Haber: Mehmet Rebii Özdemir
(SAMSUN)- 212 Sayılı Fikir İşçileri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği bu özel tarihin gazeteciler için bir hak mücadelesinin simgesi olduğunu vurgulayan Çan, basın emekçilerinin giderek artan baskılarla karşı karşıya kaldığını söyledi. Gazetecilerin susturulduğu bir ülkede karanlığın hâkim olacağını ifade eden Çan, ifade özgürlüğü sağlanmadıkça 10 Ocak’ın kendileri için bayram değil mücadele günü olacağını dile getirdi. Konuşmasında 2025 yılının hem dünya hem Türkiye açısından krizlerle dolu geçtiğini belirten Çan, ekonomik çöküşün, sosyal buhranın, hukuk ve demokrasi alanındaki yıkımın 2026’ya taşındığını söyledi. AKP iktidarının sorunların kaynağı olduğunu vurgulayan Çan, millet iradesinin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu üzerinden hedef alındığını ifade etti. 2026 bütçesini Cumhuriyet tarihinin en faizci bütçesi olarak nitelendiren Çan, 2,7 trilyon liranın faize, yalnızca 1,4 trilyon liranın yatırıma ayrıldığını hatırlattı. Meclis’teki bütçe görüşmeleri boyunca Samsun’un sorunlarını bakanlıkların gündemine taşıdığını söyleyen Çan, tarımdan sağlığa, ulaşımdan eğitime, fındıktan hayvancılığa kadar kentin yaşadığı tüm sorunların takipçisi olmaya devam edeceğini vurguladı.
Çok özel bir günün arifesinde sizlerle bir araya gelmek istedik.
10 Ocak, Türk basını için, siz değerli fikir emekçilerimiz için çok özel bir tarih.
212 Sayılı Fikir İşçileri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarih olan ve 1962 yılından bugüne dek Çalışan Gazeteciler Günü olarak kutladığımız özel bir gün vesilesiyle bir aradayız.
Mesleğinizin evrensel ilke ve değerlerine bağlılıklarınız, halkın habere ve doğru bilgiye ulaşması için sarf ettiğiniz emekleriniz, fedakârlıklarınız; hem bir vatandaş olarak hem de siyasal görev ve sorumluluk üstlenmiş kişi olarak benim nazarımda çok büyük bir değer ve önem taşıyor.
Özellikle son dönemde gasp edilen mesleki haklarınız, ifade özgürlüğünün ortadan kaldırılmasına yönelik uygulamalar, baskılar ve daha birçok olumsuzluk; görevlerinizi hakkıyla yapabilmenizin önünde çok büyük barikatlar oluşturmakta ve bu olumsuz koşullar ne yazık ki günden güne daha da ağırlaşmakta.
Gazeteciler sustuğunda, karanlık hakim olur.
Bu nedenle, gazetecilerin bilgiyi, fikirlerini özgürce yazabildiği, dile getirebildiği koşullar sağlanıncaya kadar; hem sizler için hem de benim için 10 Ocak bir bayramdan ziyade mücadele günü olma özelliği taşıyacak.
Bu vesileyle bir kez daha Çalışan Gazeteciler Günü’nüzü kutluyorum.
Zor bir yılı geride bıraktık.
2025, dünya genelinde de ülkemiz özelinde de zor bir yıl oldu.
Küresel ve bölgesel krizlerin, politik açmazların, siyasal çelişkilerin, çatışmaların derinleştiği bir yıldı, 2025.
Ülkemiz de bütün bu krizlerden nasibini aldı.
Ancak AKP iktidarı yüzünden ödediğimiz fatura çok daha ağır oldu.
Ve aynı sorunlar çok daha katmerli bir şekilde 2026’ya taşındı.
Ekonomik kriz, sosyal buhran, hukuk ve demokratik düzende yaşanan yıkım ve kıyım… Önümüzde yığınla sorun var ve AKP iktidarı bu sorunların kaynağı olmaya, bu sorunları büyüterek siyaset üretme inadından vazgeçmiş değil.
- Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu üzerinden partimizi ve millet iradesinin hedef alınması
- Partimizin bu zorbalığa direnme kararlılığı
- Siyasal mekanizma ve yasama aritmetiğinin vekil transferleri marifetiyle yeniden dizayn edilmesine yönelik çalışmalar
- AKP iktidarının çaresizliği ve milletin hiçbir beklentisine cevap veremez hale gelmesi…
AKP çözümün değil, krizin adresidir.
Milletimiz umudunu CHP’ye bağlamıştır.
Ve ilk seçimde halk kendi iktidar seçeneğini yaratacaktır.
AKP iktidarının, ülkeyi yönetemez hale geldiğinin en somut göstergelerinden biri de 2026 bütçesi olmuştur.
Vatandaşın sırtındaki vergi yükünü katmerleyerek faizcinin cebini doldurmak için bütçe hazırladılar.
2,7 trilyon lira faiz ödemesine ayırdılar, yatırıma 1,4 trilyon lira! Cumhuriyet tarihinin en yüksek faizli, en faizci bütçesi uygulanacak bu yıl.
Bu para nereden toplanacak?
Emekçinin emeği çalınacak, emekliye sefalet maaşı bağlanacak, işsiz, yine işsiz kalacak, çiftçi ektiğinin biçtiğinin karşılığını alamayacak.
İşte buralardan kırpılan bütün paralar faizcinin cebine aktarılacak, kur korumalı vurgunun açtığı delik yamanmaya çalışılacak.
Meclis’teki bütçe görüşmeleri sürecinde bütün bunları konuştuk, tartıştık…
Fakat ben Samsun Milletvekili olarak bir konuda daha özel bir mesai yapmaya gayret ettim.
Bütçe görüşmelerinin bütün safhasında ilgili bakanlara, ilgili kamu idarelerine, Samsun’a ilişkin sorunlar özelinde bilgilendirme yaptım, çözüm istedim.
Bugün bu konuda biraz ayrıntılı bir bilgi paylaşımı yapmak istiyorum.
Yeni yasama dönemi 1 Ekim’de açıldı ve yaklaşık üç hafta sonra, 23 Ekim itibariyle Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 2026 BÜTÇE KANUN TEKLİFİ’nin müzakereleri başladı.
Toplam 21 oturumda bakanlıkların, bağlı kuruluşlarının, özel bütçeli kamu idarelerinin ve Cumhurbaşkanlığı’nın bütçeleri, kesin hesapları ve Sayıştay denetim raporları görüşüldü.
Genel Kurul çalışmalarının olduğu ya da partimizin program veya görevlendirmeleri nedeniyle Ankara’da olduğum günlerde, Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki görüşmelerin tamamına katılmaya özen gösterdim.
Kronolojik bir sırayla gidecek olursak, bütçe görüşmelerinde şu konuları irdeledim, Meclis’in ve ilgili bakanlıkların gündemine taşıdım:
5 Kasım, Ticaret Bakanlığı
Aralarında İlkadım, Atakum ve Canik’in de bulunduğu 19 şehirde 45 ilçede Tüketici Hakem Heyetleri’nin kapatılması kararı
Tüketici hukuku alanında çalışan uzmanlar ve bu alanda örgütlü sivil toplum kuruluşları; hakem heyeti sayısının azaltılmasının, tüketicinin hak arama kanallarına erişimini zorlaştıracağı görüşünde.
Bakana, işte bu tespitleri aktardık ve tüketicilerimizin Samsun özelinde yaşayacağı kesin olan bu mağduriyeti önlemek adına kararın gözden geçirilmesini istedik.
6 Kasım, Hazine ve Maliye Bakanlığı
Ağırlıklı olarak iktidarın makroekonomi ve maliye politikalarına ilişkin değerlendirmeler yaptık.
Buna ilave olarak, bütçede tarımsal desteklere ayrılan payın azaltılması yüzünden ülke tarımının ve Samsun’daki tarımsal üretim kapasitesinin düşmesini konuştum.
İşsizlik ve göç olgusunu, esnafın, KOBİ’lerin finansmana erişim sorunu gibi spesifik başlıklarda değerlendirmelerde bulundum.
12 Kasım, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı
2025, iktidarın ‘Aile Yılı’ ilan ettiği bir yıldı
2024’te Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının toplam bütçeye oranı yüzde 3,01, 2025 yılında 2,76’ya düşürülmüştü.
AKP iktidarının aileye verdiği değerin en somut göstergesi bütçedeki bu çelişkiydi buna dikkat çektim.
Samsun’dan örnekler aktardım…
Konut kiralarının yüksekliği, Samsun’da eş durumu tayin hakkını kullanamayan kamu çalışanlarının aile bütünlüklerinin parçalanması gibi somut olguları ilgili bakanın, Meclis’in gündemine sundum.
17 Kasım, İçişleri Bakanlığı
Üyesi olduğum İçişleri Komisyonu’nda görev yapan milletvekili arkadaşlarımızla birlikte İçişleri Bakanlığı ve ona bağlı kamu idarelerinin hem bütçeleri hem de politikaları üzerine değerlendirmelerimiz oldu.
Ben, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün görev ve sorumluluk alanına giren bölümü irdeledim. Güvenlik ve asayiş politikalarının başarısızlığı, ülkemizin bir suç bataklığına dönüştürülmesini anlattım.
Uluslararası Örgütlü Suçlara Karşı Küresel Girişim adlı merkezin hazırladığı Küresel Organize Suç Endeksi raporu…
2023'te Türkiye, 7,03 kriminalite skoruyla 14'üncü sıradaydı; bugün 7,20'lik skorla 10'uncu sırada.
Geçim sıkıntısı başta olmak üzere, mobbing veya benzeri sebeplerle yaşanan polis intiharları üzerine bir başlık açtım.
18 Kasım Dışişleri Bakanlığı
Bu görüşmelerde de söz aldım ve iktidarın dış politika hatalarının ülkemize ödettiği bedeller üzerine değerlendirmelerimi paylaştım.
19 Kasım Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı
Bu görüşmelerde ulaştırma ve altyapı yatırımları yönünden Samsun'da her gün yaşanan, her gün hissedilen, her gün bedeli ödenen sorunlara odaklandım.
Akıllı kavşaklar, akıllı sinyalizasyon sistemlerine harcanan çuval dolusu paralar,
Adı artık ‘ölüm yolu’na çıkan Havza-Vezirköprü yolunun bölünmüş yola dönüştürülmesi projesinin yıllardır tamamlanamaması,
Samsun'un birçok kırsal mahallesinde yaşanan GSM haberleşme altyapısı sıkıntıları,
7 yıldır yatırım programı içinde olmasına rağmen, Çarşamba havalimanı terminal ve apron yenileme projesinde bir çivi dahi çakılmamış olması, bütçeye sadece 1000 lira ödenek koyulmasını eleştirdim.
21 Kasım Sağlık Bakanlığı
Samsun'da Bakanlığa bağlı sağlık kurumlarında yaşanan sıkıntılar artık tek tek örneklerle anlattım ve kentimizde sağlık sisteminin çöküşüne dair kapsamlı bir fotoğraf çektim.
Örneğin, Gazi Devlet Hastanesinin kapatılmasına yönelik çalışmalar. Bu, kentin merkezinde, yurttaşın kolay erişebildiği son kamu hastanesinin de fiilen devre dışı bırakılmasını, uydu haritası üzerinden anlattım.
Şehir hastanesinin lokasyonunun, Tıp fakültesinin konumunun metropol merkezindeki acil tıbbi vakalara müdahalede yaratacağı akameti detaylandırdım.
Hekim açığı, randevu sorunu gibi sorunları örnekleriyle aktardım.
26 Kasım Milli Savunma Bakanlığı
Bu görüşmelerde özellikle ulusal güvenlik politikaları ve milli savunma projeleri konusunda partimizin yaklaşımlarını ve kendi tespitlerimi aktardım.
İktidarın yıllardır izlediği tutarsız ve ilkesiz savunma politikaları, F-35, F-16, Eurofighter tedarik programları, bunların ekonomik yönden maliyetleri,
Doğu Akdeniz'deki egemenlik haklarımıza yönelik ihlaller ve buna karşı izlenen politikaların basiretsizliğini dile getirdim.
Hekim kökenli bir milletvekili olmam hasebiyle, GATA’nın kapatılması sonrasında oluşan büyük boşluğu ve bu durumun taşıdığı büyük risk ve tehditleri anlattım.
Bütçe’nin komisyonda görüşüldüğü süreçte, bir yandan da Genel Kurul’da yasama çalışmaları devam etti. Burada da Samsun’a ilişkin çalışmalarım oldu.
Bu yılın başında yaşanan zira don felaketi nedeniyle alınan tarımsal destek ödeme programında Samsun’un ikinci plana itilmesi söz konusuydu. Bu konuyu 23 Ekim’de Meclis gündemine taşıdım. Sonrasında bu yanlıştan dönüldü.
Fakat ilerleyen aşamada aynı konu özelinde başka bir sorun daha oluştu. Salıpazarı ilçemiz başta olmak üzere birçok ilçemizde zirai don ürün hasarı ödeme hakkedişlerinde ciddi çelişkiler, farklılıklar, çifte standartlar tespit edildi. 18 Kasım’da Genel Kurul’da bu sorunu dile getirdim.
21 Kasım’da Meclis’te düzenlediğim basın toplantısının bir bölümünü bu konuya ayırdım. Bu konu özelinde Tarım ve Orman Bakanı’na soru önergesi de verdim.
Kasım ayı başında, uluslararası karayolu taşımacılığı yapan hemşehrilerimiz, çok önemli bir sorunu bana ilettiler.
Gürcistan ve balkan ülkeleri başta olmak üzere, dünyanın birçok ülkesinde Türk TIR’cıları kendilerine yaşatılan sorunları, keyfi uygulamaları, kesilen cezaları ve Türk dışişlerinin kendilerine hiçbir şekilde sahip çıkmayışından duydukları üzüntüyü ve rahatsızlığı paylaştılar.
4 Kasım’da bunu Meclis Genel Kurulu’nda dile getirdim. Hemen sonrasında bu konuda acilen Meclis araştırması açılması için gir önerge hazırladık ve Meclis başkanlığına sunduk. Bu konuyu çok önemsiyoruz, takipçisiyiz ve bu sorunu gündemde tutmaya ve çözüm için gerekli adımların atılmasını sağlamaya kararlıyız.
5 Kasım’da Kredi ve Yurtlar Kurumu genel Müdürü Recep Ali Er’i ziyaret ettim.
Ladik ilçemizde yüksekokul var ancak öğrencilerin barınma ihtiyacını karşılayacak bir yurt bulunmuyor.
Bu yönde bir talep ver sayın genel Müdüre bu talebi ilettim.
Bu görüşmemizde ayrıca, Bafra’daki KYK yurtlarının fiziki koşullarının iyileştirilmesi ihtiyacını dile getirdim.
Şehrimizdeki ve Karadeniz bölgesindeki onbinlerce ailenin geçim kaynağı olan fındıkta, son dönemde yeni bir manipülasyon süreci yaşanıyor.
Bu yıl rekolte düşük, ürün de değerli olunca; fındık arzını, pazarı ve fiyatlamayı tekelinde toplayan Ferrero isimli firma, hukuki yükümlülük ve taahhütlerini yerine getirmeyerek, Türkiye’den bu yıl fındık alımı yapmayacağına yönelik söylentileri yayarak ve fındık piyasasını manipüle etmeye çalıştı.
Bu konuyu 6 Kasım’da Meclis gündemine taşıdım.
Aynı gün Rekabet kurulu konuyu gündemine aldı ve firmanın alım yapmama talebini reddetti; ancak firmanın alım taahhüdü miktarı revize edilerek Eylül-Aralık dönemi alım miktarı 45 bin tondan 30 bin tona indirildi.
Yine Meclis Genel Kurulu’nda 19 Kasım günü, 34 yıldır tamamlanamayan Çarşamba Ovası Sulama Projesini gündeme getirdim. O hafta sonu Çarşamba Dikbıyık’ta üreticilerimizle bir araya gelmiştik. Üreticilerimiz, sulama projesinin 34 yılda tamamlanamaması nedeniyle arazilerindeki verim kaybımdan şikayetçiydi.
Projenin neredeyse daha yarısı yapılamadı.
Denize çıkış yapıları tamamlanamadı.
Pompalı drenaj ikmal üniteleri defalarca ihaleye çıkmasına rağmen hala sonuçlanmadı.
Yüzeysel drenaj kanallarındaki fiziki ilerleme de hedeflerin çok gerisinde.
İşte bu tespitlerimizi ve üreticilerimizin haklı talebini Meclis gündemine taşıdık.
20 Kasım’da, Ladik ilçemizin Akyar, Saray ve Tüfekçidere mahallelerinin 500 dönümlük mera alanının Amasya’ya bağlanması konusunda yaşanan ihtilaf ve yürütülen idari sürece ilişkin tutumumuzu Meclis gündemine getirdim.
Ladikli hemşehrilerimizin hakkını ve iki il arasındaki iyi komşuluk ilişkilerini koruyacak adil bir çözümün bulunması çağrımızı yaptım.
Az önce de belirtmiştim; 21 Kasım’da Meclis’te bir basın toplantısı düzenledim.
O basın toplantısında işlediğim konulardan biri de AKP’li Samsun Büyükşehri Belediyesi’nin kendisine kaynak yaratmak ve borçlarını çevirebilmek için Atakum ilçesindeki hazine arazilerini ve kamuya ait mülkleri hülleyle-hileyle, kanunların etrafından dolaşarak satmasıydı.
Bu satışlar, birilerine rant yaratarak, Atakum halkının yaşam alanları yok edilerek ve Atakum Belediyesi’nin hakları gasp edilerek yapılan satışlardır.
Bu basın toplantısında, bu satışları, arkasında dönen dolapları bütün detaylarıyla anlattım.
Son dönemde ülkemiz genelinde yaşanan önemli bir sorun var. Hayvancılık sektörünü, ülke ekonomisini ve hayvan ve çevre sağlığını olumsuz yönde etkileyen şap hastalığı sorunu…
Samsun özelinde ise bu sorun farklı bir sürece evrilmiş durumda.
Samsun’da şap hastalığına karşı aşılama programı tamamlandı. Ancak buna rağmen kısıtlamalar sürüyor. Yani besici hayvanını ahırından çıkaramıyor satamıyor-alamıyor.
Bu nedenle besicilerimiz ağır ekonomik kayıplar yaşıyor. 26 Kasım’da bu sorunu Meclis gündemine taşıyarak, besicilerimizin bu mağduriyetinin giderilmesi çağrısı yaptım.
2 Aralık’ta Meclis Genel Kurulu’nda, Gündem Dışı bir konuşma gerçekleştirdim.
Bu konuşmamda ise Samsun’un son dönemde yaşadığı sosyo-ekonomik kayıplar ile Karadeniz’deki ticari gemilere yönelik saldırıların ülkemizin ve kentimizin dış ticaretine, deniz ticaretine olumsuz yansımalarını Meclis’imizle paylaştım.
Bizim deniz yetki alanımızda olan sularda gerçekleşen saldırılar, egemenlik haklarımızın ihlalidir ve iktidar bu ihlallere göz yummaktadır.
Karadeniz üzerinden gerçekleşen deniz ticaretinin akıbetini belirsizliğe sürüklemektedir.
2026 yılı bütçesinin Genel Kurul’daki görüşmeleri 8 Aralık’ta başladı ve 21 Aralık’ta tamamlandı.
Parti grubumuzun görevlendirmesi kapsamında, 13 Aralık’ta Sağlık Bütçesi üzerine bir konuşmam oldu.
Bu konuşmamda AKP iktidarının sağlığı ticarileştirmeye yönelik uygulama ve politikalarını, ortaya çıkan olumsuz durumlar karşısında hiçbir sorumluluk üstlenilmemesini irdeledim.
Sağlık bakanlığı bütçe görüşmelerinin devamında ise bakana, Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin temin ettiği ambulansalar ile ilgili bir soru yönelttim.
Samsun yıllardır ambulans sorunu yaşıyor ve bunu sürekli dile getiriyorduk.
Bu ihtiyacın giderilmesi konusunda bakanlığın yıllardır neden adım atmadığını sordum.
10 Aralık, Ulaştırma Bakanlığı
Bu görüşmelerde bakana; Samsun-Ankara hızlı tren projesinin ne zaman tamamlanacağını, Samsun-Sarp Demiryolu Projesi gündemlerinde olup olmadığını ve Çarşamba Havalimanı terminal ve apron yenileme inşaatı ne zaman başlayacağını sordum.
12 Aralık, Kültür ve Turizm Bakanlığı
Bu görüşmelerde bakana, Terme Dibekli’deki Kubatoğlu Cüneyt Bey Türbesi için restorasyon ve düzenli bakım çalışmasının ne zaman başlatılacağını sordum.
14 Aralık, Milli Eğitim ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı
Her iki bakanlığı da ilgilendirmen bir konu hakkında bakanlara bir soru yönelttim.
Aile bütünlüğünün korunması yönünden kamu çalışanları için tanınmış bir ‘eş durumu tayin hakkı’ bulunuyor. Ancak eş durumundan tayinlerde resen yapılan il içi atamalar ciddi mağduriyetler yaratıyor.
Örneğin, eşlerden biri Bafra’da görev yapıyor, diğer eş ise il içi görevlendirmeyle 150 kilometre uzaktaki Vezirköprü’ye yollanıyor. Aile bütünlüğü, idari bir tasarrufun kurbanı oluyor.
Her iki bakana da mağduriyet karşısında ne yaptıklarını sordum.
Bütçenin ardından TBMM Genel Kurulu’nda
23 Aralık’ta; Gülsan sanayi esnafının Toybelen’e taşınma sürecinde yaşadığı mağduriyetler,
24 Aralık’ta; başta asgari ücret olmak üzere, emekliler, kamu çalışanları ve diğer tüm dar ve sabit gelirlilerin 2026 yılına taşınan sorunları,
6 Ocak’ta; Amerika’dan gümrüksüz pirinç ithalatı kararı yüüznden Bafra’daki üreticimizin satamadığı ürünler ve bu kararın ülke tarımına ev bölge ekonomisine etkileri,
7 Ocak’ta; Terme ilçemiz Gölyazı Mahallesi'nde sahil kesiminde yer alan 14 hanenin elektriksiz, susuz ve karanlıkta yaşamaya mahkûm edilmesi ve
8 Ocak’ta; BAĞ-KUR veya vergi borcu bulunan çiftçilere hazine destekli kredi kullanımının yasaklanması yönündeki Cumhurbaşkanlığı kararı üzerine konuşmalar yaptım.