Tarih: 18.12.2020 00:06
SAMSUNLU İŞÇİLER EMEKÇİLER! ACI REÇETE DEĞİL, İNSANCA YAŞANACAK ÜCRET!
Mehmet Rebii Özdemir
SAMSUN- Samsun Emek ve Demokrasi Güçleri bugün Sanayi bölgelerinde emekleriyle geçinen işçilere, ustalara,
'İnsan onuruna yaraşır bir kalfalara ve çıraklara dağıttıkları bildirilerde şu ifadelere yer verildi. yaşam sürmek, bunun için gerekli asgari yaşam standartlarına ulaşmak, en temel insan hakkı olarak ulusal ve uluslararası sözleşmelerde, yasalarda açıkça yer almaktadır.
Asgari ücret, işçiler emekçiler açısından onurlu bir şekilde kimseye muhtaç olmadan kendisinin ve ailesinin yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayacak bir ücret anlamına gelirken, sermaye sahipleri açısından ise daha çok iş daha az ücret anlamına gelmektedir.
Pandemi döneminde işçilerin emekçilerin, yaşamak için çalışırken yaşamlarının nasıl hiçe sayıldığını, göz göre göre ölümüne çalıştırıldıklarını daha net gördük. İnsanların yaşamak ve yaşatmak için ölmek zorunda kalmadıkları, insanca çalıştıkları bir çalışma düzenine acil ihtiyacımız var.
Devletin asli görevi; ülkenin kaynaklarını halkın ihtiyaçları ve çıkarları doğrultusunda değerlendirerek vatandaşlarına insanca yaşam olanakları sağlamaktır. Ama bugün devleti yönetenler ülkenin bütün kaynaklarını bir avuç sermayedarın çıkarları için seferber etmektedir. Aşırı üretim sonucu krize giren, kendi krizini yoksulları daha fazla sömürmenin fırsatına dönüştüren, kendisi için sürekli ballı teşvikler, imtiyazlar sunan patronlar: yoksullar için de acı reçete, sürekli zamlar, yeni vergiler, vergi artışları, işsizlik reva görüyorlar. Bütün tüketim mallarının fiyatı ikiye üçe katlanırken enflasyon %11,5 diyenlerin yüzü bile kızarmıyor.
Her aralık ayında bir asgari ücret tiyatrosu yeniden sahneye konulmaktadır. Halka sadece seyrettirilen sahte tartışmalar çekişmeler eşliğinde, sonucu tek taraflı olarak halkın aleyhine önceden belirlenmiş sahte görüşmeler sonrasında, kırk dereden su getirerek "ekonomi zor durumda, olsa dükkân senin" yalanlarıyla topluma yeniden açlık ve yoksulluk ücretleri dayatılır. Sadece asgari ücretle çalışanları değil, taban ücret olduğu için, bütün çalışanları ve geçimi bu üç kuruşluk sefalet ücretine bağlı bütün aile bireylerini de ilgilendiren bir dayatmadır aslında. Bunlar bile gerçeği tam olarak yansıtmıyor. Çünkü belirlenen resmi asgari ücretin bile yarısına, haksız, hukuksuz, güvencesiz, kayıt dışı çalıştırılan yüzbinlerce mülteci işçi ve sömürü sistemin en çok mağdur ettiği kadınlar ve çocuklar da var bu gerçeğin içinde. Hal böyle iken kendi halkının yakıcı taleplerini görmezden gelen hükümet, her fırsatta 150 ye yakın ülkeye yardımlar yaptığını söyleyerek şov yapmaktadır.
Ekonominin battığına mı inanalım, yoksa her yıl sömürerek semiren yeni milyonerlere mi, ekonominin uçtuğuna, tavan yaptığına mı inanalım acaba? Hepsi de doğru galiba. Hepsi de eşzamanlı oluyor bunların. Yoksul halkın ekonomisi batarken zenginlerinki tavan yapmakta, işçilerin emekçilerin ekmeğini alın terini her gün biraz daha fazla yutarak uçuşa geçmektedir.
Her yıl yeniden tekrarlanan ve toplumu açlığa, yoksulluğa, işsizliğe mahkûm eden bu Ali -Cengiz oyununun bozulması emekçiler açısından zorunlu bir ihtiyaçtır ve mümkündür. Onurlu ve insanca bir yaşam isteyen bu ülkenin bütün işçileri emekçileri kendi işyerlerinde kurumlarında ve mahallelerinde örgütlenerek güçlerini ve taleplerini birleştirmeli; çalışma koşullarını ve asgari ücreti kendi çıkarlarına uygun olarak belirlenmesi için istikrarlı, kararlı bir mücadele yürütmek zorundadır. Bu mücadeleyi örgütlemek, başarıya ulaştırmak; başta işçilerden emekçilerden halktan yana olan bütün sendikalar dernekler ve partiler olmak üzere hepimizin görevi ve sorumluluğudur. Asgari ücretin açlık yoksulluk ücreti değil; insanca yaşam ücreti olarak belirlenmesi için Haydi mücadeleye' ifadelerine yer verdiler.
Orjinal Habere Git
— HABER SONU —