SAMSUN KADIN DAYANIŞMASI MEYDANLARI İNLETTİ…
Her yıl olduğu gibi bu yılda Samsun’da Samsun Kadın Dayanışması ellerinde dövizlerle pankartlarla Samsun Öğretmenevi önünden başlayıp İstiklal Caddesi boyunca sloganlar atarak yürüdüler.
Samsun kadın Dayanışması adına basın açıklamasını Fatma Çelik, Eda Akdeniz, Sevgi Boran, Sevil Topaloğlu birlikte yaptıkları açıklamada şunları ifade ettiler. “8 Mart Kadınların Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü, kadın işçilerin 19. yüzyılda düşük ücretlere, insanlık dışı çalışma koşullarına karşı haklı isyanları, özel olarak da 8 Mart 1857 tarihinde 40 bin dokuma işçisi kadının daha iyi yaşam ve çalışma koşulları için başlattığı mücadele günüdür. Aradan geçen zamana karşın kadınlar üzerindeki sömürü ve baskı artarak sürmekte, kadınların her alandaki eşitlik ve özgürlük mücadeleleri de büyüyerek devam etmektedir. Türkiye’de cinsiyet ayrımcılığından dolayı kadınlar gittikçe artan sistematik şiddete maruz kalırken eğitim, sağlık, ulaşım gibi kamusal hizmetlerden yeterince yararlanamama, kendi yaşamı ve bedeni üzerinde söz hakkı, söz sahibi olamama, başta işgücüne katılım olmak üzere kamusal alandan dışlanma, esnek, güvencesiz istihdam ve ucuz iş gücü olarak kullanılma ve daha birçok alanda ayrımcılıkla karşı karşıya kalmaktadırlar. Kadın istihdamının düşük olduğu coğrafyamızda işten çıkarılmalar söz konusu olduğunda, ilk işten çıkarılanlar kadınlar olmaktadır. Çalışan kadınların büyük bir kısmı Mobbing’e ve ayrımcılığa maruz kalmakta ve karar verme mekanizmalarında genellikle yok sayılmaktadırlar” dediler.
KADININ ADI HİÇ BİR YERDE YOK!
Fatma Çelik, Eda Akdeniz, Sevgi Boran, Sevil Topaloğlu birlikte yaptıklarına şöyle devam ettiler. “Kadınlar yalnızca işgücü piyasasında değil, ev içi görünmeyen emekleriyle de değer üreterek bütçe gelirlerine katkıda bulunmalarına rağmen bugüne dek hazırlanan bütçelerin bütününde kadın adının dahi geçmediğini söylemek mümkün. Güvenceli kadın istihdamını arttırmaya, kadına yönelik şiddetin önlenmesine, yaşamın her alanında cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına, kadınların kamusal hizmetlere erişimini kolaylaştırmaya yönelik herhangi bir kaynak oluşturulmaması, var olan bütçelerin toplumsal cinsiyet körü olduğunu göstermektedir. Yaşanan ekonomik krizle birlikte kadın yoksulluğu ve işsizliği artmaktadır. Kadınların emeği yaşamın her alanında daha görünmez hale gelirken, her krizle birlikte işsiz, geleceksiz kalanlar yine ilk kadınlar oluyor. Evlerimiz ısınmazken, cüzdanlarımız yanıyor. Evde kaynamayan aşın acısı, hesabı biz kadınlara yüklenirken, gülmek, eğlenmek, sosyalleşmek hatta nefes dahi almak hepimiz açısından artık lüks hale geldi. Kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüz her geçen gün artarken, erkek şiddeti her gün her yerde bizleri vurmaya devam ediyor. Eril yargı kararları yeni failler yaratırken, cezasızlık politikası yeni kadın katliamlarına davetiye çıkarmakta ve kadınların yaşam hakkı ortadan kaldırılmaktadır. Tüm bunlara rağmen İstanbul sözleşmesi ve 6284 sayılı yasanın gereklilikleri yerine getirilmediği gibi kolluk ve yargının failleri kollayan uygulamaları, bizzat devlet politikası haline getirilmektedir. Sadece son 10 yılda yedi bin kadın katledildi. Bu sayının çok daha üstünde kadın, erkek şiddetinin bıraktığı kalıcı izlerle yaşamını sürdürmek zorunda bırakıldı. Şiddet uygulayan erkekler yargı, polis tarafından kollanarak, kadınların yaşamları, acıları adeta hiçleştiriliyor. Cinsel şiddet, aşağılama, küçümseme, yaşamdan izole edilerek 'aile' üzerinden hapsedilme, AKP-MHP iktidarı tarafından kadınlara uygulanan, dayatılan en temel politika olarak biz kadınların karşısında durmaktadır. Artan sorunlarımız karşısında somut politikaların hayata geçirilmesi gerekmektedir. Cinsiyetler arasında eşitliğin sağlanması, kadınların, LGBTİ+’ların ve çocukların yaşam haklarının korunarak her türlü şiddet ve istismarı önleyici politikalar üretecek, toplumsal cinsiyet eşitliğini hedef alan bütçe üretecek, Kadınların talepleri ve ihtiyaçları doğrultusunda, kadınlarla birlikte politika üretecek, üretilen politikaların sağlıklı olarak uygulanırlığını denetleyecek Kadın Ve Eşitlik Bakanlığı'nın kurulmasıdır” şeklinde konuştular.
SÖMÜRDÜĞÜNÜZ EMEĞİMİZLE KURDUĞUMUZ ERKEK DÜNYADAN ALACAKLIYIZ…
Samsun kadın Dayanışması adına basın açıklamasını Fatma Çelik, Eda Akdeniz, Sevgi Boran, Sevil Topaloğlu birlikte yaptıkları açıklama sonunda şunları ifade ettiler. “Biz kadınları tüm bu yaşadıklarımızın yanı sıra; tırmandırılan milliyetçi, cinsiyetçi ve militarist politikalar, biz kadınları, hepimizi vuruyor. Erkek savaşların bedelini biz kadınlar, çocuklar ödüyoruz. Hem biz hem doğa, petrol ve su savaşları için yok ediliyor savaşlarınızla öldürülüyoruz. Kirli patriarkal kapitalist işbirlikleri sonucunda coğrafyalarımız yaşanamaz hale getiriliyor. Ve Savaştan dolayı topraklarını terk etmek zorunda kalan binlerce kadın, gittikleri yerlerde sistematik şiddetin birincil hedefi olmakta, katmerli emek sömürüsüne cinsel sömürüye maruz kalmaktadır. Savaş, işgal, tecrit, hapsetme, irade gaspı, kolluğun katıldığı sistematik cinsel şiddet politikası yaşamı, biz kadınların bir arada barış içinde, dayanışmaya ile yaşamasını da engellemeyi hedefliyor. Erkek devletlerin, iktidarların savaş politikaları biz kadınların arasına sınırlar, barikatlar yerleştirmeye çalışıyor. Biz kadınlar savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı, tecride karşı özgürlüğü savunmaya devam edeceğiz. Sesimiz, fikrimiz, iddiamız, dik duruşumuz, 'suçlu sensin' çığlığımız, teşhirimiz tüm otoriter yönetimleri olduğu gibi, AKP-MHP iktidarını da çok korkuttu. Eşit temsil ilkemiz, onların yaratmak istediği bu hapishaneden kurtuluşun temel anahtarı olduğu için en tepeden, en büyük tehditlerle hedef alındı. Kadınları 'aileye/eve', özgür kadın mücadelesi ise zindanlara hapsedilmek istendi, önümüze duvarlar örüldü. 'Bir kadın olarak sus!' denildi, 'Onlar kadın değil' denildi. Ama bütün bu kuşatma altında, Biz Kadınların Sözü ve Eylemi Bitmedi! Sokaktan, siyasetten, konuşmaktan, eylemekten, yazmaktan ezcümle İsyan etmekten, Direnmekten hiç vazgeçmedik, 'direnme notamızı' yüreğimize nakşettik. Sadece coğrafyamızda değil, dünyanın her yerinde kadınlar isyanda ve 8 Mart’larda grevde. Özellikle 2016 yılından itibaren Dünya Kadın Grevi yayılarak devam ediyor.
Çünkü Bizler; Alacaklıyız! Sömürdüğünüz emeğimizle kurduğunuz bu erkek dünyadan alacaklıyız! Katlettiğiniz kadınlar için hepinizden 'yaşam' alacaklıyız! Zindanlarda hala emanetimizi dimdik taşıyan kadın arkadaşlarımız için alacaklıyız! Bu yeryüzünde nefes alan, nefes katan bütün canlılar için, ağaçlar, sular için alacaklıyız! Emine, Ceren, Seve, Kader, Gülistan, Lisa, Sise, Elif, Figen, Sebahat, Nevin için Alacaklıyız! Baktığınız Her Yerdeyiz! Olduğunuz Her Yerdeyiz! 8 Mart'ta da yaşamın her alanında ‘‘BİZ KADINLAR ÖZGÜRLÜKTE ISRARLI, MÜCADELEDE KARARLIYIZ. Şiddetsiz bir toplum, eşitlik ve adalet taleplerimize sahip çıkarak; şiddetin her türlüsüne; savaşa, tacizlere, tecavüzlere, istismarlara ve katliamlara sessiz kalmayarak; yaşamın her alanını dönüştürme çabamızla, bugün bir kez daha birilerinin bize bahşetmesini beklemeden, haklarımızı almak için buradayız. Biz haklıyız, biz kazanacağız” şeklinde konuşarak basın açıklamasına son verdiler.
Basın açıklamasının ardın kadınlar gönüllerince halay çektiler zılgıtlar çekerek sonlandırdılar.
Mehmet Rebii Özdemir






















