Mehmet Rebii Özdemir
SAMSUN- Basın toplantısına TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, TTB COVID-19 İzleme Kurulu üyeleri Prof. Dr. Kayıhan Pala, Prof. Dr. Özlem Kurt Azap, Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz ve Doç. Dr. Osman Elbek'in katıldığı basın toplantısında, COVID-19 pandemisinde Türkiye'de gelinen durum ve önümüzdeki sürece ilişkin tespit, uyarı ve öneriler aktarıldı. Basın toplantısının açılış konuşmasını yapan TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, "Türk Tabipleri Birliği Kanun'una göre halk sağlığına ve hastalara fedakârca özveri ile hizmeti bilen, bizlerin "İyi Hekimlik" diyerek tanımladığımız meslek geleneğini muhafaza edip geliştirmek bizim görevimizdir. Aynı Kanun hükümlerine göre; Birliğimize üye olan hekimlerin hak ve menfaatlerini korumak ödevimizdir. Dahası halkın sağlığını korumak için faaliyetlerde bulunmak, halk sağlığı ve tıp alanındaki sorunlarda resmi makamlarla karşılıklı işbirliği yapmak bizim yükümlülüğümüzdür" dedi.
TTB COVİD-19 ENSESİNDE ve KAMUOYUNA HER AYRINTIYI RAPOR EDECEK..
TTB Merkez Konsey Başkanı Prof.Dr. Sinan Adıyaman şöyle devam etti. "Türk Tabipleri Birliği, COVID-19 Pandemisi'nin ilk gününden itibaren yaptığı açıklamalar, hazırladığı rapor ve değerlendirmelerle Kanun'un verdiği bu görevleri yerine getirmeye çalışmaktadır. Türk Tabipleri Birliği, geçtiğimiz altı ay süresinde yaptığı basın açıklaması, verdiği röportajlar ve Sağlık Bakanı'na yönelttiği sorular dışında; 14 Mayıs tarihinde ikinci, 10 Temmuz'da ise dördüncü ay COVID-19 pandemi değerlendirme raporlarını açıklamıştır. Ayrıca 12 Haziran'da üçüncü, 14 Ağustos'ta ise beşinci ay değerlendirme görüşlerini kamuoyuyla paylaşmıştır. Başka bir ifadeyle Türk Tabipleri Birliği, her ay pandeminin gidişini değerlendirmiş ve bilimsel aklın şekillendirdiği önlemleri kamuoyu ve Sağlık Bakanlığı'na iletmiştir. Salgının altıncı ayını geride bıraktığımız şu günlerde geçmişten bugüne kadar Türk Tabipleri Birliği olarak vurguladığımız en önemli konular; verilerin şeffaf ve güvenilir olması, sağlık çalışanlarının nitelikli koruyucu ekipman eksikliği yaşamaması, test sayısının arttırılması, salgınla mücadelenin hastane değil birinci basamak merkezli yürütülmesi, sağlık sisteminin bu durum dikkate alınarak düzenlenmesi, yeniden açılmanın ve gerektiğinde kapanmanın epidemiyoloji bilimi çerçevesine uyarak şekillendirilmesi, gerektiğinde uygulanacak fiziksel hareketlik kısıtlamasının kamu ve özel sektör çalışanlarının tümünü kapsaması, salgından en çok etkilenen grupların belirlenerek onlara özel önlemler alınması, yerel yönetimlerin salgınla mücadelenin bileşeni haline getirilmesi ve pandemi mücadelesinin kişisel önlemlere bırakılmayıp, suçlama ve damgalama yapılmadan kamusal önlemlerle yetkinleştirilmesi konularıydı" diye konuştu.
COVİD-19 6 AY DEĞERLENDİRME RAPORUNU AÇIKLIYORUZ…
TTB Merkez Konsey Başkanı Prof.Dr. Sinan Adıyaman; "Şimdi şu sorunun yanıtını hepimizin vermesi gerekiyor: Eğer Türk Tabipleri Birliği'nin bu başlıklar halinde özetleyebileceğimiz önerileri hayata geçirilseydi, eğer bizlerle sürekli, yapıcı, açık, eşitlikçi bir görüşme ve salgın kontrolü eşgüdümü sağlansaydı bugün Türkiye'de bu kadar hasta ve ölüm yaşanır mıydı? 41'i hekim olmak üzere 95 sağlık çalışanını kaybeder miydik? Bugün, 21 Eylül 2020 tarihi itibariyle Türk Tabipleri Birliği COVID-19 Pandemisi Altıncı Ay Değerlendirme Raporu'nu açıklıyoruz. Bu rapor, geçmiş raporların bir devamı olarak salgını ele almakta, pandeminin ülke ve dünyadaki dinamiklerini gözler önüne sermekte, ülkemiz özelinde salgından "can alıcı" biçimde etkilenen grupları tariflemekte, salgına bütüncül yaklaşarak Türkiye'de sürdürülmesi gereken kontrol politikalarını özetlemektedir. Türk Tabipleri Birliği olarak bu raporun hazırlanmasına katkı sunan Türk Tabipleri Birliği, tabip odaları ve uzmanlık dernekleri COVID-19 izleme gruplarına, Türk Tabipleri Birliği'nin kol ve komisyonlarına ve tıp ve tıp dışı alandaki yetkinlikleriyle raporumuza katkı sunan yazarlarımıza, bilim insanlarına teşekkür ederiz" şeklinde açıklamada bulundu.
TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof.Dr. Sinan Adıyaman'ın açıklamasının ardından rapora ilişkin sunumu COVID-19 İzleme Kurulu üyesi Doç. Dr. Osman Elbek gerçekleştirdi. Elbek, "Salgının yayılma hızında Türkiye'de bölgeler arasında ciddi fark bulunduğuna dikkat çekerek, salgınla mücadelenin bu bölgesel farklılıklara göre şekillendirilmesi gerektiğini kaydetti. "Salgın yönetilemiyor, fırtına kapıda" değerlendirmesini yapan Elbek, halen Sağlık Bakanlığı tarafından salgınla ilgili açık ve şeffaf yeterli veri paylaşılmadığını, eksik ve şeffaf olmayan verilerle salgınla mücadele etmenin mümkün olamayacağını" vurguladı.
TTB'NİN COVİD-19 6 AYLIK DEĞERLENDİRME RAPORU ÖZET OLARAK ŞÖYLE:
Ülkemizdeki ilk COVID-19 olgusunun resmi olarak açıklandığı tarih olan 11 Mart 2020'den itibaren 5 ay 25 gün geçti. Türk Tabipleri Birliği ve tabip odaları halkın sağlığını koruma görevinin tarihsel bilinciyle bu tarihten çok önce başladığı uyarı, bilgilendirme ve önerilerine aralıksız olarak devam etti. Salgınla mücadelede başarılı olmanın ön koşulları olan şeffaflık, akıl ve bilimin kılavuzluğunda belirlenmiş politikalar, özel olarak salgına tedavi edici sağlık kuruluşlarından önce toplum bazında ve sahada göğüs gerilmesi, başta hekimler ve onların meslek örgütleri olmak üzere toplumun bütün kesimlerini içine alan topyekûn mücadele ve kolektif dayanışma ruhu sergilenmesi gibi gereksinimlere defalarca dikkat çekildi. Ülkemizdeki salgın eğrisi 6. Haftadan sonra tepe noktasına ulaşarak bükülmeye başlamıştır. Ancak olgu sayıları 14. Hafta ve sonrasında yeniden artmıştır. Bunun temel nedeninin 12. Haftanın sonunda, 1 Haziran itibarıyla başlatılan "normalleşme" adı verilen kontrolsüz "yeniden açılma" süreci olduğu anlaşılmaktadır. Fiziksel mesafe ve diğer korunma önlemlerinin gevşetildiği bütün yaz ayları boyunca, 2 Haziran'da 786'ya düşmüş olan günlük hasta sayısı bu tarihten yana olan 3 aylık sürede dalgalı bir seyir göstererek uzun bir plato çizmiş, son bir ayda ise maalesef istikrarlı bir artışla 3 Eylül itibarıyle 1,642'ye ulaşmıştır. Sürecinden başından beri sorguladığımız "tam ve doğru bilgilendirme" eksikliği yüzünden gerçek sayıların bu resmi verilerin çok üzerinde olduğu konusunda hem genel kamuoyunun hem de meslek örgütümüzde yaygın bir inanış vardır. Kimi zaman sadece bir ildeki COVID-19 ölüm sayılarının toplam Türkiye verisine yakın olduğu kamuoyuna yansımaktadır. Yakın zamanda İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanları'nın açıklamaları sadece hekimlerin değil, toplumun önemli bir kesiminin aynı kaygıları paylaştığını ortaya koymaktadır. Nitekim kamuoyu araştırmaları vatandaşların yüzde 59'unun Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı koronavirüs verilerine inanmadığını göstermektedir. Sağlık Bakanı'nın Mart ayının ikinci yarısından itibaren her akşam twitter mesajındaki bir tablo vasıtasıyla kamuoyuna aktardığı "Türkiye Günlük Koronavirüs Tablosu" veri başlıkları 29 Temmuz akşamı değiştirilerek toplam yoğun bakım hasta sayısı ve toplam entübe hasta sayısı parametrelerinin yerini hastalarda zatürre oranı ve ağır hasta sayısı almıştır. Bunun uluslararası standartlara uymak ile gerekçelendirildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan COVID-19 kaynaklı ölümlerin kaydında hâlâ Dünya Sağlık Örgütü'nün önerilerine uyulmamaktadır. Ayrıca, iki yeni parametrenin eklenmesinin salgının etkilerini gösteren çok önemli diğer iki parametrenin çıkarılmasını niçin gerektirdiği izaha muhtaçtır. Sağlık Bakanlığı'nın izlediği test stratejisi gerçek tabloyu ortaya koymaktan uzak kalmış, bu nedenle sürecin doğru yönetilmesine hizmet etmemiştir. Başlangıçta uzun bir süre binler seviyesinde kalan test sayıları örgütümüzün ısrarlı takibininde etkisiyle zamanla artmıştır; ancak testlerin ne kadarının mükerrer olduğu, ne kadarının futbolcular, siyasetçiler ve Cumhurbaşkanlığı çalışanları gibi toplamda büyük sayılara ulaşan gruplara yapıldığı, risk gruplarının ve semptomsuzların ne ölçüde teste tabi tutulduğu tartışmalara konu olmuştur. Ayrıca, temaslılara test yapılmamasının, sürveyansa ve filyasyon faaliyetlerinin yetersizliğinin salgının denetim altına alınmasını zorlaştırdığı unutulmamalıdır. Gerçek sayıların hayli altında kalan resmi olgu ve ölüm sayıları halkın bir bölümünün salgına ya da hastalığın tehlikesine inanmamasına neden olmuştur. Bu yüzden, salgınla mücadele toplumun tamamını ikna eden, kapsayan ve mücadeleye katan topyekûn bir savaşa dönüştürülememiş, yurttaşların bir bölümü fiziksel mesafe, maske ve hijyen kurallarına uymaktan vazgeçmişlerdir. Toplu seyahat, toplu ibadet, pandemi önlemlerinin aksatıldığı büyük toplanmalar, fabrika ve diğer işyerlerinde, otel, restoran ve diğer işletmelerdeki fiziksel mesafe uyumsuzlukları salgında kontrolün yitirilmiş olmasının başlıca nedenleridir. Hükümetin pandemi ile mücadele stratejisi büyük ölçüde yurttaşları uyarma ve hasta olanları tedavi etme ile sınırlı kalmakta; büyük anma toplantıları, önlemsiz mitingler, Ayasofya gibi kalabalık açılışların gerçekleşmiş olması bulaşıcılığın azaltılması için gerekli merkezi otoritenin ortaya konamadığını hatta tam tersi sonuca yol açacak bir anlayışın egemen olduğunu kanıtlamaktadır. Önümüzdeki sonbahar aylarında COVID-19 salgınının hız kazanacağı öngörülmektedir. Eş zamanlı olarak özellikle Ekim-Mart ayları arasında influenza'nın da artması tanısal güçlüklere yol açabilecektir. Bu nedenle COVID-19 tanı kapasitesi güçlendirilmeli, influenza benzeri hastalık ve ağır solunum yolu enfeksiyonu yakınmalarıyla başvuran her hastaya eş zamanlı influenza ve COVID-19 testi yapılmalı, öncül çalışmalarda COVID-19 mortalitesini azalttığına ilişkin bulgular saptanan influenza aşısının ücretsiz olarak çok yaygın biçimde uygulanması için yeterli aşı stoku dahil olmak üzere gerekli önlemler alınmalı, risk gruplarına pnömokok aşısı da yapılmalıdır. Öte yandan Türk Tabipleri Birliği (TTB) olarak bizim "yeniden açılma", hükümetinse "normalleşme" olarak adlandırdığı kontrolsüz sürecin sonucunda hız kazanan salgın, sağlık çalışanlarının sağlığını giderek daha fazla tehdit eder hale gelmiştir. Yönetilemeyen salgın, sağlık çalışanlarını ve hekimleri yoruyor, tüketiyor, öldürüyor! Özellikle son haftalarda neredeyse her gün bir veya birkaç sağlık çalışanını kaybediyoruz. Bu tablonun sonbahardan itibaren daha da ağırlaşacağından korkuyoruz. Sağlık Bakanlığı'nın, kendilerine ilettiğimiz sağlık çalışanlarına düzenli PCR testi yapılması, PCR testi negatif ama kliniği COVID-19 ile uyumlu olanların çalıştırılmaması, kişisel koruyucu ekipman eksikliklerinin giderilmesi, COVID-19'un meslek 8 hastalığı kabul edilmesi taleplerimize bir an önce olumlu yanıt vermesini bekliyoruz. Salgının başından beri Türk Tabipleri Birliği salgınla mücadele önceliğin hastanecilik hizmetlerine verilmesinin yanlışlığını, birinci basamak sağlık hizmetlerinin salgını denetim almada kritik işlevi olduğunu dile getirmiştir. TTB'nin birinci basamağa yönelik olarak yaptığı araştırmanın sonuçları birinci basamağın salgında ciddi olarak ihmal edildiğini ortaya koymuştur. Aile Sağlığı Merkezlerinin yüzde 71'i kişisel koruyucu ekipmanları yetersiz bulmuş, sadece yüzde 26'sına müdürlüklerce pandemi eğitimi verilmiş, yüzde 81'inde çalışanlara kontrol amaçlı PCR testi yapılmamış, yüzde 59'unda da kronik hasta olan, gebe ve emziren sağlık çalışanları ücretli izin alamamıştır. Yine, salgının başından bu yana salgınla topyekûn mücadelenin öneminden söz etmekteyiz. Bakanlık bu çağrıya kulaklarını tıkamakta, kendi oluşturduğu Bilim Kurulu'nun kimi önerilerini bile dikkate almayan bir anlayışla ilerlemektedir. Umumi Hıfıısıhha Kanunu'nun öngördüğü şekle aykırı olarak Umumi Hıfzısıhha Meclisleri salgınla mücadelede etkisiz hale getirilmiş, hukuksal dayanağı bulunmayan İl Pandemi Kurulları'nın aldığı kararlar Hıfzısıhha Meclislerine imza için gönderilir olmuştur. Buna itiraz eden tabip odası temsilcilerimizin Umumi Hıfzısıhha Kurulu üyeliklerine son verilmiştir. Ağustos sonu olarak planlanmış olan okulların açılma tarihi 21 Eylül'e ertelenmiştir. Okulların pandemi devam ederken açılması konusunda eğitimde eşitliği gözetecek bir bakış açısıyla hazırlanacak kısa, orta ve uzun vadeli stratejik planlara gereksinim olduğu, karar süreçlerine eğitim ile ilgili meslek örgütlerinin, öğretmenlerin ve ailelerin katılımının sağlanması gerektiği açıktır. Okullarda teması azaltacak ve risk grubunda olanları koruyacak önlemler alınmalı, okul sağlığı hizmetleri yapılandırılmalı ve etkinleştirilmelidir. Salgın ile geçen 5 aydan sonra Cumhurbaşkanlığı "COVID-19 Kapsamında Kamu Çalışanlarına Yönelik Tedbirler" konulu bir genelge yayınlamıştır. Salgın çalışma yaşamında kamu-özel sektör ayrımı yapmamaktadır. Özel sektör, tarım sektörü ve kayıt dışı alanlarda çalışan emekçiler, esnaf ve işsizler yok sayılamaz, kamu çalışanları dışındakiler kaderleriyle başbaşa bırakılamaz. Çalışma koşulları, özlük hakları ve sağlığın korunmasına ilişkin düzenlemeler sağlık alanı da dahil olmak üzere özel sektör için de bir an önce getirilmelidir. Sağlık Bakanı'ndan defalarca talep ettiğimiz yüzyüze görüşme talebi sonunda kısmi de olsa karşılık görmüş ve Sağlık Bakanı ile Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Dr. Sinan Adıyaman ve TTB COVID-19 İzleme Kurulu üyesi Dr. Özlem Azap bir görüşme gerçekleştirmiştir. Bu görüşmede hekimlerin ve sağlık çalışanlarının içinde bulunduğu koşullar ve yaşadıkları tükenmişlik, ücretleri, COVID-19'a yakalanan sağlık çalışanlarının maaşlarından yapılan kesintiler, tarama testleri, grip ve pnömokok aşıları, COVID-19 aşısı çalışmaları, COVID-19 ile ilgili Türkiye verileri ile tabip odası yöneticileri ve hekimlere yönelik baskılar konuşulmuştur. Görüşmeden iki gün sonra Sağlık Bakanı, "salgından etkilenerek görev yapamayan aile hekimleri ile sağlık çalışanlarının maaşlarından artık kesinti yapılama- 9 yacağını, COVID-19 hasta takibine göre 3 ay süreyle ek ödeme verileceğini" twitter hesabından duyurmuştur. Kuşkusuz COVID-19 salgını Türkiye'nin bir numaralı gündem maddesidir ve maalesef bir süre daha böyle olmaya devam edecektir. Türk Tabipler Birliği ve tabip odaları salgının halk sağlığı üzerine olan etkileri ile hekimlerin ve sağlık çalışanlarının sorunlarını en yakından izlemeye, elinizdeki raporlar gibi olanaklar vasıtasıyla kamuoyunu aydınlatma/yetkilileri uyarma görevine devam edecektir.
https://www.dalilaescort.com/category/kirsehir-escort/