Mehmet Rebii Özdemir
SAMSUN- Samsun Demokrasi Güçleri adına konuşmasını sürdüren Züleyha Mangan sözlerine şunları ekledi. "Bugün Türkiye'yi emek cehennemine dönüştürerek uluslararası sermayeye pazarlama girişimlerinde önemli adımlar atılmak isteniyor. Bir yandan kıdem tazminatının kaldırılmasına dair adımlar atılırken diğer yandan 25 yaş altı ve 50 yaş üzerine dönük belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışma yaygınlaştırılmak isteniyor" dedi.
SOMA'DA VE ERMENEK'TE DİRENEN MADEN İŞÇİLERİ KAZANACAK!
Züleyha Mangan; "Bu saldırıyı, krizin üstüne binen pandemi yıkımının büyüttüğü işsizliği, giderek derinleşen yoksulluğu fırsata çevirerek yapmaya çalışıyorlar. Tıpkı köle kampları olan "izole çalışma üsleri" projesi, tıpkı bantlarda zaten dip dibe çalışan işçilerin molalarda bir araya gelişlerini engelleyen pandemi kuralları ve elektronik denetim biçimleri gibi. Patronlara sayısız teşvik, destek, vergi indirimi, muafiyeti sunanların işçi sınıfına mevcut kölelik rejiminin daha kuralsız hale getirilmesi dışında bir vaatleri yok! Hummalı bir çalışmayla patronların maliyetlerinin işçi sınıfının köleleşmesiyle en alt seviyeye çekilmesi peşindeler. Diğer yandan işçi sınıfı cephesinden gelişen her türlü hareketi, kıpırdamayı devletin baskı ve zor aygıtlarını devreye sokarak ezmek için ellerinden geleni yapıyorlar. İşçi ve emekçilere dönük kapsamlı saldırıların gündemde olduğu bu günlerde kollarını, bacaklarını, gözlerini, ciğerlerini yerin yedi kat altında çalışırken öğüten, çalışırken ölen madenci kardeşlerimizin başlattıkları direniş, bu sürecin nasıl yürünmesi gerektiğini de bir kez daha ortaya koydu" diye açıklamada bulundu.
FAŞİZME KARŞI OMUZ OMUZA
Samsun Demokrasi Güçleri adına açıklamayı devam ettiren Mangan: "14 yıldır ölüm ve iş kazası tazminatı alamamış, maden ocağının kapatılması sonrası 8 yıldır kıdem, ihbar ve maaş alacakları ödenmemiş Uyar Madencilik işçileri ve ailelerinin Soma'dan; yine aylardır maaşlarını alamayan Özbey Madencilik işçilerinin Ermenek'ten Bağımsız Maden-İş öncülüğünde eşzamanlı olarak başlattıkları Ankara yürüyüşü, korku eşiklerinin aşılıp işçi sınıfının fiili meşru mücadele hattına güvenmesinin diri tuttuğu bir ruhu ifade ediyor. İşçilerin sınıf bilinciyle olgunlaşan cesareti, haklılıklarından aldıkları güç dışında bir güvencesi yok. Üzerlerine yollanan kolluk güçleri karşısında da mahkemeler ya da devlet katındaki diğer görüşmelerde de güç aldıkları tek şey budur. İşçi sınıfını güçlü kılan, yaşamı üreten milyonlar oldukları bilincidir. Soma ve Ermenek'teki kardeşlerimizin o barikatların karşısında korkusuzca dikilmeleri hepimizin onur kaynağıdır. Bu onur, aynı zamanda bu duruşu sınıfın diğer bölüklerinin dayanışma pratikleriyle birleştirerek güçlendirme sorumluluğu demektir" şeklinde konuştu.
YAŞASIN SINIF DAYANIŞMASI
Züleyha Mangan; "Bugüne kadar gidilmedik yol, çalınmadık kapı bırakmayan işçi kardeşlerimiz buralardan hiçbir sonuç alamadılar. İşkolunda örgütlü olan sarı sendika da onlarla değil asıl olarak sermayeyle içli dışlı bir adres oldu. Mahkemelerden çıkan sonuçların da bir anlamı olmadı; keza patron bu kararları tanımadı, uygulamadı. Maden ve enerji patronlarına maden sahalarını rödovans yoluyla devreden devlet, buradaki kuralsız-vahşi sömürüye kayıtsız kaldı. Patronların mahkeme kararlarını uygulamama keyfiliğine pratiğiyle olur verdi, onlara hiç dokunmadı. Yasalara göre bu ihlallerde asıl sorumlu kendisi olduğu halde kılını kıpırdatmadı. En son Soma A.Ş. ve diğer şirketlerdeki 3 bin 500 madencinin tazminat haklarını yaptığı bir torba düzenlemeyle üstlenirken, aynı durumda olan Uyar Madencilik işçilerini dışında bıraktı. Bununla da yetinmeyip, işçilerin haklarını ödemeyerek, mahkeme kararlarını tanımayarak suç işleyen Uyar patronunun suçuna ortak olma pratiğini Azim Uyar'a 2 yeni maden sahası ruhsatı vererek pekiştirdi. Bu açıdan da Uyar Madencilikte çalışıp yıllardır tazminatlarını alamayan maden işçilerinin gerek yaşadıkları bu süreçler gerekse şimdi takındıkları tutum işçi sınıfı için müthiş derslerle doludur. Onların yaşadıkları sadece maden işçilerinin değil tüm Türkiye işçi sınıfının nasıl bir sömürü cehenneminde ter akıttığının özeti niteliğindedir. Onların bu süreçlerde biriktirdikleri bilincin korku duvarlarını da aşacak bir güce dönüşmesi büyük saldırılarla karşı karşıya olan işçi sınıfı ve emekçiler için bir mücadele kılavuzudur" dedi.
KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA, YA HEP BERABER YA HİÇBİRİMİZ
SDG adına Mangan açıklamasını şöyle devam ettirdi. "Bizler Soma ve Ermenek işçilerinin çiğnene çiğnene ezilen onurlarına sınıf mücadelesinin, örgütlü hareketin gücüyle sahip çıkmalarını saygıyla selamlıyoruz. Maden işçisi kardeşimizin dediği gibi: "Yerin yedi kat altında alın teriyle yaşamını devam ettirmek durumunda kalıp kör edilenlerden, sakat bırakılanlardan, ciğerleri çürütülenlerden hesap sormasın devlet. Devlet bunları yapanlardan, patronlardan hesap sorsun! İşçi sınıfını ve emekçileri bu onur bayrağını destek ve dayanışmayla daha da yukarılara çıkarmak için elbirliği yapmaya davet ediyoruz. Soma, Ermenek, Systemair HSK, Bimeks, Atlas Global, Uzel Makine, Real Market, Özer Elektrik, Muğla, Şanlıurfa, Kastamonu TÜVTÜRK, Çorum Ambarlar, Mersin ve Adana'daki Şişecam işçileriyle dayanışmak demek işçi sınıfı davasını büyütmek demektir. Soma ve Ermenek'te direnen maden işçileri yalnız değildir dedi