MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
KESK Samsun İşkolları kadın sekreterliği adına söz alan Eğitim-Sen Samsun Kadın Sekreteri Havanur Susoy Taflan, tepkilerini bir açıklamayla dile getirdi. Taflan açıklamasında şunları dile getirdi. "Doğanın talanına, doğal yaşam alanlarımızın yok edilmesine, kamusal alanların tasfiyesine, güvencesizliğe, geleceksizliğe, işsizliğe karşı her yaştan, her kimlikten, her inançtan, her meslekten milyonların; demokrasi, adalet, barış ve özgürlük mücadelesi Gezi direnişinin 9. yıldönümünde AKP iktidarı adeta yeni bir saldırı dalgası başlattı. Bir ülke cumhurbaşkanının kadınlara karşı kullandığı bu cinsiyetçi ve nefret dilini kabul etmiyor, kınıyoruz. Cumhurbaşkanı'nın daha önceki benzer küfürlerinin odağında da ağırlıklı olarak kadınların olması bir zihniyeti ve kadınlara bakış açısını ele veriyor. Emekçiler gibi kadınları da eşit vatandaş ve eşit yurttaş olarak görmeyen bu zihniyet mücadele eden kadınlardan ise adeta nefret ediyor, düşman olarak görüyor" ifadelerini kullandı.
HALKIN TAYYİP ERDOĞAN'A OLAN ÖFKESİ DİRENİŞE DÖNÜŞTÜ!
Kadınları aileye, evlere mahkûm etmeye çalışan, kamusal alanları erkeklere ait kılan patriarkal sisteme karşı çıktı. Kürtajı fiilen yasaklayan, kadınların ne giyeceğinden, nasıl yaşayacağından, kaç çocuk doğuracağına kadar söyleyen, erkek şiddetini besleyen, kadını esnek, güvencesiz ve ucuz emeğin kaynağı olarak gören, LGBTİ+'lar üzerindeki baskıları artıran AKP hükümetine karşı yaşam alanlarına sahip çıkan kadınlar direndi, mücadele etti. Halkın AKP iktidarına ve Tayyip Erdoğan'a olan öfkesinin direnişe dönüştüğü Gezi eylemlerinin ilk gününden itibaren kadınlar kent merkezlerinde, caddelerde, sokaklarda, parklarda özgürce ve eşit bir biçimde var olmanın mücadelesini verdi. Kadınlar, emekçiler, ezilenler direniş boyunca parkları da, geceleri de, sokakları da, barikatları da terk etmedi" diye konuştu.
CİNSİYETÇİ, AYRIMCI, ZEHİRLİ DİLİ KABUL ETMİYORUZ!
Tüm kadınlar adına tepkilerini devam ettiren Havanur Susoy Taflan şunları söyledi. "Çünkü Gezi umudun, geleceğine sahip çıkmanın, eşitlik ve özgürlük arayışının, ekolojik bir yaşam arayışının, direnişin simgesidir. Bir kez daha ifade ediyoruz: iktidara geldiği günden bu yana erkek egemen sistemin her türlü argümanı kullanan siyasi iktidar ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Gezi eylemlerine katılanlara karşı kullanılan cinsiyetçi, ayrımcı, zehirli dili kabul etmiyoruz. Gezi Direnişinde bu kadar çok kadının direnişin içinde yer almasına karşı biriken öfkenin küfürler, tehditler olarak dışa vurulmasına karşı kadınlar her yerde 'Küfürle değil, inatla diren!' diyorlar! Milliyetçi, tekçi, dinci, muhafazakâr, mafyatik, kadın düşmanı, homofobik politikalarla, tutuklama ve gözaltılarla Gezi itibarsızlaştırılamaz" şeklinde konuştu.
KİMSE EMEĞİMİZE, BEDENİMİZE VE KİMLİĞİMİZE SALDIRIMAZ…
Evde, sokakta, işte, siyasette eril dil, eril zihniyet son buluncaya dek biz kadınlar hep birlikte mücadele edeceğiz. Cinsiyetçi, homofobik kadın düşmanı politikalarla sonuna kadar savaşacağız. Biz haklarımız için, ölmemek için, taciz ve tecavüze uğraşamamak için, özgürlüğümüz için, işimiz ekmeğimiz için evde, mecliste, sokakta mücadeleye devam ediyoruz ve edeceğiz. Emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz üzerinden geliştirilen her türlü saldırıya karşı mücadelemizden geri adım atmadık, atmayacağız! Ayrıca İstanbul Sözleşmesi'nden hukuksuz çekilme kararına açılan iptal davalarının da takipçisi olacağız. Ve buradan Danıştay'a sesleniyoruz: İSTANBUL SÖZLEŞMESİ'NİN İPTALİNİ DURDURUN. İSTANBUL SÖZLEŞMESİ ZATEN BİZİM" dedi.