MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
SAMSUN- DİSK Kadın Komisyonu, DİSK Emekli-Sen Kadın komisyonu- KESK Kadın Meclisi – TMMOB Kadın Çalışma Grubu TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu adına Samsun Eğitim-Sen Samsun Şubesi Kadın Sekreteri Havanur Susoy Taflan, 8 Mart'ın nereden ve nasıl başlatıldığını ve bugünlere nasıl geldiğini kamuoyuna şöyle aktardı. "New York'ta bir tekstil fabrikasında yanarak hayatını kaybeden işçi kadınların ardından bugün, 164 yıl sonra da dünyanın her yerinde, ayrımcılığa, şiddete, eşitsizliğe, sömürüye, baskılara karşı verdiğimiz; eşitlik, özgürlük, emek, hak, adalet, barış, laiklik mücadelesi ve dayanışma için sesimizi, isyanımızı birleştirme ve büyütme hikayemizi yazmaya devam ediyoruz. Bugün benzer taleplerle tekstil fabrikasında hakları için direnen kadınların izinden gidenler olarak; onları saygı ve şükranla anıyoruz. Erkek egemen kapitalizmin yarattığı yoksulluğu, işsizliği, ayrımcılığı, eşitsizliği, cinsiyetçiliği, gericiliği, şiddetin her türlüsünü, savaşı ve militarizmi en ağır biçimleriyle yaşıyoruz. Bugün pandemi ile birlikte mücadele nedenlerimiz çok daha katmerli hale getirilmiş durumdadır" diye konuştu.
KADINLARIMIZIN SON DERECE ŞÜPHELİ ÖLÜMLERİYLE YAŞAMLARI ÇALINIYOR…
Havanur Susoy Taflan, açıklamasına şöyle devam etti. " Kadına yönelik şiddet de yaşamın tüm alanlarında yaygın olarak sürmektedir. Her gün en az 4 kadın katledilmektedir. Kadınlar en yakınlarındaki erkekler tarafından fiziksel, psikolojik, cinsel şiddete uğramakta, intihar denilerek son derece şüpheli ölümlerle yaşamları çalınmaktadır. Şiddet her kesimden, her meslekten, her toplumsal kesimden kadına karşı uygulanmaktadır. Cezasızlık, korumasızlık ve hukuksuzluk nedeniyle kadına yönelen şiddet konusundaki istatistikler, dünya genelindeki bir insan hakları felaketini ortaya koymaktadır. Buna karşın yaşamlarını korumak için öz savunmasını kullanan kadınlar ise serbest bırakılmak yerine, ağırlaştırılmış cezalarla cezaevlerinde yaşamaya mahkûm edilmektedir. Kadınların insanlık dışı yöntemlerle, vahşice, toplumun, devletin gözü önünde öldürülmesi ve kadına yönelik şiddetin faillerinin, eril yargı ile "tahrik" adı altında indirimlerle serbest bırakılması, şiddeti ve kadın cinayetlerini körüklemektedir. Bizler tüm bunların arasında bugün haklarımızı aramak için mücadele verirken, hiç hız kesmeden kadınlara uygulanan vahşet devam ediyor. 8 Marta yaklaşırken iki kadın öldürüldü, cumartesi akşamı Samsun'da bir kadın çocuğunun gözleri önünde öldürülesiye dövüldü. Kadınların haklarını korumaktan sorumlu görevlilerin bu konunun takipçisi olacağız şeklinde açıklama yapmalarını kabul etmiyoruz. Bunun yerine artık konunun çözümü için bir adım atmalarının zamanı gelmedi mi? Bu konuya olan duyarsızlıkları nedeniyle her gün eksilmeye devam ediyoruz. Bu nedenle kadın cinayetlerinin politik olduğunu söylüyoruz. Kapkara bir cinsiyet körlüğü ile olaylara bakanları buradan uyarıyoruz. Bir an önce İstanbul Sözleşmesini uygulayın" şeklinde konuştu.
KADINLAR MUHAFAZAKÂR ve FEODAL BASKILAR VAR…
Samsun Eğitim-Sen kadın sekreteri Taflan, basın açıklamasına şöyle devam etti. "Nüfus politikaları ataerkil kapitalist sistemin ihtiyaçlarına uygun biçimde kadın bedenleri üzerinden, kadın cinselliği ve doğurganlığı denetlenerek sürdürülmektedir. Ülkemizde özellikle son yıllarda kadınların toplum içindeki ekonomik, kültürel ve sosyal etkinliği siyasi iktidarın bilinçli politikaları ile sürekli azaltılmaktadır. Kadınlar, muhafazakar–feodal kültürün baskısı ile evine kapanmaya zorlanmaktadır. Kadınların istihdam ve sosyal yaşama katılım oranlarında son yıllarda görülen düşüş bunun en açık göstergesidir. Bizlere müjde diye sunulan esnek çalışma biçimleri ile çalışma yaşamının dışına itiliyor, güvensizleştiriliyoruz. İşyerimizde, sokakta, evde Mobbing'e, tacize, tecavüze maruz kalıyor bizlere dayatılan toplumsal cinsiyet rolleri içine sıkıştırılıyoruz. Kararlarımız, farklılıklarımız, renklerimiz hatta kahkahamız yok sayılıyor, ne giyeceğimizden nasıl yaşayacağımıza kadar makbul kadın tanımlaması içine sokulmaya çalışılıyoruz. Kadın üniversiteleri, pembe otobüs gibi uygulama ve fikirlerle yaşamlarımız ayrıştırılıyor hatta tecrit edilmek isteniyoruz" dedi.
KADIN DANIŞMA MERKEZLERİNİ BİLE KAPATIYORLAR…
Havanur Susoy Taflan; "Bizleri çaresiz bırakmak isteyenler, kayyumlar eliyle kadın sığınma evleri, kadın danışma merkezleri kapatılıyor. Yaşam güvencemiz sayılabilecek İstanbul Sözleşmesi tartışmaya açılıyor, yaşam hakkımız elimizden alınmaya çalışılıyor. Biliyoruz ki eşitlikçi yönetim biçimleri işlevsel kılınmadan ne kadın ne de toplum şiddetten kurtulacaktır. Bu nedenle ülkemizde kadını eşit ve özgür birey olarak gören yasal dönüşümler ve uygulamaların bir an önce başlatılması, eşitlikçi, demokratik, laik, yönetim biçimlerinin hayata geçmesi, kadın bedeni üzerindeki tüm söz ve karar haklarının kadına ait olduğunun kabul edilmesi ve siyasi iktidarların kadının bedeninden elini çekmesi gerekmektedir. Erkek egemen sistemin tahakkümünü iliklerine kadar yaşayanlar olarak biliyoruz ki; yaşamlarımızı ve dünyayı hep birlikte değiştirebilir, dönüştürebiliriz" dedi.
DİSK Kadın Komisyonu, DİSK Emekli-Sen Kadın komisyonu- KESK Kadın Meclisi – TMMOB Kadın Çalışma Grubu TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu adına Samsun Eğitim-Sen Samsun Şubesi Kadın Sekreteri Havanur Susoy Taflan, taleplerini maddeler halinde sıraladı.
Bu nedenle;
Çünkü Söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var!
Emeğimiz Bedenimiz Kimliğimiz Bizimdir.
Taleplerimiz açık ve net:
eşit işe eşit ücret sağlansın,
Basın açıklamasının ardından şu sloganları atarak basın açıklamasını bitirdiler. "SÖYLECEK SÖZÜMÜZ, DEĞİŞTİRECEK GÜCÜMÜZ VAR!" " YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI"