Menü Çağdaş Samsun  "Okumak Bilgi, Bilgi Güçtür"
Tarih: 01.12.2021 20:43
TDB;   Sağlık bakanlığına göre Dişhekimleri üvey evlat mı?

TDB; Sağlık bakanlığına göre Dişhekimleri üvey evlat mı?

Facebook Twitter Linked-in

 Mehmet Rebii Özdemir

TDB Genel Başkanlığı tarafına yapılan açıklamalarda şunlar söylendi. 'Üniversiteler ve bunlara bağlı dişhekimliği fakültelerinin plansız açılması ve kontenjanların ölçüsüz olarak belirlenmesi, dişhekimliğinin geleceğini önemli ölçüde olumsuz etkileyecektir. Sağlık hizmetlerinde uygulanan vergiler ve özel olarak KDV'nin yüksek olması, sağlık hizmetlerinin maliyetini ve hizmete erişimi zorlaştırmaktadır. Kamuda görev yapan ve COVID-19 salgınıyla mücadelede en ön safta yer alan meslektaşlarımızın özlük haklarından çalışma koşullarına kadar pek çok sorun çözüm beklemektedir. Bu bağlamda döner sermayeden yapılan ödemelerin neredeyse sıfıra düşmesi ve bu ödemelerin emekli aylıklarına yansımama sorunu ivedilikle çözümlenmelidir.  

TDB'NİN TALEP ve GÖRÜŞLERİ
  
Genel Değerlendirme; Yönetmelik Taslağı genel olarak, uygulanmakta olan Yönetmeliğe göre daha sadeleştirilmiş olmasına karşın açılış süreci üç ayrı aşama olarak tanımlanarak uzatıldığı, ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde hizmet gerekliliğine ilişkin herhangi bir ihtiyaç tanımı yapılmadan, amacı belirsiz bir şekilde sağlık hizmetlerinin basamaklandırılmasına ilişkin düzenleme yapıldığı, iskân ruhsatının yanı sıra yangın ve depremle ilgili belgelerin
Ayrıca istenmesinin, merkez niteliğindeki sağlık kuruluşunun sahipleri arasında dişhekimi dışında birinin de olabileceğine ilişkin ısrarın sürdüğü anlaşılmaktadır. Yönetmelik Taslağıyla getirilen temel değişiklik ise vakıf üniversiteleri tarafından açılan hastane ve merkezlerin de bu Yönetmeliğin kapsamına alınmasıdır.

VAKIF ÜNİVERSİTELERİ TARAFINDAN AÇILAN SAĞLIK KURULUŞLARI
Yönetmeliğin amaç ve kapsamında yapılan değişiklikle vakıf üniversiteleri tarafından açılabilecek merkez ve hastane niteliğindeki sağlık kuruluşları da bu Yönetmelik'te belirlenen kurallara tabi tutulmuştur. Vakıf üniversiteleri 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa tabi olarak açılır ve faaliyet gösterir. Devlet üniversiteleriyle aralarında bir takım farklılıklar olsa da vakıf üniversiteleri de 2547 sayılı Yasa'da belirlenen amaç ve görevlere uygun olarak
Yükseköğretim kamu hizmeti sunarlar. Yükseköğretim kurumları, özerkliklerinin korunabilmesi için anayasal kurallarla temel yapılandırmaları belirlenmiş kamusal kurumlardır. Anayasa'nın 130. Maddesine göre: "Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin
İhtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzel kişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur.'  Nitekim üniversite hastanesi olarak bilinen araştırma ve uygulama merkezleri 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 3/c maddesinde yükseköğretim kurumu olarak belirlenmiştir. 

KAZANILMIŞ HAKLARIMIZ
Taslağın geçici maddesiyle, bütün sağlık kuruluşlarının 2025 yılında bu Yönetmeliğe uygun hale gelmiş olması istenmektedir. Mevcut sağlık kuruluşları bakımından yerine getirilebilmesi çok zor veya imkânsız koşullar olabilir. Bu yönüyle söz konusu geçici madde kazanılmış hakkı ihlal eden bir düzenleme niteliğindedir. Bunun yerine, yürürlükteki Yönetmeliğin geçici maddesinde olduğu gibi, mevcut sağlık kuruluşlarının bulundukları hal ile hizmet vermeye devam edebileceklerinin ifade edilmesi daha uygun olacaktır.

SÜREKLİ DİŞHEKİMLİĞİ EĞİTİMİ (SDE)
Fakültelerde edinilen bilgi ve becerilerin unutulmamasını, dişhekimliği alanındaki bilimsel ve teknolojik gelişmelerin izlenmesini ve topluma daha nitelikli dişhekimliği hizmeti verilmesini sağlamak amacıyla, 18 Şubat 1998 tarihinde Türk Dişhekimleri Birliği Merkez Yönetim Kurulu kararı ile Sürekli Dişhekimliği Eğitimi (SDE) Yönergesi yürürlüğe girmiş ve SDE Programı başlamıştır. O tarihten günümüze kadar yüzlerce bilimsel etkinlik düzenlenmiş ve çok sayıda dişhekimi bu etkinliklere katılmıştır. Zorunluluk olmadığı için; özellikle Sağlık Bakanlığı'na bağlı olarak çalışan dişhekimlerimizin katılımları ise çok düşük düzeyde olmuştur. 

"DİŞHEKİMLERİNİ İŞSİZLİK BEKLİYOR"
Ülkemizde Bilimsel Dişhekimliğinin kuruluşunun 113. yılının sonunda mesleğimiz ve toplum ağız diş sağlığı ile ilgili önemli değişimlerin ve kazanımların olduğu bir gerçek. Ancak başka bir gerçek de yıllardır tartışılan sorunlarımızın birçoğunun bugün halen gündemimizde olması ve önümüzdeki yıllarda da bu sorunların giderek ağırlaşacağıdır. Öncelikle belirtmek isteriz ki Türk Dişhekimleri Birliği; toplumun ve bireylerin ağız diş sağlığının iyileştirilmesini ve nitelikli dişhekimliği hizmetinin sunulmasını amaç edinmiştir. Bu amacına ulaşabilmek için de bilimsel temelli, kanıta dayalı, koruyucu ve önleyici ağız diş sağlığını önceleyen politikaları savunmaktadır. Sağlık Bakanlığı ve YÖK 2008, Türkiye'de Sağlık Eğitimi ve Sağlık İnsangücü
Raporu'nda; "Sağlık insangücü planlaması, topluma bugün sunulan ve gelecekte sunulacak sağlık hizmetlerini gerçekleştirmek üzere sağlık çalışanlarının yeterli nicelikte, yüksek nitelikte, düzgün bir dağılımla, yerinde bir zamanlama ile ve doğru bir şekilde istihdam edilmesidir" denmektedir. Ancak uygulamada diğer tüm mesleklerde olduğu gibi dişhekimliğinde de bu kriterlere göre planlama yapılmamaktadır. İnsangücü planlaması; ülkelerin kaynaklarını verimli kullanmak adına en çok önem verdikleri konulardan biridir. Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de
dişhekimliği lisans eğitimi en maliyetli eğitimdir. Bu anlamda dişhekimliği eğitiminde insangücü planlamasının daha da önem kazandığı bir gerçektir.
Ülkemizde; gelişmiş ülkelere göre tüm yaş gruplarında yaygın olan diş ve diş eti hastalıklarının dişhekimlerinin sayısının artırılması ile çözümü mümkün olmayacaktır. Koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerine öncelik veren, insangücü planlamasını; ihtiyaç, talep ve nüfus kriterlerine göre belirleyen ulusal sağlık politikaları oluşturulmadan, diş ve diş eti hastalıklarının çağdaş ülke seviyelerine getirilmesi mümkün değildir. Son 10 yıldır dişhekimliği eğitimi alanında insangücü planlaması ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde birbiri ardına dişhekimliği fakülteleri açılmış ve öğrenci kontenjanlarında kaygı verici artışlar yaşanmıştır. 2002 yılında 19 olan dişhekimliği fakülte sayısı bugün 103 sayısına çıkmıştır. (103 dişhekimliği fakültesinin 88'inde eğitim verilmektedir. Gelecek yıllarda diğer fakültelerde de eğitim başlayacaktır.) 2005 yılında 960 olan kontenjan; 2018'de 63 fakültede 4991 sayısına, 2021'de ise 88 fakültede 8356 sayısına ulaşmıştır.

 

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —