KESK Samsun; İktidar maaş artışı değil emek hırsızlığı yapıyor!
KESK Samsun Dönem sözcüsü Tarım Orkam-Sen Samsun Şube Sekreteri Şerif GÜLER iktidarın kamu emekçileri ve emeklilerle adeta Ali Cengiz oyunu oynadıklarını ifade eden bir yazılı basın açıklaması yaptı.
MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
KESK Samsun Dönem sözcüsü Şerif Güler yaptığı basın açıklamasının öne çıkan başlıkları şöyle: “Tarihimizin en zorlu süreçlerinden birisini yaşıyoruz. Akaryakıt ürünlerinden gıdaya, doğalgazdan elektriğe, ekmekten suya devam eden zam sağanağında bir gün aldığımızı ertesi gün aynı fiyattan alamaz hale geldik. Her güne yeni bir zam haberi ile başlıyoruz. Emeği ile geçinen bizler her geçen gün daha fazla yoksullaşıyoruz. Kamu emekçileri olarak 20 yıl önce asgari ücretin 3,5 katına denk gelen ortalama maaşımız bugün asgari ücretin 1,5 katına inmiş bulunuyor ve her gün biraz daha fakirleşiyoruz. İktidar, bir yandan TÜİK verileri üzerinden emeğimize, çocuklarımızın ekmeğine ve geleceğine el koyarken bir yandan da Ali Cengiz oyunlarıyla TÜİK verilerine dahi takla attırarak maaşlarımızdan ne çalarsa kâr olarak görüyor! TÜİK’e göre Temmuzda açıklanan enflasyon; aylık: yüzde 4.95, altı aylık yüzde 42,35, yıllık yüzde 78,62 artmıştır. Resmi gıda enflasyonu yüzde 93,93’e ulaştırma enflasyonu ise %123,37’e ulaşmıştır. Bağımsız iktisatçılardan oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAGrup) verilerine göre ise enflasyon: aylık yüzde 8,31, altı aylık yüzde 71,43, yıllık yüzde 175,55 artmıştır. TÜİK ve ENAG verileri arasındaki uçurum iktidarın yıllardır sürdürdüğü yaşanan gerçek enflasyonu perdeleyerek, enflasyonu düşük göstererek milyonlarca çalışanın maaşına, ücretini düşük zam yapma politikasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla halkın çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığı gerçek enflasyon TÜİK rakamlarını katlamakta, ENAGrup rakamlarını doğrulamaktadır” şeklinde konuştu.
YAŞAM SAVAŞI VERİYORUZ…
Şerif Güler açıklamasını şöyle sürdürdü. “Emekçilerin, işçilerin, emeklilerin, halkın yaşadığı yoksullaşma TÜİK verileri ile gizlenemez boyutlara ulaşmıştır. Öncelikle altını çizmek isteriz ki; toplumun zengin kesimleri ile neredeyse yüzde %95’ini kapsayan dar gelirli kesimlerin yaşadığı enflasyon farklıdır. Bugün dar gelirli kesimler gelirlerinin en az %85’ini sadece üç kaleme; gıda, kira ve ulaştırmaya harcamak zorunda kalmaktadır. Üstelik bu kalemlere yaptıkları harcamaları en asgari düzeye indirmek zorunda kalan milyonlar ne yeterince beslenebilmekte, ne de barınma, ısınma gibi ihtiyaçlarını yeterince karşılayabilmektedir. Dolayısıyla açlık sınırının yarısı kadar bir tutarla yaşam savaşı veren emeklilerin, ezici çoğunluğu açlık sınırı altındaki asgari ücrete mahkum edilen işçilerin, maaşı açlık sınırına yaklaşan kamu emekçilerinin ve dar gelirli milyonlarca yurttaşın yaşadığı gerçek enflasyonda gıda, kira ve ulaştırmada yaşanan zamların payı çok daha fazladır. Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 6 bin 400 TL’yi, yoksulluk sınırı 20 bin 500 TL’yi aşmıştır. Ortalama kamu emekçisi maaşı 6 bin 750 TL’de, ortalama kamu emekçisi emeklisi maaşı ise 4 bin 674 TL’de kalmıştır. Tüm bunlara rağmen resmi enflasyon yıllardır TÜİK vasıtası ile düşük gösterilerek milyonlarca kamu emekçisinin, işçinin, emeklinin ekmeğiyle oynanmakta, alın teri çalınmaktadır” diye konuştu.
MAAŞ ARTIŞLARIMIZ “MÜJDE” DEĞİL, EMEK HIRSIZLIĞIDIR!
Emeği ile geçinen tüm kesimler gibi kamu emekçilerinin ve emeklilerinin de sadece enflasyona ezdirilmediği, ağır bir yoksulluk girdabına sürüklendiği koşullarda söz konusu artışı “memura, emekliye müjde”diyerek allayıp pullayanları kınıyoruz.
İnsanca Yaşamaya Yetecek Bir Ücret İçin:
- Tüm kamu emekçilerine, emeklilere en az vergi, artışı kadar %86 enflasyon farkı ödenmelidir.
- Mevcut durumdaki gelir vergisi tarifesinde, dilim tavan-tabanlarında veya vergi oranlarında ek bütçeye paralel artış yapılmalıdır. Aksi durumda maaş artışları cebimize girmeden gelir vergisine gidecektir.
- İktidarın bütçeyi tek başına belirleyip ardından toplu sözleşme masasında “bütçe imkanlarımız el vermiyor” diyerek bizleri hedeflenen çarpık enflasyon rakamlarına mahkum bırakma politikasına artık son verilmelidir.
- Emekçilerin, sendikaların, halkın bütçeye katılma hakkı önündeki engeller kaldırılmalıdır.
- 2023 bütçesi hazırlıklarına başlanacak olan önümüzdeki Ekim ayında toplu sözleşme masası kurulmalıdır.
- En düşük kamu emekçisinin maaşı; eş yardımı, çocuk yardımı, kira yardımı, ulaşım yardımı gibi sosyal ödemelerde yapılacak artışlarla yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmalıdır.
KESK olarak başta kamu emeklileri ve emeklileri olmak üzere maaşları, ücretleri resmi enflasyon çarkı ile ufalanarak yok edilen, yoksulluğa, sefalete itilen tüm kesimleri emeğimizin çalınmasına ARTIK YETER demeye, insanca yaşamaya yetecek bir ücret ve güvenli bir gelecek için omuz omuza vermeye çağırıyoruz” dedi.




