Haber: Mehmet Rebii Özdemir
(SAMSUN) – 24 Ocak Adalet ve Demokrasi Haftası kapsamında Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Samsun Şubesi tarafından düzenlenen Uğur Mumcu Anma Töreni ve basın açıklamasının ardından, Samsun’un İlkadım ilçesinde bulunan Uğur Mumcu Parkı’ndaki Uğur Mumcu Sütununa katılımcılar tarafından birer karanfil bırakıldı.
Anma programında, tiyatro ve sinema sanatçısı Yaşar Gündem, Uğur Mumcu’nun “Vurulduk Ey Halkım, Unutma Bizi” adlı şiirini seslendirdi.
Basın açıklamasını ADD Samsun Şube Başkanı Deniz Gömeç okudu.
Bugün, Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalelerinden biri olan, “kalpaksız Kuvayı Milliye” ruhunun simgesi Uğur Mumcu’nun haince katledilişinin 33’üncü yılında bir aradayız. Bu hafta yalnızca takvim yaprakları arasında kalan bir anma haftası değil; 31 Ocak 1990’da şehit edilen anayasa hukukunun dehası Prof. Dr. Muammer Aksoy ile başlayan ve Türkiye’nin aydınlanma yürüyüşünü hedef alan kanlı zincirin halkalarını teşhis etme haftasıdır.
ONLAR BİRER İSİM DEĞİL, CUMHURİYETİN CANLI İRADESİYDİ
Uğur Mumcular, Muammer Aksoylar, Bahriye Üçoklar ve Ahmet Taner Kışlalılar tesadüfen seçilmediler. Onlar, Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Cumhuriyet; fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller ister” sözünün ete kemiğe bürünmüş halidir.
Onlar laikliği yalnızca bir anayasa maddesi olarak değil, Türk milletinin özgürleşme ve çağdaşlaşma mücadelesinin namusu olarak gördüler.
Onlar, emperyalizmin bu coğrafya üzerindeki hesaplarını “tam bağımsızlık” bilinciyle deşifre eden Atatürk neferleri oldukları için susturulmak istendiler.
HEDEF ŞAHISLAR DEĞİL, TÜRK DEVRİMİDİR
Bu alçakça pusular; bireylere değil, Türk Devrimi’nin kazanımlarına, akla, bilime ve çağdaş hukuka kurulmuştur. 1930 yılında Menemen’de Asteğmen Kubilay’ı katleden karanlık zihniyet ile 1990’lı yıllarda aydınlarımızı evlerinin önünde kurşunlayan el aynıdır.
Bu el; Sevr’i yırtıp atan Atatürkçü düşünceden intikam almak isteyen emperyalizmin ve onun yerli taşeronlarının elidir. Cumhuriyetin temel niteliklerine saldıranlar, bugün de aynı yöntemlerle halkın dini duygularını istismar ederek, tarikat ve cemaat kuşatmasıyla çağdaş hukuk sistemini şeriat özlemleriyle değiştirmeye çalışmaktadır.
Ancak unuttukları bir gerçek vardır: Cumhuriyetin neferleri öldürülmekle tükenmez.
Uğur Mumcu, “Ben Atatürkçüyüm, ben cumhuriyetçiyim, ben laikim, ben anti-emperyalistim, ben tam bağımsız Türkiye’den yanayım” derken, aslında hepimize bir görev tanımı bırakmıştır.
Muammer Aksoy ise Atatürkçü Düşünce Derneği’ni kurarak bu ideali örgütlü bir mücadeleye dönüştürmüştür.
Bugün;
Eğitimin laiklikten koparılarak teokratik bir yapıya dönüştürülmek istenmesine,
Yargının siyasallaştırılarak adaletin bir “hak arama” mekanizması olmaktan çıkarılmasına,
Ulusal egemenliğin küresel sermaye odaklarına teslim edilmesine
karşı durmak, Cumhuriyet şehitlerine olan en büyük borcumuzdur.
BU KANLI PUSULARI KURANLAR BAŞARAMAYACAK
Aydınlanma düşmanları iyi bilsin ki; bizler bu pusulardan korkmadık, yılmadık. Gözyaşlarımızı yüreğimize gömdük, onların anılarından aldığımız güçle “Tam Bağımsız Türkiye” bayrağını en yükseğe taşımaya yemin ettik.
Onlar toprakta yatan ölüler değildir; sınıflarda okutulan ders, kürsülerde haykırılan gerçek, meydanlarda dalgalanan bayraktır.
Adalet ve Demokrasi Platformu olarak haykırıyoruz: Demokrasiyi kullanarak demokrasiyi yok etmek isteyenlerin, hukuku kullanarak şeriatı getirmek isteyenlerin karşısında; Atatürk’ün devrimci ruhuyla duracağız.
Bu ülkede son Uğur Mumcu susturulana, son Muammer Aksoy yere düşene kadar Cumhuriyetin ışığı sönmeyecektir.
Katiller ve azmettirenler bilsin ki; tarih sizi karanlık sayfalarında unutulmaya mahkûm edecektir. Ancak Cumhuriyet şehitlerimiz Türk milletinin kalbinde sonsuza kadar yaşayacaktır.