Haber: Mehmet Rebii Özdemir
(SAMSUN)- KESK Genel merkez Kadın sekreteri Döne Gevher, KESK Genel merkez yönetim kurulu üyelerinin de katıldığı basın açıklaması saat 19.00’da eski vergi dairesi başkanlığı önünde gerçekleştirildi. Basın açıklamasını ilk bölümünü KESK Samsun dönem sözcüsü Özcan Çelik şu ifadeleri kullandı.
“Eskişehir Seyitgazi ilçesinde meydana gelen orman yangınına müdahale ederken beş orman işçisi ve beş Akut gönüllüsünün hayatını kaybetmesi hepimizi delin bir üzüntüye boğmuştur. Yeşil vatanımızı korumak uğruna canlarını feda eden kahramanlara Allah'tan rahmet ailelerine, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyoruz. Bu kahramanların fedakârlığı, doğayı ve yaşamı koruma mücadelesinin en acı ama en onurlu örneklerinden biridir. Yaralılara acil şifalar diliyor, bu tür felaketlerin bir daha yaşanmamasını temenni ediyoruz. Yeni bir toplu sözleşme sürecinin arifesindeyiz. Irki bin yirmi altı, yirmi yedi yıllarını kapsayan sekizinci dönem toplu sözleşme süreci kapsamında bir Ağustos'ta toplu sözleşmeye masası kurulacak. Irki bin on iki yılından bu yana iki yılda bir ve yedinci defa yapılan toplu sözleşme sürecinde hangi sendikanın üyesi olursak olalım kaybeden taraf hep kamu emekçisi oldu. Bu nedenle mevcut durumu kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Ülkemizin taraf olduğu İLO sözleşmeleri ve uluslararası anlaşmalarda grev hakkı yok sayıldı. Anayasanın bu sözleşmeleri üstün kılan hükümleri ihlal edildi. Toplu sözleşme süreçlerinde masa işlere ve çalışan temsilcileri yerine tek tarafta kuruldu. İktidarın memur kolları gibi hareket eden yapılar kamu emekçilerinin tüm yetkisini elinde tuttu. 4688 sayılı yasanın değişiklik sürecinde görüşmelerinin Eylül Ekim'de yapılması kararlaştırılmışken, kasıtlı olarak kamu emekçilerinin yaz izninde olduğu Ağustos ayına alındı, böylece katılım engellendi. İşveren talepleri, masanın konusu değil diyerek reddetti. İtiraz hakkı tanınmadı. TÜİK'in sahte enflasyon rakamları dayatıldı. Güvenceli çalışma, ek ödemelerini yansıması, eşit işe eşit ücret, gelin vergisi adaletsizliği ve ek gösterge gibi talepler görmezden gelindi. Yetkili sendikalar hakları savunmak yerine dayanışma aylarının peşine düştü. İktidarla iş birliği yaparak üye olmayan emekçilerin toplu sözleşme ikramiyesini almasını engellemeye çalıştı. İktidarın tekliflerini önceden öğrenip kameralar önünde masayı terk etme şovu yapsalar da kapalı kapılar ardında görüşmeleri devam ettiler. İktidarın düşük teklifleri küçük artışlarla tarihi kazanın veya refahtan pay gibi sunuldu. Uyuşmazlıklarda hakem kuruluna gidildi. Ancak 11 üyesinin 6'sı Cumhurbaşkanı tarafından atanan bu kurul her zaman iktidarın neyine karar aldı. Yetkili sendikalar bu sisteme karşı çıkmak yerine hakem böyle karar verdi diyerek sorumluluktan kaçtı.”
KESK dönem sözcüsü Özcan Çelik’in ardından KESK Genel merkez kadın sekreteri Döne Gevher’de konuşmasında şöyle dedi.
“Arkadaşlar sekizinci dönem toplu sözleşme görüşmeleri bir Ağustos itibariyle başlayacak. Ancak sekizinci dönem toplu sözleşme süreci bizim açımızdan iki bin yirmi üçün Ağustos ayı itibariyle başladı. Çünkü iki bin yirmi dört yirmi beşi kapsayan toplu sözleşmenin kendisi Kadın emekçiler açısından yoksulluk, emekliler açısından da açlığa rıza göstermemizi bekleyen bir toplu sözleşmeydi. Biz yıllardır bunun sadece yedi değil, yedi dönemdir devam eden toplu sözleşmelerin kültürü ve devamı olduğunu biliyoruz. Çünkü toplu sözleşmenin kendisi grevli gerçek bir toplu sözleşme masasında gerçekleşir. Ancak var olan toplu sözleşme masası bir toplu sözleşme masası değil gibi düzenleniyor. Masada iki taraf. Taraflardan biri hükümetin kendisi. Yani kamu emekçilerinin işverenleri. Diğer taraf kamu emekçilerinin karşısına kamu emekçilerinin haklarını tırpanlamak için getirilen her geçen gün semirtilerek büyütülen iktidara yandaş konfederasyon. Devlet güdümlü sendikaya hayır. Devlet güdümlü sendikaya hayır. Devlet güdümlü bu sahnede bir şey eksik. Bu sahnede kamu emekçilerini temsil edecek örgütler eksik. O nedenle toplu sözleşme masasının kendisi bir toplu sözleşme masasından uzak. Yine toplu sözleşmenin olmaması durumunda müzakereler sonucu mutabakat oluşturulmaması durumunda en önemli yöntemlerden biri olan grev yasağı anayasa doksanına rağmen altı yüz elli yedi ve dört bin altı yüz seksen sekiz sayılı yasayla yasaklanmış durumda. Ama biz şunu biliyoruz. Uluslararası sözleşmeler ve anayasa var olan hukukun üstündedir. Yani kamu emekçilere açısından aslında görev bir haktır. Görevi kullanmayan masanın karşı tarafındaki yandaş konfederasyonu kendisidir. Kamu emekçilerinin, emeklilerin sefalete mahkûm edilmesine karşı birlikte mücadele koşullarımız var. Birleştiğimiz sürece o masanın oyununu hep birlikte bozabiliriz. O nedenle biz sadece masada olanlar değil, masada olsun olmasın tüm kamu emekçilerini konfederasyonumuzun üyesi olsun olmasın tüm kamu emekçilerini birleşerek kazanacağımıza olan inancımızla toplu sözleşme masasının şeffaf herkes tarafından takip edilebilir açık gerekirse canlı yayınlanacak bir şekilde kamuoyuyla paylaşılarak o masanın yüzünün gerçek yüzünün görünmesi talebini hep birlikte yükseltmeye.”