İzmir’de Tarih Yazacak Olan En Büyük Depreme Tanık Olmak…
HABER YORUM Kandilli Rasathanesinin bildirdiğine göre merkez üssü İzmir’in ilçesi Seferihisar açıklarında olarak kayıtlara geçen ve tüm Marmara'da da hissedildiği açıklanan 6,9 büyüklüğündeki deprem, yetkililerin açıkladığı ü
Mehmet Rebii Özdemir
İZMİR- 30 Ekim 2020 tarihinde saat 14.51 sularında İzmir’in Bornova ilçesi Evka-3 semtinde evdeydik. Kaldığımız İzyuva denilen semt sınırları içerisindeydi. Bayraklı ilçesi isinin Manavkuyu ve Mansuroğlu semtleri ise bize araçla trafik akışı serbest olursa 10 dakika bile yok. Güvenlikli bir sitedeki evimiz 2 katta idi. Kızımıza misafir olarak Samsun’dan geldik. Geldiğimizin 4. Gününde şiddeti oldukça yüksek depremle karşı karşıya kaldık. Sadece çok kuvvetli bir sarsıntıyla aldık. Ancak bizi çok derinden üzen Manavkuyu ve Mansuroğlu semtlerindeki Emrah Apartmanı, Doğanlar Apartmanı ve Rızabey Apartmanlarının yerle yeksan olması. İçlerinde yüzlerce binlerce insan mahsur kaldılar. Yaralandılar ve hatta canlarını yitiren yurttaşlarımız oldular. Yaşamlarını yitiren yurttaşlarımıza Allahtan rahmet diliyorum. Yaralı yurttaşlarımıza da acil şifalar diliyorum.
BİRE BİR YAŞADIKLARINI ANLATMAK ÇOK ZORMUŞ MEĞER…
Depremin ardından bir gün sonrası evden makinemi alıp herhangi bir araç kullanmadan yürüyerek yaklaşık 5 Km yol kat ederek ilk defa Manavkuyu semtindeki Doğanlar Apartmanın oraya kadar geldim. Yolda gelirken bütün binaları olmasa da büyük bir kısmını gözden geçirmeye çalıştım. Evka-3’den Bornova ile sınır olan Manavkuyu’ya gelene kadar çok büyük hasar görmüş binaya tanık olmadım. Manavkuyu semti Bayraklı Belediyesi sınırları dahilinde olduğundan oraya kadar oldukça dikkatli baktım ve yıkılan yada sıvaları çatlamış binalara yolum üzerinde rast gelmedim. Manavkuyu’da ki Doğanlar Apartmanına gelmeden hemen iki apartman öncesinde tamamen yıkılmamış görsel olarak sağlam duran fakat tüm katlarında sıvaların dökülmesinden ötürü etkililer binaların tahliyesine ve evlere girilmemesi yönünde yurttaşlara uyarmaya çalışıyorlardı. Bayraklı belediyesi, Bornova Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi tüm güçlerini seferber ederek Doğanlar, Emrah ve Rızabey apartmanına konuşlanmış durumdaydılar. Tamamen yıkılan ve kelimenin tam anlamıyla inşaat molozu kulesine dönen Doğanlar apartmanında sağlam ve ele avuca gelecek bir kırıntıya rastlamak mümkün değildi. AFAD ve ülkenin diğer illerden gelen ARAMA KURTARTMA ekipleri itfaiyeciler ve diğer teknik kişiler işlerini o kadar teknik titizlikle yapıyorlardı ki insanın avuçları patlayana kadar alkışlayarak destek vermesi geliyordu içinden. Ancak gün o gün değildi tabiki de. Gün bir an önce bir tane fazla canı cananı kurtarıp hayata katma günüydü. Doğanlar apartmanında öylesine hummalı bir çalışma yürütüyordu ki kurtarma ekipleri en ufak bir ses duyduklarında bütün çevreyi sismik sessizliğe davet ediyorlar. Moloz yığınların altından gelen her sese adeta uçarcasına çalışarak ulaşıyordu Arama Kurtarma Ekipleri. Ciddi anlamda tek kelimeyle işlerini mükemmel icra ediyorlardı. Her biri aldığı Arama Kurtarma Eğitimini hakkını döke saça veriyorlardı. Arama Kurtarma ekiplerinin işlerini daha rahat bir ortamda yapmaları için güvenlik kuvvetleri de çok dikkatli davranarak kimseyi zora sokmadan görevlerini yapmaya çalışıyorlardı. Arama Kurtarma Timi personellerinin nihayetinde etten ve kemikten insanlar olması hasebiyle çıkardıkları her canlıyı hayata kattıklarında akıttıkları gözyaşları bir yana yaşamlarını yitirenlere ulaştıklarında akıttıkları gözyaşlarının en yakın tanıkları biz gazetecilerdik. Gözlerimle gördüm canlı çıkardığı çocuğa nasıl güç vermeye çalışıyor anlatmak imkansızdı. Arama kurtarma personeli değil de çocuğu bütün sorunlarından arındırmaya çalışan ve onu topluma kazandırmaya çalışan bir ergen psikiyatrist gibi çocuğu mutlu etmeye çalışıyordu. Cansız bir bedeni gün yüzüne çıkardıklarındaki hıçkırarak ağlamaları ise gerçekten yürekleri parçalıyordu. Yaklaşık 3 saat boyunca Doğanlar apartmandaki kurtarma çalışmalarını izledim. Herkes tabiki de üzerine düşen görevini yapmaya çalışıyordu. Burada yiğidi öldürelim ama hakkını yemeyeceğimiz bir meslek grubu daha vardı. Onlara meslektaşlarımız GAZETECİLER’di. Her birisi kendince bir açı belirleyip kamerasını ve mikrofonunu alıp olayları en iyi görüntüleyerek çalıştığı gazete ya da televizyonlarına haberleri ulaştırmak için adeta yarış halindeydiler. En ufak ayrıntıyı bile değerlendirip konunun muhatabını buluyorlar ve sordukları sorularla kamuoyunu bilgilendirmeye çalışıyorlardı. Çoğu meslektaşımız en küçük ayrıntıyı bile kaçırmamak haberi atlamamak için konuşlandıkları yerden santim oynamadan gelişmeleri izliyorlardı. Bütün meslektaşlarıma bu zor günlerinde İzmir halkıyla bütünleşerek onların seslerini duyurmak için var güçleriyle çalışıyorlar. Çalışmaya devam ediyorlar. Hatta İzmir Bayraklı ’da şu anda basın ordusu görev yapıyor dersek abartmış olmam.
RIZABEY APARTMANI
İzmir’de can kaybı gittikçe artıyor ve bu bizi çok üzüyor. Umarız bu son olur. Bundan sonra enkaz altından çıkacak her kişinin canlı olarak çıkması tüm ümidimizdir. Depremin 3. Gününde yine aynı şekilde evden çıktım ve yine ilk olarak Doğanlar Apartmanın olduğu yere gittim ve enkaz kaldırma çalışmalarının hızla devam ettiğini gördüm. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kadıköy Belediyesi, Şişli Belediyesi, Çekmeköy Belediyesi, İzmit Belediyesi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Konya Büyükşehir Belediyesi, Uşak Belediyesi, Çorum AFAD, Sivas UMKE, Tekirdağ UMKE, Atakum Belediyesi, Ordu Büyükşehir Belediyesi, Manisa Büyükşehir Belediyesi, Muğla Büyükşehir Belediyesi, Bodrum Belediyesi, Çiğli Belediyesi, Bodrum Belediyesi, Konak Belediyesi ve İzmir’in tüm ilçelerinin belediyeleri AFAD ve Kızılay İzmir ÇYDD, Bornova ADD ve aha isimlerini sayamadığım daha onlarca belediye ve dernekler STK’lar kendi güçleri oranında çadırlarını ve yardım stantları açarak İzmirlilere destek vermeye çalışıyorlardı. Doğanlar Apartmanın ardından Rızabey apartmanın bulunduğu yere kadar binalarda ufak çaplı da olsa sıvalar dökülmüş ve tadilatlar uygulandığı gerekçesi ile yetkililer buradaki yurttaşlarımıza da evlerine girmemelerini söylediler. Yurttaşlarda kendilerine verilen bu uyarıyı dikkate alarak öneriler doğrultusunda yaşamlarını sürdürmeye devam ediyorlardı. Rızabey’de çok dikkatli ve hummalı çalışma süratle devam ediyordu. Burada basın mensuplarının çalışması için ayrılan alan çok dar açılı olsa da basın mensubu arkadaşlar her zamanki gibi haberlerine aldıkları konuklar sayesinde bir yolunu bulup daha net görüntülerle izleyicilerine ulaşmaya çalışıyorlardı. Rızabey apartmanı karşısındaki esnaflara deprem günü neler yaşadıklarını sordum. Aldığım yanıtlar ise şöyle. Bülent Eray: “Bildiğiniz gibi deprem saat 14.50 sularında gerçekleşti. Masamın başında oturuyordum birden ilk defa lambanın sallandığını fark ettim. Ardından kendimi hemen sokağa attım. Birde ne göreyim karşımızdaki Rızabey apartmanı bir sağa bir sola bir ileriye bir geriye sallandı durdu. Deprem nasıl durdu hiç ara vermeden beşik gibi sallanan Rızabey apartmanı pres makinesi ezer gibi yukarıdan aşağıya saniyeler içerisinde çöktü. Çökme esnasındaki o toz duman etrafı öyle bir kapladı ki göz gözü görmüyordu. Korkudan aklım başımdan gitti. Allah bir daha düşmanıma bile öylesine korkunç afet yaşatmasın” dedi.
Adnan Sarıcalı’da şunları söyledi. “Küçük dilimi yuttum sanki. Ağzım açık kaldı saatlerce. Ömrümde hiç bu kadar korktuğumu anımsamıyorum. O geceden bu yana üst üste iki saatten fazla uykum var ya da yok. Gözümü kapatıyorum koskoca Rızabey apartmanın saniyeler içinde yerler yeksan oluşu film şeridi gözümün önünden gitmiyor. İçeride ki insanlar ne yapıyorlar hangi durumdalar. Bir sürü tanıdığımız komşularımız kimisi yararlı kurtuldu kimisi hayatını kaybetti kimisinin ise halen akıbetleri belli değil. Çok korkuyorum çok. Umarım daha fazla can kaybı yaşamayız. Aldığımız en güzel haber 3 yaşında bir bebeğimizin sağ selim kurtarılmasıydı. Umarız bütün enkaz altındaki yurttaşlarımız komşularımız birer birer sağ salim çıkarılırlar enkaz altından” dedi.
Yakup Diribaş: “68 yaşındayım ben böyle bir felakete tanık olmadım İzmir’de. Allah düşmanımızın başına vermesin böyle afeti. Rızabey apartmanın çöküşü gözlerimin önünde halen. Bizimde işyerimizde sallanmayı fark eder etmez kendimizi dışarıya attık. Tam karşımızda olan Rızabey apartmanının deprem duru durmaz nasıl yerle yeksan olduğunu halen aklım havsalam almıyor. Çökerken çıkan toz dumandan göz gözü görmez oldu uzun zaman. Hayatta hiçbir şeyi bu kadar çok istemedim. Umarım komşularımızı daha fazla kaybetmeden sağ salim kurtarır kurtarma ekiplerimiz. Ölen tüm komşularımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. Yaralılarımıza da şifa diliyorum” dedi.
Mustafa Keskin. “Tam işe daldım ki sanki yer ayaklarımın altından kayıyordu. O derece kuvvetli sarsıntı oldu bizde de. İşimi bıraktım fırladım sokağa ama ne göreyim her yer toz duman sarmış göz gözü görmüyordu. Düşünebiliyor musunuz ben işyerinden sokağa çıktığım aralıkta Rızabey apartmanı yerle bir olmuştu. Böyle afeti ömrümde ilk defa yaşıyorum umarım da son olur. Tek umudum tüm depremzedelerimizin sağ salim kurtulmaları” şeklindeydi.
Çevredeki esnafların ve tüm İzmirlilerin tek dilekleri var bu saatten sonra tek bir canlının bile hayatta kalmış bir şekilde kurtarılıp yaşama katılmasından ibarettir.
GEÇMİŞ OLSUN İZMİR UMARIM BU SON ACIMIZ OLUR…
























































