Haber: Mehmet Rebii ÖZDEMİR
SAMSUN – Sosyal Güvenlik Kurumu avukatı Zekeriya Polat’ın görevi sırasında uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi, Samsun’da sert tepkilerle protesto edildi. Kamu avukatları, bu ölümün münferit bir olay olmadığını vurgulayarak, yıllardır görmezden gelinen risklere, cezasızlık algısına ve savunma makamını korumakta yetersiz kalan kamu politikalarına dikkat çekti.
Yalova Barosu’na kayıtlı avukat Zekeriya Polat’ın öldürülmesine ilişkin Samsun’da yapılan basın açıklamasında konuşan Samsun Kamu Avukatları Komisyonu Başkanı Seda Üstün, yaşananların açık bir idari ve yapısal ihmal zincirinin sonucu olduğunu söyledi.
Üstün, “Avukat Zekeriya Polat yalnızca görevini yaptığı için öldürüldü. Üzgünüz, öfkeliyiz ama en çok da kaygılıyız” diyerek şu ifadeleri kullandı:
“Avukat dosyanın tarafı değildir. Karar veren makam değildir. Avukat yalnızca savunmayı ve hukuku temsil eder. Dosyanın tarafı olmayan bir avukatın, sırf görevini yaptığı için öldürülmesi; yalnızca bir meslektaşımıza değil, savunma hakkına ve adil yargılanma ilkesine yönelmiş açık bir saldırıdır.”
Açıklamada, avukatlara yönelik şiddetin artık istisna olmaktan çıktığına, aksine sıradanlaştırıldığına dikkat çekildi. Faillerin, cezasızlık algısıyla cesaretlendirildiği belirtilirken; özellikle kamu kurumlarında görev yapan avukatların, bilinen risklere rağmen korumasız bırakıldığı vurgulandı.
“Avukatın susturulması, hak arama özgürlüğünün susturulmasıdır. Savunmayı koruyamayan bir düzen, hukuku da koruyamaz. Bugün bir avukat öldürüldü; bu, yalnızca bir cinayet değil, hukuk güvenliği açısından ciddi bir alarmdır.”
Kamu Avukatları Komisyonu, benzer olayların yaşanmaması için yalnızca kınama ve taziye mesajlarının yeterli olmadığını belirterek, somut ve kalıcı adımlar atılması çağrısında bulundu. Açıklamada şu talepler sıralandı:
Yapılan değerlendirmede, Zekeriya Polat’ın öldürülmesinin yalnızca bir adli vaka olarak ele alınmasının büyük bir eksiklik olacağı vurgulandı. Açıklamada, bu cinayetin savunma makamının giderek daha fazla hedef haline geldiğinin ve hukuk güvenliğinin zayıfladığının açık göstergesi olduğu ifade edildi.
“Savunma güvende değilse, hiç kimse güvende değildir. Bu tablo değişmezse, bugün bir avukata yönelen şiddetin yarın kime yöneleceğini kimse öngöremez.”