İSYANDAN DİRENİŞE, DİRENİŞTEN ÖZGÜRLÜĞE
“Dünyada kadınların yüzyıllardır süren dayanışmasının, direnişinin, isyanının adıdır 8 Mart. Aradan 165 yıl geçmesine rağmen, patriyarkanın kadının emeği, bedeni, kimliği üzerindeki el koyma, şiddet ve baskısı maalesef hiç a
Hatun Gökçe Özdemir
KESK Samsun kadın sekreterliği dönem sözcüsü Emine Uyarer, açıklamasının devamında şunları ifade etti. “Bugün emek sömürüsünün her geçen gün daha da arttığı, zamlarla birlikte alım gücünün kalmadığı koşullarda karşılıyoruz 8 Mart’ı. Hala kayıt dışı işlerde, güvencesiz ve düşük ücretlerle istihdam ediliyor ve aynı işi yaptığımız erkeklerden daha az ücret alıyoruz. Çalışma hayatında olduğumuzda ise yönetim kademelerinde yeteri kadar yer alamıyoruz. Emeğimiz ikincilleşiyor, gelirimiz erkeğin gelirine ek olarak görülürken bizden ev ve bakım işini aksatmamamız için esnek çalışmamız isteniyor. Bir taraftan da sistematik olarak artan kadın katliamları kadın kırımına dönüşürken bunu önlemek için hiç bir politika geliştirmeyen iktidar kadın düşmanı politikaları tek tek hayata geçirmeye devam ediyor. İstanbul Sözleşmesi'nin feshinin hemen arkasından gelen kadın kazanımlarına saldırılar şimdi de 6284 sayılı yasanın hedefe konulması, 6. yargı paketi ile çocuk istismarcılarına af getirilmesi, yoksulluk nafakasının süreyle sınırlandırılması, boşanmalarda aile arabuluculuğu sisteminin getirilmesi ile kadınlara aile dışında seçenek sunulmaması tartışmaları ile devam ettiriliyor” diye ifadelerde bulundu.
8 MART KADINLARIN ULUSLARARASI MÜCADELE ve DAYANIŞMA GÜNÜDÜR!
“Kadınların haklarına ve kazanımlarına dönük tüm bu kadın düşmanı politikalarda gerici vakıf, tarikat ve cemaatler devreye sokuluyor. Müfredatta yapılan değişikliklerle hazırlanan kitaplarda kadın ve erkek arasındaki eşitsizlikler fıtrata bağlanıyor, kadınların ikincil konumda olduğu öğretilmeye çalışılıyor. Kadınların medeni kanunla korunan hakları gasp ediliyor” ifade eden Uyarer, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günün önemini anlatmaya şöyle devam etti.
“Tüm bu saldırılar karşısında geri adım atmadan kapitalist ataerkiye karşı isyanımızı yükseltmek zorundayız. KESK'li kadınlar olarak; 8 Mart Kadınların Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü'nde de; ILO’nun 190 sayılı şiddet ve tacizin önlenmesi sözleşmesi imzalanması, kadınlara ve LGBTİ + lara uygulanan ayrımcılık, şiddet, taciz, mobbingin son bulması, cinsiyet eşitliğinin sağlandığı bir çalışma yaşamı ve ortamı sağlanması için,
Grevli, gerçek bir toplu sözleşme yasasının yapılması, TİS görüşmelerinde kadın taleplerinin ayrı bir başlıkta ve gündemle kadın temsilcilerle ele alınması, mutabakat metninde ayrı başlık altında toplanması için,
İş ve aile yaşamını uyumlaştırma politikaları kapmasında, ev ve bakım yükümlülüklerini kadına yükleyen bir anlayışla kadınlar için kurgulanan esnek, yarı zamanlı çalışma biçimleri terk edilmesi için,
Eğitim ve sağlık başta olmak üzere kamusal alanın tümüne yayılan dinselleştirme politikalarından vazgeçilmesi için,
Kadınlar için daha fazla yoksulluk, şiddet, göç ve ayrımcılık anlamına gelen savaş politikalarının son bulması için,
Kadınların, yönetim ve karar mekanizmalarında eşit katılımını sağlayacak düzenlemelerin yapılması ve bütçe hazırlanırken toplumsal cinsiyet eşitliğinin esas alınması için,
SAVAŞA HAYIR, BARIŞ HEMEN ŞİMDİ! Demek için, alanlarda, işyerlerinde haykırmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.




