MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
ÇMO Samsun şube başkanı Kübra Küçük; “Çevresel felaketlerin ülkesi olarak yine bilimsel verilerin hiçe sayıldığı, insanın sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının göz önüne alınmadan yapılan bir uygulamanın daha vahim sonuçları ile karşı karşıyayız” dedi.
Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından Erzincan İliç de işletilen Çöpler Altın Madeni İşletmesinde,13.02.2023 tarihinde meydana gelen toprak kayması olayı sonucunda 9 maden emekçisi toprak altında kalmıştır. Madenin işletilmesi sırasında yaşanan olumsuz çevresel etkiler bu olay ile çevresel bir felakete dönüşmüştür. Bu felaket Bakanlığın gözetiminde göz göre göre gelmiştir. Çevre Şehircilik ve iklim Değişikliği Bakanlığının yıllık 135 kez denetim yaptığı sahada bu olayın olması maalesef Bakanlığın denetim etkinliğinin sorgulanmasına neden olmuştur.
TMMOB ve bağlı odalar birçok defa buradaki risklere ve oluşabilecek felaketlere dikkat çekmiş raporlar yayınlamış ve ÇED kararlarına dava açmış fakat bu davalar sonuçlanmamıştır.
2021 yılında ÇED OLUMLU kararı verilen Çöpler Kompleks Madeni 2. Kapasite Artışı ve Flotasyon Tesisi’ne ait raporda, “Toprak kayması riski genellikle kayaların çok çatlaklı olduğu, sıvılaşmaya hazır yüzeysel topraklar, killer ve siltlerin bulunduğu yerlerde daha yüksektir. Çalışma alanı düşük miktarda yağış aldığından ve yüzeyde bitki örtüsü az masif kireçtaşı ve mermer kütleleri bulunduğundan heyelan potansiyeli taşımamaktadır.” ifadesi yer almıştır.
ÇED raporlarının değerlendirme süreçlerinin daha titizlikle yapılması gerekmektedir. ÇED raporlarındaki verilerin doğruluğunun ve taahhütlerin işletme aşamasında ne derece uygulandığının tespiti ancak denetim mekanizmasının sağlıklı yapılması ile mümkündür.
Altın madenciliği su ve toprak açısından ekosistemi olumsuz olarak etkileyen ve kalıcı zararlara neden olan bir faaliyettir. Madenin atıklarında arsenik, kurşun, civa, petrol yan ürünleri, asitler ve siyanür olmak üzere birçok zehirli madde bulunuyor. Bölgedeki zehirli kimyasallar içeren toprak ile ilgili neler yapıldığının, yaşanan felaketin etkilerinin ve alınan numunelerin sonuçlarının, bakanlık tarafından şeffaflık ile paylaşılmasını bekliyoruz.
Bu olayın iki vahim sonucu; 9 maden emekçisi, siyanürlü toprağın altında kaldı ve zehirli kimyasallardan etkilenen ve ileriki yıllarda etkilenecek binlerce insan ve bir daha geri gelmeyecek olan bir ekosistem. Bunların bir maddi değeri veya geri dönüşü yoktur. Bilimsel verileri kendi çıkarları doğrultusunda çarpıtanlar ve toplum vicdanına kulak vermeyenler bu faciadan sorumludur.
Yaşanan bu çevre felaketinin ardından, özelliklede kimyasal üretim ve depolama tesisleri başta olmak üzere tüm tesislerin ÇED sürecinden işletme aşamasına kadar Bakanlık denetimlerinin tamamen düzeltici ve önleyici nitelikte yapılması gereklidir. Riskli bölgelerde yapılan bilimsel raporlar göz önüne alınmalıdır.
Bu üzücü olaydan yola çıkarak; kentimizde özellikle denize kıyı kesimlerde bulunan kimyasal depolama tankları, sahaları ve alanların kapasite artışlarından faaliyet süreçlerine kadar, denetim ve değerlendirmelerin etkin bir şekilde yapılması gerektiğini vurgulamak isteriz.