MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
(SAMSUN)- KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs gazisi Musa Sarı’nın cenazesi, Valilik ziyareti, Belediye ziyareti ve OMÜ Atatürk Kültür Merkezinde OMÜ Gençlik Topluluğu konferansındaki konuşmasının ardından yeni atanan OMÜ rektörünü ziyaret eden KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, Samsun valiliğinin toplantı salonunda yaptığı basın toplantısında şöyle dedi.
“Tüm basın mensuplarına, Samsunlulara, tüm kardeşlerime ve tabi bugün bana çok sıcak bir karşılama yapan Sayın Valimize, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımıza, buradaki devlet erkanına, siz değerli basın mensuplarla en samimi ve kalbi duygularımla bir kez daha sizlere şahsımın ve Kıbrıs Türk Halkı'nın sevgilerini, muhabbetlerini, hürmetlerini getirdim. Bu duygularımı paylaşmak istiyorum. Tabii ki Samsun'un genelinde hepimiz için fevkalade Türkiye Cumhuriyeti'nin kadim bir şehri, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün İstiklal ve Kurtuluş Savaşları öncesinde Bandırma Vapuruyla üç günlük yolculuğuyla Samsun'a çıkması burada istiklal savaşı için yaptığı hazırlıklar ve ondan sonraki süreçte Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla birlikte tabi ki istiklal ve istikbalimiz için, mücadelemiz için, bağımsızlığımız için, hürriyetimiz için tüm kalbiyle ana vatanda, Türkiye'de, Anadolu'daki gelişmeleri yakından o zamanın iletişim sıkıntılarına rağmen her türlü duygusallığıyla buradaki gelişimleri takip eden Kıbrıs Türk halkı o zaman İngiliz sömürge yönetimi döneminde kendi istikbali ve istikbali için milletinin onuru için şehitler vermiş, bedeller ödemiş, göçler yaşamış ama hep direnmiş, hiç yıkılmamış, hiç pes etmemiş. Her zaman ana vatana Türkiye Cumhuriyeti'nin Osmanlı Devleti'nin devamı, 1878'de Osmanlı Devleti'nin Ruslardan ayrılmasından sonraki süreçte hep Türkiye'nin istikbali ve istiklali için duasını etmiş, her türlü fedakarlığı yapmış ve oradaki bağımsızlık mücadelesinde daha sonra Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan sonra buradaki her türlü devletin desteğiyle gerek buradan gönderilen öğretmenler, buradan farklı isimlerle giden, sivil kıyafetlerle ve oradaki Türk Mukavemet Teşkilatımızı örgütleyen Kemal Coygun ve diğer sancaktarlar, bayraktarlar. İşte öylesine bir maneviyat ve milli değerlerle bugünlere kadar gelmenin mutluluğu ve bahtiyarlığı içindeyiz.”
Artık Kıbrıs'ta federasyon meselesi kapanmıştır.
Kıbrıs'la, Rumlarla bir ortaklık cumhuriyeti artık hiçbir anlamı kalmadığını söyleyen KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar şu ifadelerle basın mensuplarına konuşmaya devam etti.
“Şimdi bugün baktığımızda Kıbrıs Barış Harekatı'nın 50. yıl dönümündeyiz. 20 Temmuz 2024. Büyük bir coşkuyla 50. yıl dönümü kutladık. Ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ‘de gerçekten olağanüstü törenlerde Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la katılımıyla oradan verilen mesajlar çok önemliydi, çok değerliydi, çok kıymetliydi ve beni hep etkileyen Sayın Cumhurbaşkanı'nın ifadesiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti'nin göz bebeği şeklinde ifadesi ve zaten hepinizin de bildiği gibi gelişmelere bakıldığında artık Kıbrıs'a yeni bir siyaset izlenmektedir. Benim 4 yılı tamamladığım Cumhurbaşkanlığımda Türkiye'nin desteğiyle sunduğumuz yeni siyasetimiz. Artık Kıbrıs'ta federasyon meselesi kapanmıştır. Yani Kıbrıs'la Rumlarla bir ortaklık cumhuriyeti artık hiçbir anlamı kalmamıştır. Bütün fırsatlar yitirilmiştir, tüketilmiştir. Her türlü iyi niyetimize rağmen Rum tarafı her kapsamlı görüşme planını ki birleşik devletlerin sunduğu hepsine red oyunu kullanmıştır. Anlam planında dahil. En son iki milyon liraya kıran görüşmede dahil. Dolayısıyla artık yeni bir sayfanın açılmasıyla iki devletli çözüm. İki devletli çözüm de kuzeyinde yani adanın kuzeyindeki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Kıbrıs Türk’lerinin kendi devleti ve bağımsızlığının, özgürlüğünün, hürriyetinin bir sembolü olarak oradaki Kıbrıs Türk halkının özden gelen yani uluslararası anlaşmalarına kaynaklanan ve oradaki 500 yıllık tarihiyle, geçmişiyle, verdiği mücadeleleriyle ayrı bir halk olarak safe determination hakkı dediğimiz, yani kendi geleceğini tayin etme hakkıyla Kıbrıs Türk halkı artık bu yolu kendi devletiyle yürüyebileceğini ve Doğu Akdeniz'deki jeopolitik, jeo stratejik güvenlik meselelerine ve gelişmelerine baktığımızda artık zaten bunun böyle olması gerektiğini, çünkü Türkiye'nin Kıbrıs sadece Türkiye'den 40 milyon uzak, o kadar yakın ki sabah kalktığınızda Torosları görürsünüz. Bu taraftan baktığınızda, Türkiye'den baktığınızda Beşparmakları görürsünüz. Adeta bir Türk yeri olarak ve artık bütün askeri ve enerji boyutuyla ekonomik süreçlere baktığımızda, biz hep işte ana vatan Türkiye Cumhuriyeti, yavru vatan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve mavi vatan ki o bölgelerdeki Akdeniz'deki hakkımıza baktığımızda hem Türkiye Cumhuriyeti'nin 2000 kilometrelik İskenderun'dan Ege Adası'na kadar sahil şeridiyle ki o bölgede Akdeniz'de en uzun sahil şeridi Türkiye Cumhuriyeti'nindir. Ve bizlerin de ta Erenköy'den, eski Erenköy'den Karpazburnu'na ve Karpazburnu'ndan aşağı Gazi Mağusa'ya ve Maraş'a kadar olan sahil şeritlerimize baktığımızda bütün deniz yetki alanları, kara suları kıta sahanlığı, ekonomi üniversite bölge gibi kavramlarla Mavi Vatan'da Kuzey Kıbrıs Türk Hükümeti'nin 3800 km2 kendi toprak bütünlüğünün kat ve kat fazlası denizde yani Mavi Vatan'da Kuzey Kıbrıs Türk Hükümeti hakkı vardır, hukuku vardır. Bunlar bilimsel anlamda bu kadar değerli ve kıymetlidir. Ve tabii Mavi Vatan'ın tam üstüne de Gök Vatan dediğimiz hava sahasındaki haklarımız ve buna bağlı olarak Türkiye Cumhuriyeti ile aramızdaki ilişkilere Binaen hem Mavi Vatanda, Akdeniz'de hem hava sahasında ulusal çıkar ve milli menfaatlerimiz bakımından bambaşka bir coğrafya sahip olduğumuzu ve bunun büyük bir potansiyel olduğunu Kırgızistan’da katıldığım Türk Devletler Teşkilatı'nın toplantısından ifade ettim. Yani Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti toprağıyla, deniz yetki alanlarıyla, hava sahasıyla artık tüm Türk dünyasına çok şeyler katabilecek bir potansiyele sahiptir. Değerli arkadaşlar. Bugün Orta Asya'da, Azerbaycan'dan, Kafkasya'dan, Anadolu'ya ama Akdeniz'e açılan bir pencereyle Kuzey Kıbrıs Türk Hükümeti bir serhat vatandır. Oradaki hakkımızın, hukukumuzun teminatıdır, bekçisidir. Ve tabii ki biz Kıbrıs Türklerinin vatanıdır, toprağıdır, özgürlüğüdür, bağımsızlığıdır, onurudur ve millete yakışır bir şekilde oradaki varlığımızı sürdürmek elbette bizlere düşen hepimizin vatan görevlidir. O bakımdan ben Her zaman ana vatan Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerimizin en şekilde sürdürülmesi, buradaki Anadolu halkının, Türk halkının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne sevgiyle bağlı olmaları ve bu iletişim çağımızda, baktığımızda ki bundan 100 yıla önce hep nur içinde yatsın. Benim dedem vardı Hüseyin Zihni Tatar, bir öğretmen. O da Türkiye'yi çok sevdi ama hiç Türkiye'ye gelememiş. Yani düşünebilirsiniz ki 100 sene evvel veya 90 sene evvel Poliköy'ünde doğmuş. Hep o da Toroslara bakmış benim gibi. Hep Türkiye özlemiyle büyümüş ama hiç gelememiş. Çünkü o İngiliz döneminde Mısır'a giderlermiş, Mısır'dan gemiyle gelirlermiş. Uçak yok, vapur yok, gemi yok. O şekilde hep Türkiye'ye bakmış, ömrünüz oldurmuş, bir öğretmen olarak Kıbrıs'ın bütün köylerini gezmiş. Hepsinde öğretmenlik yapmış, hiç Türkiye'ye gelememiş. Şimdi İstanbul'dan Ercan'a günde 10 sefer var. Toplamda soruyorum, Ercan Havalimanı'ndaki gelişmeleri baktığında. İşte Türkiye'den belki günde 50-60 sefer var. İstanbul'dan var, Ankara'dan var, İzmir'den var, Antalya'dan var, Hatay'dan var, Antep'ten var. İnşallah yakından Samsun'dan da olacak, Trabzon'dan da olacak. Yani bu şekilde bir iletişim çağında yaşıyoruz. Bütün bunlar nedir? Bütün bunlar bizim zenginliğimizdir. Çünkü artık Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Türkiye bir bütündür. Zaten ben hep. 1453 İstanbul'un fethi, 1571 Kıbrıs'ın fethi ve şimdi baktığımızda haritamıza Güneydoğu'dan İstanbul'a teki bir daha ve bir daha en güneyde bütün Türk dünyasının esasında temsil alan Kuzey Kıbrıs Türk Hükümeti'ne işte Anadolu'nun ve bizlerin zenginliği büyüdüğü coğrafi temeli bu şekilde oluşturulmuştur. İşte biz bu heyecanı yaşayan ve dolayısıyla oradaki varlığımızı kendi milli ve manevi değerlerimizle sürdürebilmek için elbette ana vatan Türkiye Hükümeti ile her türlü münasebetlerin ve ilişkilerin bu iletişim çağında daha da güçlü bir şekilde geliştirilmesiyle oradaki varlığımızı ilelebet inşallah güçlü bir şekilde gelecek nesillerimiz için, gelecek kuşaklarımız için bunu hep birlikte başaracağız diye düşünüyorum. O bakımdan ben sürekli olarak Türkiye'yi gezen, Türkiye'de çeşitli sivil toplamalarının toplantılarına katılan, elbette üniversitelerde, gerek birtakım konferanslarda, başka fahri doktora gibi törenlerde öğrencilere buluşan öğrencilere samimiyetimle yaptığım konuşmalarda Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi ilk ağızdan senin bunları anlatman çok değerli. Çünkü neyse de benim Kıbrıs konusuyla ilgili, tarihiyle ilgili bunları anlatabilecek çok değerli başta Kıbrıs gazimiz, çok değerli öğretim görevlilerimiz, akademisyenlerimiz vardır. Onlara da buradan bir kez daha Kıbrıs davasına, Kıbrıs'a olan inançlarına çok teşekkür ederim. Ama benim tabii ilk ağızdan orada doğan, orada büyüyen Orada o savaşları gören ve ondan sonraki bütün bu süreçlerde bizzat oralarda bulunan biri olarak, şimdinin de Hasbelkader bugün seçilmiş özgür irademizle cumhurbaşkanı olarak bunları anlatmam tabi ilk ağızdan bambaşka bir değer. Onun için bir kez daha hepinize beni Samsun'a davet ettiğiniz için, bana bu fırsatı verdiğiniz için hepinize çok teşekkür etmek istiyorum.