Menü Çağdaş Samsun  "Okumak Bilgi, Bilgi Güçtür"
Tarih: 07.03.2026 15:20
KESK’li kadınlar 8 Mart’ta alanlarda: “Emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz bizimdir!”

KESK’li kadınlar 8 Mart’ta alanlarda: “Emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz bizimdir!”

Facebook Twitter Linked-in

Haber: Mehmet Rebii Özdemir 

(SAMSUN) – KESK Samsun Kadın Meclisi adına ESM kadın sekreteri Ayşe Anar, Eğitim-Sen Samsun şubesinde bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'ne ilişkin bir basın açıklaması düzenledi.

Emek, eşitlik ve özgürlük mücadelesi

KESK'li kadınlar, geçmişten bugüne emek, eşitlik ve özgürlük mücadelesi uğruna hayatını kaybeden işçi kadınların mücadelelerini selamladı. Ayrımcılığa, şiddete, eşitsizliğe, sömürüye, baskılara, savaşlara ve otoriterliğe karşı seslerini yükselttiklerini vurguladı ve dünden aldıkları güçle tüm kadınları örgütlü mücadeleye çağırdı.

Direnen kadınlara selam

İnsanca koşullarda çalışmak ve emeğinin karşılığını almak için Temel Conta'dan Digel Tekstil'e, Şık Makas'tan Migros Depo'ya direnen kadınlar; Gazze'den Rojava'ya, Ukrayna'dan İran'a, Afganistan'a savaş koşullarında var olmaya çalışan tüm kadınlar selamlandı.

Neoliberal politikaların etkisi

Neoliberal politikaların iş yerine yansıması olarak özelleştirmelerle okulların, hastanelerin, sağlık kuruluşlarının ve sosyal hizmetlerin özele devredilmesinin kadınların iş güvencesini ortadan kaldırdığı vurgulandı. İş barışının bozulduğu, aynı iş yerinde aynı işi yaparken özlük ve ekonomik hakların farklılaştığı, ücretlerin düştüğü, mobbing, şiddet ve tacizin arttığı, hak aramayı imkânsızlaştıran kuralsızlık sisteminin dayatıldığı belirtildi.

Kadınların ev ve bakım emeği

Kamu harcamalarının kısılmasıyla sosyal hakların daraltılmasının boşluğunu aile ve kadın emeğinin doldurduğu vurgulandı. "Annelik," "vicdan," "fedakârlık" değerlerinin öne çıkarıldığı politikaların kadınların omzunda yük yarattığı, bakım ve ev içi emeğin yarı zamanlı çalışma modeli, bakım ödenekleri ve komşu annelik uygulamaları ile "hükümetin enformel çalışanları" haline getirildiği ifade edildi.

Bakımın toplumsal sorumluluğu

Bakımın toplumsal bir sorumluluk olduğu, kadın doğasının/fıtratının bir parçası olduğu anlayışının yerleştirilmesine ve cinsiyetçi iş bölümünün kurumsallaştırılmasına itiraz edildi. Bu politikaların kadınları istihdam dışında bıraktığı, hane içi emeğin görünmez ve değersiz hale gelmesine hizmet ettiği belirtildi. 

Kadınları çalışma yaşamından dışlama politikaları

Kadınlara en az üç çocuk doğurun diyen AKP iktidarının, kadını çalışma yaşamının dışına itecek saldırıları müjde gibi sunduğu vurgulandı. Yarı zamanlı çalışmanın esnek çalışma olduğu, kadınların yükünü artırdığı ve haklarını gasp ettiği ifade edildi. Kreş açmanın devletin sorumluluğu olduğu, çözümün yarı zamanlı çalışma değil, ücretsiz kreşler olduğu hatırlatıldı.

Kadın işsizliği ve eğitim hakkı

Türkiye'de kadın işsizliğinin %45'e ulaştığı, yoksulluk, barınma ve beslenme gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı için kız çocuklarının eğitim hakkından mahrum kaldığı belirtildi. Kesintili eğitim sistemi, MEB yönetmelikleri ve cinsiyetçi müfredatın demokratik, bilimsel ve eşitlikçi eğitimi ortadan kaldırdığı vurgulandı.

Çocuk işçiler ve iş cinayetleri

MESEM projelerinde 77.715 kız çocuğunun ucuz işgücü ve tacize açık olduğu belirtildi. TBMM'de stajyer öğrencileri istismar edenlerin serbest bırakıldığı hatırlatıldı. İSİG verilerine göre iş yerlerinde tedbirlerin alınmaması nedeniyle 13 çocuk işçi hayatını kaybetti. Dilovası'nda Ravive Kozmetik'teki yangında 7 işçi, üçü çocuk hayatını kaybetti. 

Kadın cinayetleri ve hukuksuzluk

Günde en az 3 kadın katlediliyor; Türkiye'de aynı gün 6 kadın öldürüldü. 2026'nın ilk ayında 22 kadın öldü, 14'ü "şüpheli" olarak kayıtlara geçti. İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılması, 6284 Sayılı Kanun'un etkisiz hale getirilmesi, iktidarın kadın ve LGBTİ+ karşıtı politikaları eleştirildi.

Laiklik ve kadın özgürlüğü

Siyasi İslam dayatmaları ile patriarkal düzenin kadınları kamusal ve emek alanlarından dışlamaya çalıştığı belirtildi. Laikliğin kadınların yaşam ve eşitlik güvencesi olduğu, eşitlik ve özgürlüğün laiklik olmadan sağlanamayacağı vurgulandı. 

Faşizm, baskı ve savaş politikaları

Tekçi ve faşizan ittifakın kutuplaşma, çatışma ve milliyetçilik üzerinden kadınların hak arama taleplerini engellediği, cezaevlerinde hasta tutsakların ölüme terk edildiği ifade edildi.

Kadın mücadelesinin alan eylemleri

Kadınlar örgütlenerek karanlığı aşacak güçlerini gösteriyor. Talepler arasında:

İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanun'un etkin uygulanması

Güvenceli iş ve insanca yaşamaya yetecek ücret

Kadın yoksulluğunu derinleştiren politikalara son verilmesi

Kadın istihdamını artıracak sosyal politikaların hayata geçirilmesi

Çalışma hayatında cinsiyetçi ayrımcılığa son verilmesi

ILO 190 Sayılı Sözleşme'nin onaylanması

Tam zamanlı, ücretsiz ve nitelikli kamu kreşleri

8 Mart'ın ücretli izin günü sayılması

Kadın ve LGBTİ+'lara yönelik ayrımcılık ve şiddetin önlenmesi

Evde, işte ve tarlada emeği ve hakları için mücadele eden tüm kadınların 8 Mart Kadınların Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü kutlandı.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —