Haber: Mehmet Rebii Özdemir
(SAMSUN) – KESK Samsun Platformu’na bağlı sendikalar, kamu emekçilerinin giderek derinleşen yoksulluğuna ve güvencesizliğe karşı bugün üretimden gelen güçlerini kullanarak bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.
“KESK Şubeler Platformu’na üye sendikalar, Eğitim-Sen Samsun Şubesi önünde toplanarak uzun süren bir yürüyüşün ardından DSİ 7. Bölge Müdürlüğü önünde bir araya geldi. Yüzlerce kamu emekçisinin katıldığı eylem alkışlarla desteklenirken, basın açıklamasını KESK Samsun Dönem Sözcüsü İsmail Yavuz okudu.”
“Geçinemiyoruz, yoksullaşıyoruz, sefalete mahkûm ediliyoruz. İnsanca bir yaşam, insanca bir ücret istiyoruz. Yıllardır açız, yoksuluz diye sokaklarda haykırıyoruz ama ülkeyi yönetenler bu sesi duymuyor; kulaklar sağır, gözler kör. Bugün bu nedenle hizmet üretmiyoruz, emeğimizin karşılığını istiyoruz. Yıllardır yoksullaştık, açlığa ve sefalete mahkûm edildik” sözleriyle başlayan açıklamada, üretimden gelen gücün kullanılmasının bir zorunluluk haline geldiği vurgulandı.
“Türkiye, TÜİK’in kendi rakamlarına göre bile dünyada en yüksek enflasyona sahip ülkeler arasında yer alıyor. Gıdadan kiraya, eğitimden sağlığa kadar her alanda Avrupa Birliği ve OECD ülkeleri içinde açık ara birinciyiz. Avrupa’da bir yılda yaşanan enflasyon, Türkiye’de bir ayda yaşanıyor. Maaşlarımız Merkez Bankası’nın tutmayan tahminlerine ve TÜİK’in sahte verilerine göre artırılıyor; gerçek enflasyonun yarısına bile denk gelmeyen artışlar ‘zam’ diye sunuluyor.”
“İki bin yirmi altıya taban maaşlara yapılan bin liralık artış, ortalama yüzde on iki buçuk zam anlamına gelirken; ulaşımdan sağlığa, köprü ve otoyollardan kiralara kadar her kalemde maaş artışlarımızın iki-üç katı zam yapıldı. On yıl önce maaşımızla çeyrek altın alabilirken bugün altı tane bile alamıyoruz. Kiraya maaşımızın dörtte biri yeterken bugün neredeyse yarısı yetmiyor. Emekli ikramiyesiyle bir zamanlar ev alınabilirken bugün ikinci el bir otomobil bile alınamıyor.”
“Toplu sözleşme adı altında her seferinde danışıklı dövüş sahneleniyor. Bugünkü yoksulluk tablosu; iktidar, yandaş konfederasyonlar ve hakem kurulundan oluşan ittifakın ortak eseridir. Kaynak yok deniliyor ama bu ülkenin kaynakları 85 milyona yeter. Sorun kaynak değil, kaynakların kim için harcandığıdır. Bizden toplanan her yüz liranın yirmisi faize, patronlara teşviklere, silah tüccarlarına ve yandaş müteahhitlere aktarılıyor. Emekçiye gelince bütçe yok deniliyor.”
“KESK olarak taleplerimiz nettir: Ocak ayından itibaren ek yüzde 20 zam, seyyanen ödemenin taban maaşlara yansıtılması, tüm kamu emekçilerine 3600 ek gösterge, gerçek bir toplu sözleşme ve grev hakkı, en düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması istiyoruz. İşçisinden emeklisine, gencinden kadınına kadar tüm emekçileri insanca yaşam için omuz omuza mücadeleye çağırıyoruz. Bu düzen değişmeden bu sorunlar çözülmez; gerekirse genel grev, genel direnişle bu sefalet düzenine karşı duracağız.”