KESK SAMSUN ŞUBELER PLATFORMU; HALKTAN YANA, EMEKTEN YANA BÜTÇE!
KESK Samsun Şubeler Platformu dün akşam saat 18.30’da Süleymaniye Geçidinde, “Halktan Yana, Emekten Yana Bütçe” basın açıklamasını yapmadan önce, KESK Dönem Yürütmesi Adına Yılmaz Tuluk, “Bugün 10 Kasım Türkiye Cumhuriyeti’n
MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
KESK Dönem Yürütmesi adına BES Samsun Şube Başkanı Yılmaz Tuluk, Platform üyeleriyle birlikte Süleymaniye geçidinde, yaptıkları basın açıklamasında Tuluk şunları ifade etti. “Artan yoksulluğumuz ve ağırlaşan yaşam koşullarında TBMM’de 2023 Bütçesi görüşülüyor. Her şeyin Saray’dan belirlendiği, bütçe hakkımızın elimizden alındığı, parlamentonun dahi göstermelik hale getirildiği bir süreçteyiz.
Maaşlarımızdan ödeyeceğimiz vergilere, yararlanacağımız kamu hizmetinden, faturalarımıza kadar hayatımızın her alanı bütçe ile belirleniyor. Bütçeler bir ülkede kaynakların, gelirlerin kimlerden toplandığını ve söz konusu gelir ve kaynakların kimler için kullanılacağını gösteren belgelerdir.
Buradan hareketle bir ülkedeki mevcut sistemin kimden veya kimlerden yana olduğunu anlamanın en kolay yolu bütçesine bakmaktır” şeklinde ifadelerde bulundu.
VERGİLERİN TÜMÜ BAŞTA BİZ EMEKÇİLER OLMAK ÜZERE HALKA YIKILIYOR!
Yürütme adına konuşmasını sürdüren Yılma Tuluk açıklamasının devamında şunları söyledi. “Kaynaklar, gelirler kimlerden toplanıyor, kimlerin faydası için kullanılıyor? Temel soru budur.
Şu çok nettir ki, bütçeler, yoksuldan alıp zengine verme politikasının en temel aracı olarak kullanılmaktadır. Çünkü bütçelerin temel kaynağını oluşturan vergilerin tüm yükü başta biz emekçiler olmak üzere halka yıkılırken; vergi istisnası, vergi muafiyeti, vergi affı, vergi indirimi, teşvik, hazine garantisi gibi yollarla zenginler, patronlar kollanmaktadır. “Vergi harcaması” adı altında her yıl on milyarlarca lira vergi gelirinden vazgeçilmektedir. Örneğin, 2021 yılında toplanması hedeflenen her 100 TL’lik verginin 25 TL’sinden sermeye lehine vazgeçilmiştir. Toplanan vergiler artık bize yol, su, elektrik olarak dönmemekte, aksine yol, su, köprü, tünel için ayrıca yüklü miktarda para alınmaktadır. Vergilerimiz, hizmet alsak da almasak da Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projeleri denilen Şehir Hastanesi, yol, köprü, tünel yapan şirketlere, Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemine Hazine garantisi olarak aktarılmaktadır. Kamu hizmetilerine ayrılan kaynaklar-yatırımlar gittikçe azaltılmakta, sağlık ve eğitim başta olmak üzere kamu hizmetleri paralı hale getirilmektedir. Kadınların en temel ihtiyacı olan toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme her seferinde göz ardı edilmekte, toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik programlar için neredeyse hiç kaynak ayrılmamaktadır. Kadınların işgücüne, istihdama katılmadaki eşitsizliği başta olmak üzere mevcut olan eşitsizlikler artarak devam etmektedir. Daha fazla ücretsiz ev içi emek ve bakım emeği harcamak zorunda bırakılan yine kadınlar olmaktadır” diye konuştu.
İKTİDARIN HER SIRSATTA FAİZE KARŞI OLDUĞUNU BELİRTMESİ BÜYÜK BİR YALAN!
“2023 yılı bütçesi bir faiz bütçesidir. AKP+MHP iktidar bloğu son yıllarda neredeyse anaparaya denk oranda faize kaynak ayırmaktadır. Bütçeden faiz giderleri için, Kur Korumalı Mevduatlar (KKM) için ayrılan tutar hariç, 566 milyar TL ayrılmıştır. Bu durumda halktan toplanan her 100 liralık verginin 18 TL’si faize gidecektir. Faiz giderleri bütçe giderleri içerisinde 3. Sıraya yükselmiştir. İktidarın her fırsatta faize karşı olduğunu belirtmesinin büyük bir yalan olduğu bu bütçe rakamları ile de doğrulanmıştır.
2023 yılı bütçesi aynı zamanda bir seçim bütçesidir. İktidarın kimi kesimlere bir miktar kaynak aktarması tamamen seçime endeksli olup kaşıkla vereceğini kepçeyle toplayacağı yeniden değerleme oranlarından da anlaşılmaktadır” ifade eden KESK Samsun Şubeler Platformu Dönem Yürütmesi adına Yılmaz Tuluk, TÜİK’in halen kamuoyuna yanlış oranlar vermesini de şöyle anlattı.
“Maliye Bakanı Nebati’nin iddiasının aksine 2023 bütçesi de diğer bütçeler gibi enflasyonist bir bütçedir. İktidarın talebine uygun rakamları açıklamakla görevlendirilen TÜİK rakamlarına göre Ekim enflasyonu %85,5, ENAG’a göre ise %185,3’tür. TÜİK rakamları doğru ise 2023 yılı yeniden değerlendirme oranının neden %122,9 olarak belirlendiği sorusunu her vatandaşımız iktidara sormalıdır. Memurun, işçinin, emeklinin, asgari ücretlinin maaşını hesaplarken TÜİK enflasyon oranını esas alan iktidar kendi alacağına sıra gelince her nedense TÜİK rakamlarını esas almamaktadır. 2023 bütçesi son yıllardaki diğer bütçeler gibi bir otoriterleşme ve savaş bütçesidir. Suriye’den, Libya’ya, Afrika’ya uzanan emperyal arayışlara, Kürt sorununda benimsenen çözümsüzlük politikalarına, iç ve dış politikada izlenen gerginlik stratejisine paralel olarak Türkiye, yıllardır yüksek savunma ve güvenlik harcamaları açısından dünyada ilk on ülke içinde yer almaktadır. 2023 yılı bütçesinde toplanacak her 100 lira verginin en az 15 TL’si silahlanma için harcanacaktır. İHA, SİHA, saldırı helikopterleri vb. savaş araçlarına devasa kaynaklar aktaran iktidarın yangın uçaklarına para bulamaması iktidarın önceliklerini göstermesi açısından çarpıcı bir örnektir. İktidar yeni okullar açma, emekçilere insanca yaşayacak ücret verme, öğrencilere daha sağlıklı ortam hazırlığı müjdesi vermeyen iktidar önümüzdeki yıllarda yeni cezaevleri yapacağı müjdesi vermeye devam etmektedir” şeklinde konuştu.
HER ALANDA ADETA ÇIKMAZ BİR SOKAĞA SÜRÜKLENİYORUZ.
Yılmaz Tuluk, “2023 yılı bütçesi toplumsal ilişkilerin ve yaşam tarzlarımızın dinsel referanslarla şekillendirilmeye çalışılacağına, laiklik karşıtı faaliyetlerin devam edeceğine dair de ciddi veriler sunmaktadır. Din hizmetlerine ayrılan payın 2023 bütçesinde %117 artırılması bu duruma yeterince açıklık getirmektedir. Sırtını halka, emekçilere yüzünü ise sermayeye ve patronlara dönen bu bütçelerle geldiğimiz yer ortadadır. Emeği ile geçim mücadelesi veren milyonlar derin bir yoksullaşma ve güvencesiz çalışmaya itilmiştir. Hayat pahalılığı ve işsizlik kronik bir hale gelmiştir. Türkiye “Asgari Ücretliler Ülkesi ”ne dönüştürülmüş, emeğin milli gelirden aldığı pay gittikçe düşürülmüştür. Kamu hizmetleri piyasalaştırma, özelleştirme, yatırımların kısılması yolu ile alabildiğine daraltılmıştır. Ekonomiden, iç ve dış politikaya, istihdamdan güvenliğe, eğitim ve sağlıktan, barınma hakkına kadar akla gelebilecek her alanda adeta çıkmaz bir sokağa sürüklenmiş bulunuyoruz. Ülkedeki işsizler ordusu büyümüş, kronik hale gelen işsizlik çalışanların ücretlerini, çalışma koşullarını, sendikal haklarını baskılamanın aracına dönüştürülmüştür. Derin bir toplumsal yoksulluk, artan mafyalaşma, yolsuzluk ve buna karşı çıkan herkesin baskı ile sindirmeye dayalı bir yasaklar ülkesi tablosu ile karşı karşıyayız. KESK olarak yıllardır iktidarda kimin, kimlerin olduğuna aldırmaksızın bu tablonun değişmesi için fiili ve meşru bir mücadele yürütüyoruz. Bu uğurda ihraçlar da dahil olmak üzere birçok bedel ödedik, ödemeye devam ediyoruz. Ancak bedeli ne olursa olsun iktidarların kapı kulu olmayı reddetmeye, iktidarların memuru değil, halkın kamu emekçisi ve mücadele örgütü olarak sadece kendimiz için değil, herkes için HALKTAN, EMEKTEN YANA BİR BÜTÇE istemeye devam edeceğiz. Bu talep sadece bizim değil toplumun %99’unun talebidir. Bu gerçekleşinceye kadar mücadelemizi kesintisiz olarak sürdürmeye devam edeceğiz. Bu vesileyle bir kez daha başta kamu emekçileri olmak üzere tüm emekçileri, dar gelirli vatandaşlarımızı kadınları, gençleri Halktan, Emekten Yana Bütçe için birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz” dedi.




