki olay, Doğan Medya Grubunun Demirören'e zorla devri ile başlayan ve kendi içinde özgün özellikleri olan bir dönemin en önemli iki olayıdır. Bu nedenle, gösterilmesi tabii ki zorunlu olan refleksif tepkilerin ve raporlar içinde kapladıkları yerin ötesinde ele alınmalıdır diye düşünüyorum. ÇGD'nin sahip olduğu mesleki-politik perspektifin, bize bu olayların hem nicel gelişimleri hem de nitel anlamları hakkında şu anda olduğundan daha fazla bilgi ve görüş vermesi, üyelerin bilgilendirilmesinin yanında yaşam alanının daha net anlamlandırılması için gerekli. Örneğin Olay TV'nin kapatılmasının medya düzenine etkisi, (yalnızca o kurumda çalışanlar değil tüm) gazeteciler için anlamı vb başlıklarla değerlendirilmesi, bence bir ihtiyaçtır. Uzun yıllardır ilk kez bu düzeyde bir 'girişim'in hem medyanın genel yapısı hem de tek tek gazetecilerin mesleki pratiği açısından kimi anlamlara geldiği açık. Ücretlerde iyileştirmelerinden meslek sorgulamalarına kadar etkileri olan bir konu bu. Bugün Boğaziçi Üniversitesi'nin kapısına vurulan kelepçe kadar sembolik de bir konu. Kastım, olayların aktüel anlarında verilen tepkilerin ötesinde, bu tür 'moment/uğrak/sıkışmış an' özelliği gösteren olay ve konular özelinde daha detaylı ve analiz içeren özel raporlamalar ve analizler üretilmesi. Ne yazık ki AKP'nin bu alan üzerindeki baskı ve saldırıları, bizde de bir alışkanlık ve tepkilerin sıradanlaşması tehlikesi doğuruyor. Bunun kırılması gerekiyor ve ÇGD kırabilir, kırmalıdır.
Hem bir ÇGD üyesi hem de gazetecilik akademisinin bir üyesi olarak, ÇGD'den gelecek bu ve benzeri değerlendirmeler bugünü anlamamda, anlatmamda ve görüşümün açılmasında ihtiyaç duyduğum kaynaklardır da. Tıpkı raporlar ve açıklamalar gibi. Bu, kanımca bir boşluktur. Alandaki diğer örgütlerin çok değerli katkılarına rağmen ancak ÇGD'nin doldurabileceği bir boşluk. ÇGD'nin oynadığı fikir öncülük rolünün de gereği.
Böylece, Rapor'da emeği geçenlere bir kez daha teşekkür edip, yukarıda aktarmaya çalıştığım ihtiyac(ım)ı dile getirme fırsatını değerlendirmiş olayım. Gerek Yönetim Kurulu'nun gerek tüm üyelerin, ÇGD'nin sahip olduğu ilerici birikimin ve mücadele geleneğinin de işaret ettiği analitik fikir üretimini, halihazırdaki ve çok değerli olan üretimlerinin üzerine koyarak sürdüreceğine eminim.
Bu vesileyle, tüm ÇGD üyelerinin yeni yılını kutlarım.
Gökhan Bulut.