Haber: Mehmet Rebii Özdemir
(SAMSUN) – Samsun'un Havza ilçesine bağlı Hacıdede Mahallesi sınırlarında bulunan ve Hacıdede, Şeyhkoyun ile Ağdırhasan mahallelerinin içme suyu ile hayvanların su ihtiyacını karşılayan yayla gölünün RES ve GES çalışmaları kapsamında kurutulduğu iddia edildi. Köy halkı ve CHP Samsun Milletvekili Murat Çan gölün bulunduğu alanda açıklama yaptı.
Şeyhkoyun mahallesi halkından Kevser Öztürk
"Gelecek için çocuklarımız için torunlarımız için, Allah'ım bunu böyle yapmasınlar. Türkiye'ye bu kötülüğü yapmasınlar. Türkiye'mizden çok iyiydi. Yaşamayı kardeşçe yaşıyorduk. Yaşamayı biliyorduk. 80 yaşındaydım ben annem babam oraya giderdi. İki şey vardı. İki parti vardı. Şimdi yüz parti oldu. Bunlar ne böyle? Türkiye'yi mahvetmesinler. Türkiye'yi dürüst yapsınlar. Kardeşe yaşayalım. Hep beraber yaşayalım. Tamam. Tatlı tatlı geçirelim. Ne bu kötülük? Bu Türkiye'ye bu kötülük olmaz. Atatürk'ün kurduğu Türkiye böyle olmaz. Atatürk'ün izinden yürüyeceğiz, Atatürk'ün izinde gideceğiz her zaman. Allah izin verirse."
CHP Samsun Milletvekili Murat Çan
Hacıdede, Şeyhkoyn ve Ağdırhasan mahallelerimizin köylerimizin ortak yaylasındayız. Yaylamız Hacıdede Mahallesi sınırları içerisinde, buraya yaklaşık bir buçuk, iki yıl önce gelmiştik.
Buradan aşağıya doğru meraların yaklaşık bin dönüm bir arazinin mera vasfından çıkarılarak bu mahallede tam da arkamızda görüldüğü üzere Rüzgâr enerjisi ve güneş enerjisine sistemleri için bir şirkete tahsis edilmek üzere olduğunu o zaman söylemiştik.
Bunu kabul etmeyeceğimizi söylemiştik. Vatandaşlarımız yaklaşık 80 yıldır Cumhuriyet kurulduğundan bu yana özellikle Balkanlardan bu tarafa gelmiş vatandaşlarımız bu bölgede ikamet edip tarım ve hayvancılık yapmaktaydılar. Ama Tarım ve hayvancılık için en elverişli bu meranın 7-8 yıllık bir hukuki süreçten sonra maalesef tek adam rejiminin buraları uzantısıyla ellerinden alınarak bir enerji şirketine devredilmesine engel olmaya çalıştık. Bugün gelinen noktada hukuki süreç, vatandaşlarımızın başlattığı hukuki süreç, ÇED Çevre Etki Değerlendirme sürecine olan itirazları ve mahkeme süreçleri devam ediyor. Ama çok vahim bir hadiseyle iki üç aydır buradaki vatandaşlarımız karşı karşıya, tam arkamızda bulunan şu alan dağ malzemesinde doldurmuş, bu alan resimde görüldüğü üzere tam bir göldü. Bu bölgenin bu mahallelerin içme suyunu ve hayvanların içme suyunu karşılayan bir gölken bugün artık sadece yağan yağmurlar üzerinde yüzeyinde biriken bir iki santimlik kalınlıktaki su dışında böyle herhangi bir eser yok. Elimde vatandaşlarımızın beni karşılamak için topladığım menekşeli çiğdem çiçekleri var.
Daha önceki geldiğimizde vatandaşlarımız burada tarım ve hayvancılıkla ilgili kendi hikâyelerini ayrı ayrı anlatmışlardı. Bu bölgede topladıkları endemik bitkilerle Samsun'da, Havza'da pazara götürüp çocuklarını okuttuklarını, evlerini geçindirdiklerini söylemişlerdi. Bugün büyük bir mahzunluk var, her birinin yüzünde. Bu tamamen bu bölgedeki geleceklerini kaybetme duygularıyla alakalı. Tek adam rejiminin bir yandan aşağıda devlet eliyle Havza'yı ovalaştırdık propagandası yaparken, bir yandan doğal tarım alanlarını, doğal sulak alanları doldurarak ya da etrafını sınırlayarak sermayeye peşkeş çektiğine burada şahidiz. Birazdan burada çiftçilik yapan vatandaşlarımız umudunu burada arayan gençlerimiz gelecekleriyle ilgili kaygılarını ve yaşını almış büyüklerimizse geçmişteki anılarını bize aktaracaklar.
Ben şunu söyleyerek bitirmek istiyorum. Gelirken kullandığımız yol, inanın asfalt gibi bir yoldu. Bundan iki yıl önce biz buraya geldiğimizde, yolun satında çukurlar, çökmeler söz konusuydu. Şimdi sermaye, kendi işini kolaylaştırmak için buraya neredeyse otoban şeklinde zeminde bir yol tesis etmiş. Bu bile sermayenin vahşiliğini, kural tanımazlığını vatandaşa, vatandaşı hiçe sayma durumunu hepimize göstermekte.
Hacıdede mahallesinden emekli Astsubay Şenol Özcan
"Biz sadece şu toprakların talan edilmesine karşıyız. Burası kiralanacaksa eğer ki bizim ülkemizin faydasınaysa bunu biz kiralayalım. Niye gelsinler de bizim topraklarımızı bu hale sokuyorlar? Burası bizim her şeyimizdi. Suyumuz, su varsa her şey vardır. Biz dağda, ben 10 sene dağlarda gezdim. Su varsa orada yaşıyorduk. Su yoksa en fazla bir gün kalıyorduk. İkinci gün kalamıyorduk vekilim. Evet, yoksa bizim buraya şunu yapılmış, bunu yapılmış. Biz hiçbir şeye karşı değiliz. Ama yazıktır. Eğer burası kiralanacaksa, buraya bir ses yapmaya, gez yapmaya bilmiyor muyuz? Biz de biliyoruz. Bizde mühendisi de var, doktoru da var, hukukçusu da var. Hepsi var, potansiyelimiz var. Ama bizi lütfen bu konularda çaresiz bırakmasın."
Hasan Gümüş, Havza Mücadele ve Balkan Bektaşi Türk Kültürü Cemevi Derneği başkanı
Murat Bey'i bundan iki ay önce makamında ziyaret etmiştik. Çok sağ olsunlar bizi kırmadılar. Bugün yanımızda oldular. Bize destek verdiler. Kendilerine ayrıca teşekkür ediyoruz. Sizlere teşekkür ediyoruz. Şener Hocama ayrıca teşekkür ediyoruz. Onlar da bize bir güç verdiler. Yine sizlerin de katılımı çok önemli. Bu konuda ilgili kısa bir şey yapmak istiyorum. Basın bildiğiniz şeklinde: Temiz enerjiye, güneş enerji santraline karşı değiliz. Ülkemizin ot bile bitmeyen birçok alanı var. Güneş enerji santralleri kıraç alanlara yapılmalıdır. Yapılırken dikkat edilmesi gereken hususlar kanunda belirtilen anayasanın içeriklerine göre vardır. Köyümüzde 10 yıl önce faaliyete başlayan Rüzgâr enerji santralinin yapımında hepimiz devletimizin yararına olduğunu düşünerek elimizden geldiğince yardımcı olduk. Arazimizin içinden geçen yolu gönüllü olarak verdik. Hepimiz kamu yararına olacak diye canla başla yardımcı olduk. Çabuk misafir ev sahibini bastırılmış. Bizim iyi niyetli duruşumuz Ekim Elektrik Şirketi'nin iştahını kabartıp, bir taşla iki kuş vurmak istemektedir. Yeni bir yatırım yapmadan aynı yüksek gelişim hattını kullanarak güneş enerji sistemini kurmak istiyor. Burada 760 dönüm meramız bu şirkete 15 milyon TL ot bedeli karşılığında devrediliyor. 35 yıllığına. Bunun anlamı şu: her yıl için bir kurbanlık dana fiyatı. Dahası buranın tapusu verilmiş. ÇED görüşmelerinde köylünüzün ret cevabı alınmadan kapalı kapılar arkasında süreç devam ediyor. O kadar hoyratça bir tutum içinde olan bu şirket, güneş enerji santrali ile rüzgâr enerji santrali arasına bağlantı yolu yapıyor. Bu yolu her iki tarafına tel çekmek için Samsun Büyükşehir Belediyesi'nden izin istiyor. Kalan meralara ulaşmak için teller çekilirse, hayvanla yürüyerek 2 saatte gitmemiz gerekiyor. Bu aymazlık, bu merhametsizlik… Burada tabiat harikası bir sulak göl vardı. Turnaların, leyleklerin, yabani ördeklerin yaşadığı bir alandı. 48 saat içinde taş ve kum ile dolduruldu. Bu gölün yüz ölçümü GES kurulumu için çok önemli bir yeri yoktu ama bizim için çok önemi var. Hacıdede, Şeyhkoyun ve Ağdırhasan köylerini içme suyu kaynaklarını besleyen ana su rezervidir. Burada yaşayan 1500 kişinin temiz su ihtiyacını karşılayan kaynak kurutuldu. Bu kötülüğü Müslüman olan yapmaz. Tepenin başında başka su yok. Gölün derhal eski haline getirilip tekrar doğaya kazandırılmasını istiyoruz. Rüzgâr enerji santrallerinin yaydığı ultrasonik sesler şimdiden hayvanlarımızın doğurganlığını yarı yarıya düşürdü. Güneş panellerinin altında serilen kum tabaka ve cam yüzeyleri iklim sıcaklığımızı yaklaşık 5 derece yükseltecek. Ektiğimiz ürünler bu sıcaklıktan etkilenecek. İçimizden duyarlı bir abimiz Ender Yılmaz bu konuda dava açtı. Davaya maddi ve manevi tam destek veriyoruz. Yüce Türk milletinin adaletine güveniyoruz. Hukuksuz büyütülen projenin iptali ve durdurulması için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Şantiyede çalışanlara sesleniyorum: kazandığınız para size hayır getirmeyecek. Allah'ın adaleti er geç tecelli edecektir. Davayı açan kardeşimiz ve muhtarlarımız da yanımızda.
Ender Yılmaz, Hacıdede Mahallesi CHP Mahalle Sorumlusu
Süreç 12 Ocak'ta başladı. Olayı mahkeme kararıyla mahkemeye verdik. 3 ayrı dava, 3 bakanlık hakkında dava açtık. Mahkeme sonuçları ve ek bilgiler dosyaya eklendi. Bu içme suyu kaynağının bitmesi demek: tarımın bitmesi, hayvancılığın bitmesi, çeşmelerin kuruması demek. Şirket FETÖ'den ceza almış olmasına rağmen yılda bir kurbanlık parasına peşkeş çekiliyor. Hepimizin buna dur demesi lazım.
Hacıdede mahallesi halkından Ziraat Mühendisi Ozan Özkan
Ben Hacıdede köyünde ikamet ediyorum. Zooteknisi, Ziraat mühendisiyim. Mera'ya aktif olarak GES yapılması Mera Kanunu'na aykırıdır. Ayrıca proje kapsamında sunulan 1,5 bin ölçekli nazım imar planının ilgili hükümleri göz önüne alındığında, Tepegöl adlı doğal göle yapılan müdahalenin köyün içme ve hayvancılık amaçlı sularını ne derece etkilediği araştırılmalıdır. Şeyhkoyun köyünün ormanı olan 137 Ada 1 nolu parseldeki orman alanı ve RES'ler hakkında hukuki süreçler devam etmektedir.
Hacıdede mahallesi halkından çoban Nazike Kurt
"Bizim sesimiz oldun. Ben gerçekleri söylüyorum. Ben süslü lafları sevmem. Bu kararı bize Cumhurbaşkanımız verdi. Güzelce onayladı. Ben de onun namını özür dilerim. Saygısızlık olarak değil Cumhurbaşkanımıza. O sarayında otursun, biz de köyümüzde bir avuç toprağımızda rahat yaşayalım. Bu dağlarda nasıl günüm geçti? Suyumu buradan içerdim, hayvanım da buradan içerdi. Ama şimdi ne olmuş? Hayvanıma suyu nereden bulacağım? Kendime suyu nereden bulacağım? Bu köylüye bu eziyet ne ya? Yazık günah ya… Cumhurbaşkanım beni duy, köyüme seni davet ediyorum. Buyur gel."