ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNUNUN (ÖMK) YARATTIĞI AYRIMCILIK VE EŞİTSİZLİĞE SON VERİLMELİDİR!
Eğitim-Sen Samsun şube başkanı Ersin Gür; “Yıllardır ekonomik, sosyal ve özlük haklarımıza yönelik taleplerimiz, insanca yaşam ve insan onuruna yakışır ücret taleplerimiz siyasi iktidar tarafından görmezden gelinmektedir” dedi.
MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
Eğitim ve öğretimin sorunlarının sürekli arttığını söyleyen Ersin Gür şöyle dedi. “Siyasi iktidar ve Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) öğretmenlerin ve eğitim emekçilerinin, çalışma ve yaşam koşullarına ilişkin sorunlarına kalıcı çözümler üretmek yerine Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) üzerinden tüm itirazlara rağmen eğitim emekçilerine yönelik ayrımcı ve adaletsiz uygulamaları hayata geçirmiş sorunlarımız daha da artmıştır. Öğretmenlik Meslek Kanunuyla öğretmenler arasında halen var olan aday, sözleşmeli, kadrolu, ücretli öğretmen ayrımlarına yenileri eklenmiştir. Eğitim sisteminin rekabetçi ve eleyici yapısına öğretmenlik mesleği de ‘uzman öğretmenlik’, ‘başöğretmenlik’ gibi yeni statüler üzerinden dâhil edilmiş, aynı derece ve kademedeki öğretmenlere yönelik farklı ücretlendirme politikası sonucunda iş yerlerimizde huzursuzluk belirgin şekilde artmıştır.
ÖMK İŞYERLERİMİZDE HUZURSUZLUĞU ARTTIRMIŞTIR.
Eğitim emekçilerinin ekonomik sorunlarını çözmeyen iktidarı Ersin Gür şu ifadelerle eleştirdi. “Türkiye'de aynı işi yaptıkları halde farklı statü ve maaş kaleminde çalışmak zorunda kalan, bu kadar farklı ve dengesiz ücretlendirme uygulaması yapılan ikinci bir meslek grubu bulunmamaktadır. Eğitim emekçilerinin ekonomik sorunlarına çözüm üretmeyen, öğretmenler arasındaki ayrımcılığı ve eşitsizliği derinleştiren ve eşit işe eşit ücret ilkesini ortadan kaldıran Öğretmenlik Meslek Kanunu sonrasında, aynı işi yapan öğretmenler arasında ciddi ücret eşitsizlikleri ortaya çıkmıştır” şeklinde konuştu.
EĞİTİM SİSTEMİNDE EŞİTLİKTEN, ADALETTEN BAHSEDİLEMEZ!
Eğitim-Sen şube başkanı Ersin Gür; “Öğretmenlik Meslek Kanunu ve Kariyer Basamakları Sınavı sonucunda 67 bin öğretmen ‘başöğretmen’, 517 bin öğretmen ‘uzman öğretmen’ unvanı almıştır. Sınava girmeyen ve on yıldan az kıdemi olan öğretmen sayısı ise 400 binin üzerindedir. Göreve yeni başlayan bir öğretmenin maaşı bugün 12 bin 224 TL’dir. Bir okulda aynı derse girip, tamamen aynı müfredatı işleyen ve 25 yıllık kıdemi olan üç öğretmenden kariyer basamakları sınavına girmeyen normal bir öğretmen yaklaşık 14 bin 200 TL; ‘uzman öğretmen’ 17 bin TL; ‘başöğretmen’ ise 19 bin 500 TL maaş almaktadır. Aynı işi yapan öğretmenler arasında bu kadar yüksek maaş farklılığının olduğu bir eğitim sisteminde eşitlikten, adaletten ve nitelikli eğitimden bahsetmek mümkün değildir” diye konuştu.
BAKANLIK KENDİ ELİYLE EĞİTİMCİLERİ MAĞDUR ETMEMELİDİR.
Sendikalarının tüm eğitim ve bilim emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini savunan Eğitim-Sen şube başkanı Ersin Gür; “Siyasi iktidar ve bakanlık aldığı her kararda eğitim emekçilerinin ve öğrencilerimizin mağduriyetlerine neden olmaktadır. Normal koşullarda okul sistemi içinde sınavlarına hazırlanması gereken 12. Sınıf öğrencilerimizin devam zorunluluğu kaldırılınca her gün dersine hazırlanıp gelen ve ders saati boyunca okulda bulunan öğretmenimizin öğrenci yokluğu nedeniyle dersin gerçekleşmemesi durumunda ek ders ücreti ödenmemektedir. Bakanlık kendi aldığı bir karar nedeniyle dersine hazırlanan gelen ve okulda bulunan öğretmenimize ek ders ödememesi haksızlık olduğu kadar hukuksuzluktur. Sendikamız yıllardır sadece öğretmenlerin değil, eğitim kurumlarında çalışan tüm eğitim ve bilim emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini savunmaktadır. Nitelikli eğitim için öğretmenler kadar emeği olan idari ve teknik personel, yardımcı hizmetliler sınıfı ve 4-B statüsünde çalışan eğitim emekçilerinin hakları ve talepleri de dikkate alınmalıdır. Sadece öğretmenlerin değil, tüm eğitim ve bilim emekçisi arkadaşlarımızın çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi hedeflenmelidir” şeklinde ifadelerde bulundu.
ÖZEL SEKTÖRDE DAHİL KADROLU GÜVENCELİ İŞ İSTİYORUZ!
Eğitim-Sen Samsun Şube Başkanı Ersin Gür, En düşük kamu çalışanı maaşının yoksulluk sınırının üzerinde, eşit işe eşit ücret ilkesiyle düzenlenmesine ilişkin taleplerini şöyle dile getirdi.
Hiçbir sorunumuzu çözmeyen ÖMK iptal edilmeli, mesleğimizin farklı alanlarda çalışan özel sektör ve ücretli olarak da çalışan eğitimciler de dahil olmak üzere bütününü geliştirmeyi hedefleyen, ILO-UNESCO ortak metni olan Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesini esas alan yeni bir meslek kanunu hazırlanmalıdır.
Kamu çalışanlarının yıllardır gerçeği yansıtmayan enflasyon oranları üzerinden yoksullaştırılması karşısında en düşük kamu çalışanı maaşı sendikaların belirlediği yoksulluk sınırı üzerinde belirlenmelidir.
Eğitim emekçilerin, farklı statü ve çalıştırma biçimlerinden kaynaklı mevcut ücret farkları, derece ve kademe gibi kriterler dikkate alınarak ‘eşit işe eşit ücret’ ilkesi doğrultusunda yeniden düzenlenmeli, farklı esnek güvencesiz çalıştırma biçimlerine son verilmeli, (özel sektör dahil olmak üzere) kadrolu güvenceli bir çalışma statüsüne kavuşturulmalıdır.
Yıllardır toplu sözleşme masasında enflasyon oranında zamların ötesine geçemeyen her yıl hak kayıplarımızın daha da arttığı, hayat pahalılığı karşısında daha da fakirleştiğimiz bir orta oyunu yandaş sendika ile iktidar arasında sürekli oynanmaktadır. 4688 sayılı sahte sendika yasasıyla kamu çalışanlarının sorunlarının çözülmesi mümkün değildir. İlk kurulduğumuz yıldan bugüne hep savunduğumuz grevli ve toplu sözleşmeli bir yasa talebimiz artarak devam etmektedir.
Eğitim-Sen olarak, sendikal- demokratik mücadele zeminlerinde sürekli olarak tekrarladığımız bu taleplerimizi 14 Mayıs seçimlerine çok kısa bir süre kala bir kez daha tekrarlıyor, taleplerimizin takipçisi olacağımızın da bilinmesini istiyoruz” dedi.




