MHP’li Feti Yıldız’ın gazeteciliğe bakışındaki çarpıklığa yanıtımız: Gazetecilik, etik kurulları ve kendine özgü pratikleri olan bir meslektir
ÇGD (Çağdaş Gazeteciler Derneği) Genel Merkez yönetim kurulu; Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonunda görüşmelerine devam edilen Basın Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik içeren kanun teklifi, AKP-MHP ortaklığındaki iktidar?
MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
Teklifle Basın Kanununun ‘Amaç ve Kapsam’ başlıklı 1 inci maddesine; basın kartının, medya mensuplarının yanı sıra ‘enformasyon görevlileri’ne de verilebileceği yönünde bir ibare eklenirken, teklifin 11 inci maddesinde ‘enformasyon görevlileri’nin, ‘kamu kurum ve kuruluşlarının yürüttükleri enformasyon hizmetlerinde çalışan kamu personeli’ olduğu kaydedilmekte.
Komisyondaki görüşmeler sırasında hem basın örgütlerinin hem de muhalefet partisi mensubu milletvekillerinin, basın kartının meslek örgütlerince verilmesi ve gazeteciler dışında başka meslek gruplarından olanlara basın kartı alma hakkı tanınmaması gerektiği yönündeki görüşlerine karşın, teklif sahibi MHP İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, basın kartının gazetecilere mahsus olmadığını ifade etti. “Burada maksat eğer gazeteci kartı olsaydı kanun koyucu bunu yıllar önce yazardı, ‘Sadece gazetecilik yapanlar gazetecilik kartı alır.’ derdi” değerlendirmesini yaparak, basın kartının gazetecilik yapanların dışındakilere de verilmesini savunan Feti Yıldız, AKP iktidarı boyunca gazeteciliğin, propaganda aracına dönüştürülmesi, böylelikle meslek olmaktan çıkarılması amacına ortak olduklarını beyan etmiştir.
Başta Feti Yıldız olmak üzere gazeteciliğin, ifade ve düşünce özgürlüğünün somutlaşmış alanlarının başında geldiği, haber ve bilgi verme misyonuyla yayın organlarında yürütülen bir faaliyet olduğunu hatırlatırız. Lisans düzeyindeki eğitimden alanda edinilen tecrübelere kadar her aşamasında öğrenmenin sürekli olduğu gazetecilik, birilerinin duvarlarına astığı ya da çekmecelerine koyduğu ruhsatla ya da devlet dairesinde ast üst ilişkisiyle yapılan bir iş değildir. Bir kez bile haber yazmamış, halkın haber alma hakkı yolunda gerçeklerin peşine düşmemiş; ötesinde görüşlerinin duyurulması için gazetecilerin karşısına geçmekten başka gazetecilikle ilişkisi olmayanların, gazeteciliği ve doğrudan gazetecilikle ilişkili olduğu bilinen basın kartını, keyfine göre tanımlama çabası, bilgisizlikten değilse gazeteciliğe, basın özgürlüğüne duyulan hasımlıktandır.
Basın kartı, kamu görevlisi olmasına karşın yaptığı işin kamusal niteliği, yani halk adına gözcülük görevi üstlenmesinden kaynaklı haber takibinde engellerle karşılaşılmaması için haber üretme sürecinde kolaylık sağlan niteliktedir ki teklifte de bu yüzden ‘resmi kimlik’ yerine de geçecek özellikle tanımlanmıştır. Bu durum ve devlet kurumlarında çalışanların zaten taşıdıkları kurumlarının resmi tanıtım kartları söz konusuyken, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlara amirlerinin keyfine göre basın kartı sağlama yolunu açanların, doğrudan gazetecilikle ilgili olduğu tartışmasız basın kartını niteliksiz eştirme, kullanışlı hale getirme, ‘makul ve makbul ‘gazetecilik yaratma amaçlarına karşı, halkın haber alma ve olma hakkını yolunda görünen gerçekliğin sözcüsü ve güç odaklarını denetleme bilinciyle yapılan gazeteciliği savunmaya devam edeceğiz.




