Sizlere şu anda neler yaşadığımızdan bahsetmek istiyorum.
Dünyada ve ülkemizde ekonomide neoliberal politikaların krizini yaşıyoruz. Etrafımızdaki ülkelerde Suriye’de, Ukrayna’da, Filistin’deki savaşları, kadın çocuk, yaşlı, genç insanların ölümlerini, yaşıyoruz.
Emperyalistlerin mazlum halkların dişinden tırnağından artırdıklarına saldırışlarını, gözlerinin bir türlü doymadığını yaşıyoruz.
İklim krizini, Enerji krizini, Gıda krizini, Doğamızın talanını yaşıyoruz.
Ülkemizde neler oluyor;
Kadın cinayetleri, taciz, tecavüz, Mobbing, yüksekten düşme, düşük ücret
İşsizlik yaşıyoruz. İşsizlerin sayısı 9 milyona ulaştı. Her 5 gençten biri, her 3 kadından biri işsiz.
Yüksek enflasyon yaşıyoruz. Ülkemiz OECD ülkeleri içinde resmi enflasyonu en yüksek ülke durumunda. Bugün enflasyon sırlamasında bizden sonra gelen ülkeyi (Macaristan) tam beşe katlıyoruz. Tüm dünyada gıda enflasyonu düşerken bizde artmaya devam ediyor. OECD ortalaması % 8 iken biz %72. Çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığımız gerçek hayat pahalılığı TÜİK enflasyonunu katlıyor
Düşük ücretle yaşamaya çalışıyoruz. Açlık sınırı 17.215 TL’ye, yoksulluk sınırı 50.750 TL’ye dayandı. 85 milyonluk nüfusun 51 milyonu açlık sınırı,32 milyonu ise yoksulluk sınırı altında yaşam savaşı veriyor.
Ülkede emeklilerin yarısı en düşük aylık olan 7 bin 500 TL’ye, çalışanların yarısı ise 11 bin 402 TL’lik asgari ücrete mahkûm edilmiş durumda. 2024 yılı için ise asgari ücreti 16 ile 19 bin TL yapma çabası içindeler.
Aldığımız ücretle-maaşla ayın sonunu getiremiyoruz. En temel ihtiyaçlarımızı karşılamak için borçlanıyoruz. Bu yüzden halkın kredi kartı borçları geçen yıla göre iki buçuk kat arttı. Bugün her 100 kişiden 12’si borcunu ödeyemediği için yasal takipte.
Emeği ile geçinen kesimler olarak, halk olarak her geçen gün daha fazla yoksullaşıyoruz. Daha fazla güvencesiz hale getiriliyoruz.
Ülkeyi yönetenler ise yıllardır anlattıkları masallara yenilerini eklemeye devam ediyor.
İktidar hala “İşçiyi, memuru, emekliyi enflasyona ezdirmedik. Yeni bir ekonomik modele geçtik. 2023 için vaat ettiğimiz hedeflere 30 yıl sonra ulaşacağız” diyerek bizlerle dalga geçiyor.
Bizlerde; yok sayılan, ötekileştirilen, yoksulluk, işsizlik ve yağma düzenin çarkları arasında öğütülen herkesi omuz omuza vermeye mücadeleyi birlikte büyütmeye çağırıyoruz.
Bizler öfkelenmiyoruz!
Öfkemizi kontrol ediyoruz! Onun için buradayız birlikteyiz.
Bu günkü panelimizin ve önceki iki panelimizin( Çocuk İstismarı ve Gençlerde Madde Bağımlılığı) gerçekleştirilmesinde yardımlarını esirgemeyen eski SES Samsun Şube Başkanımız Süleyman Bal’a, değerli bilgileriyle bizi aydınlatacak olan Sn Uzman Psikolog Zeliha ŞAHİN’ e çok teşekkür ediyorum.
Panelimizin amacına ulaşması dileğiyle sizlere ESM Samsun Şubesi Yönetim Kurulu adına sevgi ve saygılarımı sunuyorum.


