MEMİŞOĞLU; “SAMSUN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SÜREKİ KAFETERYA ÜRETİYOR!”
Samsun Mimarlar Odası Kent İzleme Komitesi Üyesi İshak Memişoğlu, sosyal medya hesabında Samsun'da sağanak yağışın ardından yaşanan sel felaketinin sorumlusunun şehrin alt yapısını göz ardı eden yöneticiler olduğuna vurgu yaptı.
MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
Samsun Mimarlar Odası'nın önceki dönem başkanı olan Samsun Mimarlar Odası Kent İzleme Komitesi Üyesi İshak Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla sert göndermelerde bulundu.
İshak Memişoğlu’nun sosyal medyada ki hesabındaki paylaşımı şöyle;
“Avrupa’dan ödüllü projelerimiz varmış, ne güzel. Fakat yağmurlu havalarda o projelere gidecek yollarımız maalesef dereler dönüşüyor. Kentin önceliklerini umursamadan, kişisel öngörülerinize bağlı hususları öncelikmiş gibi proje olarak ortaya koyarsanız, kentin iklimi, doğası, coğrafyası ve geçmişten yine kenti yönetenlerin umursamazlıklarıyla bugünlere aktarılan altyapı sorunları size gerekli cevabı verir. Osmanlı Kafeyle, Sümbül kafeyle bu kenti geleceğin kenti yapmayı planlıyorsunuz. Kentin kaynaklarını, hem de kentin geçmişten kalan miras niteliğinde ki varlıklarını satarak bunu yapıyorsunuz. Kentin çözülmesi gereken sorunları dururken, bina yapmayı proje yapmak zanneden yerel yöneticilere, özellikle Büyükşehir yönetimine sesleniyorum, kent, ödüllü projelerinizle dolu olsa ne yazar, kent yaşanabilir olmadıktan, sokaklarında gezilebilir olmadıktan sonra.”
Samsun Mimarlar Odası başkanı Burak Şener ve Samsun Mimarlar Odası eski başkanı ve Kent İzleme Komitesi üyesi İshak Memişoğlu, sağanak yağmurlardan sonra sele teslim olan Samsun’da ki yerel yöneticilerin yapılması gereken projelerin yapılmamasını ve sonuçlarını anlattılar.
GÖRDÜK Kİ ASIL AKTÖRLER KAYGILI DEĞİLLER
Samsun Mimarlar Odası eski başkanı ve Kent İzleme Komitesi üyesi İshak Memişoğlu, şöyle dedi.
“Kentimizde yaşadığımız, Pazar günü yaşadığımız yoğun yağışlardan sonra kentin son hali ortada. Aslında Samsun, Karadeniz, hatta ülkenin diğer bölgeleri, diğer kentleri gelecekte bu ve buna benzer, felaketlerin, hatta daha büyüklerinin de yaşanabileceğine dair, mesajlar veriyor, vermeye devam ediyor. Geçmişte de verdi. Çok yakın geçmişte 2012 yılında çok ciddi bir sel felaketi yaşadık. Buna benzer, o dönemde 11 vatandaşımızı kaybettik sel felaketinde. Yine geçen süreç içerisinde değişik zamanlarda Samsun’un değişik bölgelerinde sel felaketleri oldu, Terme’de oldu, Salıpazarı’nda oldu ve bunlar aslında yaşanan ve yaşanacak olan, yeni felaketlerin habercisiydi. Bu konuyla ilgili bilim insanları, oldukça açık ve net uyarılarda bulundular. Yani küresel ısınmaların kentler üzerinde yaratacağı olumsuz etkileri noktasında uyarılarda bulundular ve biz, bizlerde teknik insanlarda bu uyarılar noktasında kentler üzerinde yapılması gereken, rehabilitasyon, değişikliklerin ve bu doğal değişime uyum noktasında yeni düzenlemelerin yapılması noktasında bizlerde uyardık, uyarmamızı yaptık. Fakat gelinen noktada baktığımızda Pazar günkü felaket aşırı yağışlar, yani açıklandığı gibi aşırı yağışlar, beklenenin çok üzerinde yağışlar. Ama bu beklenenin çok üzerindeki yağışları da bekliyorduk gerçekten. Bu beklenen bir şeydi. Bundan sonra belki daha şiddetlilerini de beklemek durumundayız. Dolayısıyla o zaman bizimde kentler olarak buna karşı reaksiyon göstermemiz gerekiyor. Bir pozisyon almamız gerekiyor. Fakat bunun asıl aktörleri olması gereken yerel yönetimleri bu noktada çok kaygılı olmadıklarını görüyoruz. Gördük daha doğrusu. Pazar günkü yaşadıklarımız, yaşananlar bize bunu gösterdi. Kent yine hemen hemen benzer noktalarda, aynı noktalarda aynı sorunları ortaya koydu.”
KİŞİSEL PROJELER ÜRETİP KENTE DAYATIYORLAR!
Mimar İshak Memişoğlu, geçmişten ders alınmadığını belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü. “İşte özellikle alçak olan, hatta dere yatağına yakın olan bölgeler, işte sanayi, Gülsan sanayi bölgesi özellikle ciddi anlamda sıkışıklığın olduğu, arazi topoğrafyası bakımından sorunlu olan Baruthane bölgesi, kentin özellikle İlkadım’ın, çok eğimli olan bazı bölgelerin, Atakum’un bazı bölgelerinin yani bunlar aslında rahatlıkla gözle görülen, tespit edilen yerler. Bunlara dair geçmişten gelen, bu deneyimlerden sonra, birçok önlemler alınması gerekiyor. Fakat alınmadığı ortada. Yaşanılanlarla birlikte. Şimdi bu noktada kent yönetimini tekrar uyarıyoruz, bu küresel ısınmanın yarattığı olumsuzluklar artarak devam edecek. Buna karşı dünya çapında bir önlem alınmadığını biliyoruz. Dolayısıyla o zaman bizim kentlerimizi bu olumsuz koşullara karşı, savunmasız durumdan kurtarmamız gerekiyor. Belki bütünüyle olumsuzlukları ortadan kaldıramayız ama yaşanılacak olan, felaketleri veya olumsuzlukları daha aza indirebiliriz, indirgeyebiliriz. Samsun’a baktığımızda Samsun kentinde geçmişte yaşanılan bu olumsuzlukların giderilmesi noktasında hiçbir önlem alınmadığını görüyoruz. Burada bir kaygı dahi olmadığını görüyoruz. Ve yerel yönetimlerin hala daha işbaşına geldikten sonra kentin mevcut sorunlarıyla uğraşmaktansa onları proje haline getirip, onları projelendirip o sorunları çözmek yöntemini ortaya koymaktansa kendi kişisel öngörüleri veya kişisel beklentileri doğrultusunda projeler üretip, kente dayattıklarını görüyoruz. İşte daha önceden de açıklamalarda bulunduk, ifade ettik. Kent büyükşehir belediyesi sürekli kafeterya üretiyor. Osmanlı kafe, Sümbül kafe, kitap kafe, yani büyükşehir belediyesinin asli görevlerinden değil bunlar” diye konuştu.
KENT İNSANLARI SOKAKLARDA SANDALLARLA GEZİYOR.
Geleceğin şehrini sokaklarında sandallarla gezilen, bir şehir olarak düşünüyorsanız, bu bizim Samsunlular olarak, düşündüğümüz geleceğin şehir bu değil diye Samsun Mimarlar Odası eski başkanı Kent İzleme Komitesi üyesi İshak Memişoğlu; “Kaldı ki, bu tür kentin ihtiyacı olmayan ki, bunu özel sektör de yapabiliyor, kafe yapmak ve işletmek özel sektörün işi, kentin asıl ihtiyacı olan, sorunlara, kaynaklara aktarmak yerine bu tür yerler kaynakları aktarmak ve üstüne üstelik kente göre Türkiye’nin en borçlu gibi kentlerinden biri pozisyonuna sokmak hangi akılla açıklanabilir merak ediyoruz. Dolayısıyla bu noktada Samsun Büyükşehir yönetiminin tekrar bu yaşanılanlardan sonra kenti ele alıp, tekrar bu kenti geleceğe taşımak noktasında ki, sürekli sloganları bu ‘Geleceğin Şehrini Yaratıyoruz’ geleceğin şehrini sokaklarında sandallarla gezilen, bir şehir olarak düşünüyorsanız, bu bizim Samsunlular olarak, düşündüğümüz geleceğin şehir bu değil. Dolayısıyla kenti bu görüntülerden, bu çağ dışı görüntülerden kurtarmak adına özellikle tekrar bu kentin kent planlarının ele alınması, bu tür beklenmeyen doğal durumlara karşı, yeni pozisyonlar alınması, buna yeni projeler üretilmesi, kentin kaynaklarının bu doğrultuda yönlendirilmesi gerektiğini bir kere daha ifade etmek istiyoruz. Dolayısıyla acil olarak yapılması gereken şey, kent planlarının yeniden ele alınması kentin yeniden bu anlamda bu doğal durumlar karşısındaki sergilediği durumu tekrar gözden geçirip buna karşı önlemler alınması gerekiyor. Yapılması gereken, öncelikli olan bu, şimdi çok merak ediyorum bu ayki önümüzdeki meclis var, büyükşehir meclisi geçmişte Türkiye çok büyük bir deprem yaşadı, önemli bölgede çok büyük çaplı bir kayıp oldu. O depremden sonra bekledik ki, Samsun’da belediyesi de bundan ders alarak deprem gerçeğine karşılık, bu kentte neler yapılabilir, tartıştırır diye düşündük ama gelinen noktada bugüne kadar bu nokta da tek bir meclis gündemi dahi yapılmadığını gördük. Yine aynı şekilde bu kentin yaşadığı, geçmişte yaşadığı, bu ve buna benzer, sel felaketleri veya aşırı yağmurlardan kaynaklanan su baskınlarına yönelik aslında büyükşehir meclisinin gündemler oluşturması gerekirken bu hadiseleri tek gündem maddesi bile yapmadığını da görüyoruz. Dolayısıyla biz bu noktada büyükşehir yönetimini kentle yüzleşmeye, kentin gerçekleriyle karşı karşıya gelmeye ve bir kentin gerçek ihtiyaçlarını ortaya koyup ona göre kenti planlamaya ve kentteki hizmetleri ona göre, yönlendirmeye davet ediyoruz” şeklinde ifadelerde bulundu
GÜLSAN SANAYİ SİTESİ 1 YILDA 3 KEZ SULAR ALTINDA KALDI!
Samsun Mimarlar Odası başkanı Burak Şener’de konuyla ilgili olarak şu ifadelerde bulundu.
“Öncelikle hepimize geçmiş olsun. Maalesef ciddi sıkıntılar doğuran bir durumla karşı karşıya geldik. İşin kötü tarafı şu, bunun kısa zamanda tekrarlamış olması. Maalesef buda şunu gösteriyor. Samsun’da ki alt yapıyla alakalı problemlerin olduğunu gösteriyor. Tabi ki de büyükşehir bu şehirle ilgili yıllarca yatırım yaptı ama demek ki bu yatırımı biraz yerin altına yapmakta fayda var. Çünkü bunu hisseden en çok, bu durumlardan en çok mustarip olanlar, işyerlerini, evlerini su basan vatandaşlar oldu. Çünkü bu durumdan fazla hasar gören onlar ve siz kimsenin yaşamadığı hayatı yaşamdan onu anlayamazsınız. Ve bunlar özellikle Gülsan Sanayi sitesi 1 yıl içinde yaklaşık 3 kere su altında kaldı. Orada ki esnafın durumunun çok iyi olduğunu düşünmüyorum. Orada tanıdıklarımız var tepkili ben öncelikle artık yatırımların kentsel dönüşümlerle beraber değişen iklimlerin küresel ısınmanın bu soğuk ve sıcak dengelerin değişmesiyle oluşan yağış miktarlarında ki artışlara göre, artık yatırımları şehirlerin bu duruma everilmesiyle alakalı çalışılması olduğunu düşünüyorum” dedi.





