Mehmet Rebii Özdemir
SAMSUN- KESK Samsun Şubeler Platformu Kadın Sekreterliği adına Havanur Susoy Taflan açıklamasına şöyle devam etti. "Bu nedenle yeni kuşaklara aktarılan ve yeniden üretilen cinsiyetçi anlayışınızı tanımıyoruz. Kız ve erkek çocuklar arasında ayrım yapan, kadına şiddet uygulayan erkek sevgisini istemiyoruz. Kadını çalışma hayatının dışında tutmayı, kadının çalışma hayatına girmesinin onun statüsünde hiçbir değişikliğe yol açmayacağını ve ailede söz hakkını da artırmayacağını düşünmekte hiçbir mahsur görmeyen bu eril zihniyetin öldüren sevgisini istemiyoruz. Eril zihniyetlerin kurduğu, asla bize ait olmayan yuvaları istemiyoruz. O yuvalar biz kadınlar ve LGBTİ+'lar, için kurulmamış. Bizlere neyi yapıp neyi yapmayacağımızı belletmeye çalıştığınız yaşam alanlarından bıktık artık" diye konuştu.
TÜRKİYE'DE KADIN CİNAYETLERİ KRONİKLİKTEN ÇIKTI CİNSKIRIM'A DÖNÜŞTÜ…
Havanur Susoy Taflan açıklamasını şöyle sürdürdü. "Erkekler yeni yılın ilk ayında en az 22 kadını ve bir çocuğu öldürdü, en az dokuz kadına tecavüz etti.10 Şubatta 2 kadın, 11 Şubat da 2 kadın öldürüldü. Kadınlar en yakınında ki erkekler tarafından öldürülürken yetkililer ne yapıyor? Türkiye'de kronik bir sorun haline gelen ve katliam boyutunu aşıp 'cinskırım'a dönüşen kadın cinayetlerinden artık bıktık. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin toplumda yerleşmesini sağlamadan bu tabloyu değiştirmek zor… Çünkü sorunun temeli tam da burada, kadını ikincilleştiren zihniyette yatıyor. Kadına şiddetin esas kaynağı toplumsal cinsiyet eşitsizliği iken, toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını reddeden ve bu yönde politikalar güden iktidarın derdi, ataerkil düzenin devamını sağlamak ve cinsiyetler arası güç dengesizliğini korumaktır" şeklinde açıklamalarda bulundu.
AKLIMIZ ve KADINLIĞIMIZ İLE ALAY EDEN SEVGİLİLER GÜNÜNÜ KABUL ETMİYORUZ…
KESK Samsun Kadın sekreteri Taflan açıklamasının son bölümünde şöyle konuştu. "Bu konuda politikalar üretenler, "Anayasamızın (Madde 10): Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep, vb. sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir." maddesini de çiğnemektedirler. Bu yüzden artık "Ülkemizde kadına şiddet neden artıyor, neden ortadan kaldırılamıyor" diye sormayı bırakalım. Zira sorunun cevabı gün gibi ortada: kadın politikalarında gerici zihniyet. Eril söylemlerin her gün yeniden üretildiği, bizlerin yaşam haklarının elinden alındığı bu ortamda hayatta kalmaya çalışırken öldüren sevginizi istemiyoruz. Bu şiddet iklimini üreten, her gün en az 3 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü, şiddetin türlü biçimlerini yaşadığımız, tacize tecavüze uğradığımız, iş hayatından, toplumsal hayattan dışlandığımız bu kapitalist sistemin, aklımız ve kadınlığımızla alay edercesine uydurduğu bu sevgililer gününü de kabul etmiyoruz. Biz kadınlar hayatta kalabilmenin mücadelesini verirken öldüren sevginizi kutlamayı reddediyoruz. Biz kadınlar tüm bunlara rağmen her türlü ayrımcı ve nefret söylemlerinize karşı dayanışmayla mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz. Çünkü insanın insandan korkmasına karşıyız. Bizim bütün mücadelemiz ayırımsız, sevgi dolu yarınlarda hep birlikte yaşamak içindir. Biz biliyoruz ki; sevgi yaşatır. Bu yüzden haksızlık nerede olursa olsun, zülüm nereden gelirse gelsin bizler barış ve sevgiyle bunun karşısında durmaya devam edeceğiz. Bu ülkenin geleceği gençlerinin de kadınların da her zaman yanında olacağız. Her zaman onlarla birlikte aydınlık yarınları örmeye çalışacağız. Kadınlığı ya değersiz ya da kutsal olma ikiliğine hapsedenlere inat, nefretinize inat yaşasın yaşam diyoruz. Tüm nefretinize inat, biz göğe bakmayı sürdüreceğiz" dedi.