Haber: Mehmet Rebii Özdemir
(SAMSUN) CHP Samsun Büyükşehir Belediyesi Grup Başkan Vekili Atila Tekcan, Samsun’un Tekkeköy ilçesinde Çavuşoğlu Otel’de düzenlenen toplantıda, Eti Bakır A.Ş. tarafından planlanan ve milyonlarca ton endüstriyel atığın (kalsiyum sülfat/jips) boru hatlarıyla Karadeniz’in dibine basılmasını öngören projeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tekcan, söz konusu girişimin yalnızca Samsun’u değil, tüm Karadeniz ekosistemini tehdit ettiğini belirterek, bilimsel veriler ve uluslararası yükümlülükler çerçevesinde projenin durdurulması gerektiğini ifade etti.
Karadeniz’in Hassas Dengesine “Saatli Bomba”
Karadeniz, yapısı gereği dünyanın en özel denizlerinden biridir. Derinlerinde oksijen yoktur ve çok hassas bir kimyasal denge (hidrojen sülfür dengesi) vardır. Bu projeyle, denizin 260 metre derinliğine sürekli olarak kimyasal atık pompalanması planlanmaktadır. Bu atıklar, denizin dibinde devasa "atık tepecikleri" oluşturacak ve Karadeniz'in zaten kırılgan olan kimyasal yapısını bozacaktır. Bu denge bir kez bozulursa, denizdeki yaşamın tamamen ölmesi ve zehirli gazların yüzeye çıkma riski vardır. Buda deniz de yaşam formunu öldürecektir.
Deprem Bölgesinde Boru Hattı Kumarı
Bölgemiz aktif bir deprem kuşağıdır. Deniz tabanına döşenecek kilometrelerce uzunluğundaki boru hattının, bir depremde kırılmayacağının veya balıkçı ağları/gemi çapalarıyla delinmeyeceğinin garantisi yoktur.
Atık Değil Aslında Hammadde: Yapılan Kolaya Kaçmaktır
Denize dökülmek istenen kalsiyum sülfat (jips), aslında çimento ve inşaat sektöründe, hatta tarımda kullanılabilen bir hammaddedir. Dünyada modern tesisler bu maddeyi ekonomiye geri kazandırırken (geri dönüşüm), bu projede "en ucuz yöntem" seçilerek denize dökülmesi tercih edilmektedir.
Balıkçılığın ve Geleceğimizin Sonu
Atıkların döküldüğü derinlik her ne kadar "ölü bölge" olarak adlandırılsa da, denizdeki dikey akıntılar ve fırtınalar bu kirliliği üst tabakalara taşıyabilir. Bu durum, hamsi başta olmak üzere balık stoklarının zehirlenmesi, üreme alanlarının yok olması ve Karadeniz balıkçılığının bitmesi demektir. Bu proje, sofranıza gelen balığın zehirlenme ihtimalidir.
Uluslararası Suç İşleniyor
Türkiye'nin de taraf olduğu Bükreş Sözleşmesi, Karadeniz'in kirliliğini önlemeyi şart koşar. Bu sözleşme, "Atığı denize dökmeyin, kaynağında azaltın veya geri dönüştürün" der. Komşu ülkelere (Rusya, Gürcistan, Romanya Ukrayna.) haber vermeden, uluslararası kuralları hiçe sayarak yapılacak bu deşarj, Türkiye'yi uluslararası arenada "denizi kirleten ülke" konumuna düşürecektir, olası durumda belki de tazminat ödeyeceğiz ve kanunları hiçe Sayan bir ülke olarak prestij kaybedeceğiz.
Sonuç olarak kesin olan şudur; Karadeniz’in dibi, sanayi tesislerinin atık depolama sahası değildir. Karada yer kalmadı diye denizi kirletmek, "gözden ırak olan gönülden de ırak olur" mantığıyla hareket etmektir; ancak bu kirlilik eninde sonunda kıyılarımıza vuracaktır.
Bizden sonraki nesillere ölü, kokan ve girilemeyen bir deniz bırakmamak için, atığın denize dökülmesi değil, geri kazanılmasına kazanılması için gerekli çalışmaların yapılması gerekmektedir.