Haber: Mehmet Rebii Özdemir
(SAMSUN) – KESK Samsun Dönem Sözcüsü ve Eğitim-Sen Samsun Şube Başkanı İsmail Yavuz, 24 Ocak 1980 Kararları’nın yıldönümü dolayısıyla yaptığı basın açıklamasında, emek karşıtı ve sermaye yanlısı politikaların bugün de sürdüğünü belirterek, bu sürecin yalnızca geçmişe ait olmadığını, güncel bir sorun alanı olduğunu ifade etti.
Unutmadık, unutturmayacağız. 24 Ocak gününün ve Ocak ayının ülkemiz tarihinde önemli bir yeri vardır. Ülkemizde emekten, demokrasiden, laiklikten, bilimden ve barıştan yana tutum alan; düşüncelerini ifade eden bilim insanları, aydınlar, gazeteciler, sanatçılar ve tüm muhalif kesimler, ne yazık ki hemen her dönem karanlıktan beslenen güçlerin hedefinde olmuştur.
Bundan 33 yıl önce, 24 Ocak 1993’te evinin önünde arabasına konan bombayla karanlık güçler tarafından katledilen Uğur Mumcu’yu; yine Ocak ayı içerisinde karanlık güçler tarafından katledilen Hrant Dink’i, Onat Kutlar’ı, Metin Göktepe’yi, Muammer Aksoy’u ve katledilen tüm bilim insanlarımızı, aydınlarımızı, yazarlarımızı ve gazetecilerimizi saygı ve özlemle anıyoruz.
24 Ocak tarihi, hem gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun vahşi bir cinayetle aramızdan koparıldığı gün olarak, hem de bugün ülkemizde tüm hızıyla devam eden emek karşıtı, sermaye yanlısı neoliberal dönüşüm sürecinin simgesi olan 24 Ocak 1980 Kararları ile hafızalarda yer etmiştir.
Serbest piyasa ekonomisine ve ihracata dayalı ekonomik modele geçilen 24 Ocak 1980 Kararları ile emek karşıtı, sermaye dostu bir düzenin taşları döşenmiştir.
24 Ocak Kararları ile işçilerin, emekçilerin ve emeklilerin kazanılmış tüm hakları hedef tahtasına konulmuştur. Aradan geçen 46 yılda, 24 Ocak Kararları’nın izinde yürüyen iktidarlar döneminde işçilerin ve emekçilerin grev ve toplu sözleşme hakkı başta olmak üzere sendikal hakları alabildiğine sınırlandırılmıştır. Bugün yaşadığımız ekonomik buhranın taşları, 24 Ocak Kararları ile döşenmiş; ulusal kalkınma modeli terk edilerek, ülke ekonomisi uluslararası sermaye ve onun işbirlikçileri eliyle özelleştirmeler yoluyla yağmalanmıştır.
24 Ocak Kararları ile devlet eliyle verilen kamu hizmetlerinin tasfiyesinin, eğitimden sağlığa tüm kamu hizmetlerinde özel sektörün ağırlığının artırılmasının önü açılmıştır. Devletin küçültülmesini ve savunma ile güvenlik dışında kalan tüm kamu hizmetlerinden elini çekmesini savunan siyasal iktidarlar, aradan geçen 46 yılda kamu hizmetlerini adım adım piyasaya açmıştır. Bütçelerde kamu yatırımlarına ayrılan paylar azaltılmış, milyonlarca kamu emekçisi ve emeklisi yandaş konfederasyonlarla yapılan toplu sözleşmelerle düşük ücretlere ve güvencesiz istihdama mahkûm edilmiştir. Buna karşın teşvikler yağdırılan özel sektörün, eğitim ve sağlık başta olmak üzere tüm kamu hizmetlerindeki payı artırılmıştır.
24 Ocak Kararları ile rekabetçi bir piyasa ve ekonomi kurulması adına ücretler ve maaşlar düşürülmüştür. Bu kararları rota edinen siyasal iktidarlar, aradan geçen 46 yılda milyonlarca işçiyi ve emekçiyi açlık sınırının altına itmiştir.
24 Ocak Kararları ile devletin ekonomideki payını azaltan önlemler kapsamında Kamu İktisadi Teşekkülleri’nin yok pahasına sermayeye devrinin önü açılmıştır. Aradan geçen 46 yılda halkın birikiminin ürünü olan fabrikalar ve işletmeler, “özelleştirme” ve “sermayeyi tabana yayma” adı altında yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekilmiştir.
24 Ocak Kararları ile tarım ürünlerini destekleme alımları sınırlandırılmış; gübre, enerji ve ulaştırma dışında kalan sübvansiyonlar kaldırılmıştır. Bu kararları rehber edinen siyasal iktidarlar, aradan geçen 46 yılda çiftçiliği, tarımı ve hayvancılığı bitirmiştir. Patatesten soğana, buğdaydan samana, etten şekere kadar neredeyse tüm tarım ve hayvancılık ürünlerinin ithal edildiği bir ülke yaratılmıştır.
24 Ocak Kararları, işçilerin, emeklilerin ve tüm emekçilerin tepkisiyle karşılanmış; emekçi sınıfı bu emek düşmanı kararlara grevlerle yanıt vermiştir. Bu nedenle kararların hayata geçirilmesi ve mimarlarının iş başına getirilmesi için 12 Eylül askeri darbesi gerçekleştirilmiştir. Bu kararların izinde yürüyen iktidarlar ise 46 yıl boyunca işçilerin ve emekçilerin haklarını ortadan kaldıran baskıcı düzeni sürdürmüştür. 12 Eylül Anayasası’ndan aldıkları güçle, serbest piyasa ve özel yatırımlar önünde engel olarak gördükleri her türlü işçi ve emekçi hakkı önce esnetilmiş, ardından adım adım ortadan kaldırılmıştır. İşçilerin ve emekçilerin grev ile sendikal hak ve özgürlüklerini kullanmaları, OHAL uygulamalarından istifade edilerek engellenmiştir.
24 Ocak dün değil, bugündür.
Kısacası 24 Ocak Kararları ile önü açılan; ülkenin tüm fabrikaları ve kaynaklarının halkın elinden alınarak yerli ve yabancı tekellere peşkeş çekilmesi, finansal liberalizasyona geçiş, reel ücretlerin eritilmesi, kamu işletmelerinin özelleştirilmesi, sendikal ve sosyal hakların tırpanlanması, kamusal malların piyasada fiyatlanması ve vatandaşların eğitim ile sağlık başta olmak üzere kamu hizmetlerinden parasız yararlanma haklarının gaspı gibi birçok hedefte aradan geçen 46 yıl içinde önemli mesafe kaydedilmiştir.
Dolayısıyla 24 Ocak Kararları’nı ve bu kararlara ruhunu veren; özelleştirmeden güvencesizleştirmeye, iş cinayetlerinden kamu hizmetlerinin tasfiyesine kadar pek çok saldırının hayata geçirildiği emek karşıtı düzeni konuşmak, dünü değil bugünü konuşmak ve anlamaktır.
Konfederasyonumuz, tüm emekçilere 19. yüzyıl kölelik koşullarından başka bir şey vaat etmeyen; sömürüden ve baskıdan beslenen emek, demokrasi ve halk karşıtı düzene karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir.