SAMSUN KADIN DAYANIŞMASI: SÖZLEŞMEYİ DEĞİL CİNAYETLERİ ENGELLEYİN…
Samsun Kadın Dayanışması dün Çiftlikte Süleymaniye geçidinde bir araya gelerek İstanbul Sözleşmesi ve 6284 uygulansın diye açıklamalarda bulundular.
Mehmet Rebii Özdemir
SAMSUN-SKD (Samsun Kadın Dayanışması) adına Samsun SES Samsun şube başkanı Aysel Ocak yaptığı basın açıklamasında şunları dile getirdi.
1)Bugün burada. İstanbul Sözleşmesi kaldırılsın diyenlere, kadınları dövme özgürlüğü isteyen erkeklere, 'eşit değilsiniz' bizi baskıya, şiddete açık hale getirenlere karşı İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmiyoruz, etkin uygulansın demek için buradayız.
Ocak’ın konuşmaları sık sık sloganlarla kesildi. Atılan sloganlar şöyleydi. “İstanbul Sözleşmesi Uygulansın”, “6284 uygulansın” , “ İstanbul Sözleşmesi Yaşatır”, “6284 Yaşatır”
2) Bugün AKP MYK’sı toplanacak İstanbul Sözleşmesiyle ilgili karar verecekti. Toplantı kadınların mücadelesiyle, hayatlarımız için mücadelemizle 13 Ağustos'a ertelendi. 13 Ağustos'ta bir siyasi parti, kendi MYK'sında, ülkedeki tüm kadınların hayatları üzerine karar vermeye, yaşam hakkımızı tartıştırmaya kalkıyor. Biz bunu tartıştırır mıyız? (HAYIR!) Tartıştırmayız. Erteleme yetmez, İstanbul Sözleşmesinin feshi tamamen gündemden çıkarılmalı, bunun yerine nasıl daha iyi uygulanacağı konuşulsun demek için buradayız! Sadece burada değil; Ankara, İzmir, İstanbul, Hatay, Didim, Antalya, Adana, Kocaeli, Mersin, Bursa, Ayvalık, Altınoluk, Tuzluçayır, Batıkent, Bodrum, Datça, Eskişehir'de sokaktayız! İSTANBUL SÖZLEŞMESİ'Nİ İPTAL ETMEYE KALKANLARA KARŞI: Geceleri de, sokakları da, meydanları da terk etmiyoruz.
3-) Burada hepimiz konuşacağız, birbirimize İstanbul Sözleşmesi'ni, neden bizim için önemli olduğunu anlatacağız. Bizim adımıza erkeklerin konuşmasından, bizim adımıza erkeklerin karar vermesinden, biz her gün ölürken ekranlarda erkeklerin boy göstermesinden bıktık usandık. Kadınların sesini duyacaksınız. Kadınların isyanını duyacaksınız. Bu şiddet bizim en yakınımızda, yanı başımızda, hepimiz yarın aramızdan kim eksilecek diye yaşamaktan bıktık usandık. Bir kişi daha eksilmeyeceğiz, bir kişi daha eksilmeyeceğiz!
4)Bize hayatı dar eden erkeklerin, erkek şiddetinin bunu meşrulaştıran erkek adaletin, siyasetçilerin bahanesi çok! Bizim susmaya niyetimiz var mı? Haklarımızdan vazgeçmeye niyetimiz yok!
5) Her gün en az 1 kadının öldürüldüğü bir ülkede yaşıyoruz. Kadınlar öldürülmemek için sonsuz bir mücadele veriyorlar. Şiddet dolu evlerden ayrılıyorlar, defalarca şikâyet ediyorlar, koruma istiyorlar, kendilerini tehdit eden erkeklerin engellenmesini istiyorlar. Yapılmıyor. Ansızın değil, göz göre göre geliyor cinayetler. Kamu görevlileri görevini yapmıyor. Zamanında gelmiyor, kadınları yanlış yönlendiriyor, 'yuvanı yıkma' gibi tavsiyelerle ölüme gönderiyorlar. Gizli olması gereken sığınak yerlerini ailelere veriyorlar. Bugün, İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı hayatta olabilecek kadınların isyanıyla buradayız! Emine Bulut'un, Sevtap Şahin'in, Fatma Altınmakas'ın ve daha pek çok kadının isyanıyla buradayız. Kadın cinayetleri politiktir Trans cinayetleri politiktir
6-) İstanbul Sözleşmesi uygulansa bugün aramızda olabilecek kadınlar için hep birlikte en yüksek sesimizle burada diyoruz! Yarın bir gün o dövizlerde kendi ismimizin de olabileceğini ne yazık ki çok iyi biliyoruz. Buna engel olmak için burada diyoruz. Cinayetlerden sonra kadınları ayrıştırmaya, kimini suçlamaya kimini makbul saymaya cüret eden anlayışa isyanla burada diyoruz. Her kadının bir erkeğe 'hayır' dediği anda öldürülebilir olduğunun bilinciyle burada diyoruz.
Pınar Gültekin burada, Jesca Nankabirwa burada, Fatmanur Çelik burada, Çağla Toker burada, Sevim Başar burada, Değer Deniz burada, Hande Kader burada, Süheyla Yılmaz burada, Fatma Altınmakas burada
SÖZLEŞMEYİ DEĞİL CİNAYETİ ENGELLE!
7-) Burada ismi olan kadınlardan biri Fatma Altınmakas: Kocasının kardeşi Sinan Altınmakas tarafından tehdit ve tecavüz edildi. Fatma karakola şikâyet için gittiğinde Kürtçe tercüman olmadığı için derdini anlatamadı. Sinan Altınmakas adli tıp raporuna rağmen salıverildi. Kocası Kazım Altınmakas ise 'namus' bahanesiyle Fatma'yı öldürdü. İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı bir kadın karakolda anadilinde derdini anlatabilir, ona tecavüz eden kişi serbest kalmaz, 'namus' meşru bir öldürme gerekçesi olmazdı. Fatma bugün hayatta olabilirdi.
KADIN, YAŞAM, ÖZGÜRLÜK! JİN, JİYAN, AZADİ!
8-) Burada ismi olan kadınlardan biri Sevtap Şahin. Katilin adı Özcan Şahin. Kocası Özcan Şahin, hakkında 60'a yakın şikâyet, uzaklaştırma kararı ve Sevtap için koruma kararı olmasına rağmen Sevtap'ı annesinin evinde öldürebildi. Cinayet sabahı katilin annesi polise 'oğlum gelinimi öldürmeye gidiyor' diye ihbar etti, polis tutanak tutup gitti. Gitti! Sevtap Şahin güvenli bir yere götürülmedi, etkin koruma sağlanmadı. Katil, Sevtap'ın annesini dışarı kilitleyip kızını öldürürken annesi polisi aradı. Polis ancak 20 dakika sonra geldi, gelince 'içeride karı-koca var, özel mülk' diye kapıyı kırmadı. Hâlbuki Dilek Doğan'ı evinde pijamasıyla vururken polis özel mülk filan dinlememişti! Sevtap bu devletin gözü önünde öldürüldü. Annesine kilitli bir kapının ardında kızının öldürülmesine tanıklık etme çaresizliği yaşatıldı. İstanbul Sözleşmesi gerçekten uygulansaydı Sevtap Şahin bugün aramızda olacaktı.
Erkekler vuruyor, Devlet koruyor, Yargı aklıyor, Erkek vuruyor devlet koruyor
9 ) Burada ismi olan kadınlardan birisi Pınar Gültekin. Katilin adı Cemal Metin Avcı, Pınar ayrıldığı erkek tarafından barışmak istemediği için öldürüldü. 'Barışmak istiyorum', diye son bir kez buluşmaya çağırmak, pek erkeğin kadınları öldürme yöntemi. Bir kadın tarafından reddedilmek ise erkekler için cinayet gerekçesi! Erkekler kendilerini reddeden patronlarını, ev sahiplerini öldürmezken kadınları öldürüyorlar. Çünkü buna hakları olduğunu düşünüyorlar. Kadınların onlara 'hayır' deme hakkı olmadığından eminler. Çünkü bu ülkeyi yönetenler de böyle düşünüyor. Ama buna rağmen, her nasıl oluyorsa, erkeklerin yaptıklarından da sürekli kadınlar sorumlu tutuluyor. Pınar öldürüldükten sonra Cemal Metin Avcı'nın evli ve çocuklu olmasının evli olan katilin değil kadının itibarını zedelemek için toplumsal cinsiyet eşitliğini tesis etmek üzere politika yapılsaydı, erkekler 'HAYIR' dedikleri için kadınları öldürme hakkı bulamayacaktı, kadınların hayatlarını sorgulamayacaktı! Madem kadınların Hayır’ı cinayet gerekçesi yapılabiliyor, o halde hep birlikte hayırlarımızı yükseltiyoruz. Hiç bir kadın HAYIR dediği için öldürülmeyene kadar.
Kadın cinayetlerine hayır, Erkek şiddetine hayır, Şiddete bahane bulanlara hayır, Tacize, tecavüze hayır, Cinsel İstismara hayır, İstismarı meşrulaştırmaya çalışanlara hayır, Nefrete hayır, Homofobiye, transfobiye hayır,
BOŞANMAYI DEĞİL CİNAYETLERİ ENGELLE! ÖLDÜREN SEVGİ İSTEMİYORUZ!
13-) Mücadelemizin geri dönüşü yok! Sadece sözleşmenin iptali gündeminin ortadan kalkmasını değil, sözleşmenin devleti yapmakla yükümlü kıldığı tüm koruma, önleme, tazminat, çok dilli ve anadilinde destek, eşitlik politikaları geliştirme ve uygulama sorumluluklarının da hemen yerine getirilmesini istiyoruz!
14-) - İstanbul Sözleşmesi ile ilgili tartışmalara derhal son verilsin, İstanbul Sözleşmesi ye 6284 Sayılı Şiddetin Önlenmesi Yasası'nın uygulanmasındaki eksiklikler giderilsin, kadına yönelik şiddete karşı acil önlem planı yapılsın.
- Kadınların 7/24 ulaşabileceği, farklı dillerde hizmet, ücretsiz, sadece kadın yönelik şiddet alanında çalışan ayrı bir Alo Şiddet Hattı kurulsun.
- Kadına ve çocuğa yönelik şiddetle ilgili bağımsız bir veri toplama yöntemi geliştirilsin ve kamuoyuna düzenli olarak bu veriler açıklansın.
- Devletin tüm kademelerinde eşitliği sağlayacak, ayrımcılığa son verecek düzenlemeler yapılsın. Eşit yurttaşlığın tüm gereklerini sağlamak için acilen somut adımlar atılsın.
- Cinsel şiddetle mücadele koordinasyon ve kriz merkezleri kurulsun.
- Dijital şiddet ve ısrarlı takip yasalarda tanımlansın ve cezası belirlensin.
- Toplumsal cinsiyet eşitliği, eğitimin her kademesinde zorunlu ders olarak müfredata eklensin.
- İstanbul Sözleşmesinin de hükme bağladığı üzere, ülkemizde mülteci ve sığınmacı olarak yaşayan bütün kadın ve çocukların şiddete karşı korunmasında eşit haklara sahip olması için açık ve net düzenlemeler yapılsın.
- Her mahallede kolay ulaşılabilir, ücretsiz, nitelikli ve 24 saat hizmet verebilecek kreşler
açılsın.
-Kadınların rahatça 7/24 ulaşabileceği kadın danışma merkezleri ve yeterli sayıda sığınak
açılsın.
- Nafaka tartışmalarına boşanma süreçlerinde arabuluculuk vs. uygulamalarına, boşanma
HAYIR, HAYIR DEMEKTIR! Kadınların hayırı. biter mi sandın? Kadınların isyanı biter mi sandın? Kadın dayanışması biter mi sandın?
10-) Burada ismi olan kadınlardan biri Esra Ateş, Katilin adı Olcay Saka. Esra Ateş, Beyoğlu'nda evinin önünde katledildi. Katil ifadesinde 'kadın mı erkek mi anlamadım, ilişki sırasında onun erkek olduğunu anladım' dedi. Esra gibi pek çok trans kadın 'erkek çıktı' gibi transfobik bir gerekçeyle öldürülüyor, kadınları korumakla yükümlü polislerden 'ayrımcılık ve şiddet görüyor, katiller transfobik gerekçelerle indirim, alabileceklerini bilerek cesaretleniyor. İstanbul Sözleşmesinin uygulansa cinsiyet kimliği ayrımcılığa ve şiddete bahane olamaz, Esra Ateş hayatta olabilirdi. Trans kadınlar kadındır! Trans cinayetleri politiktir!
Haklarımızdan, hayatlarımızdan, eşit yaşama mücadelemizden, İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçiyor muyuz? HAYIR!
Hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz! Hayallerinizden vazgeçmiyoruz! Haklarımızdan vazgeçmiyoruz! Eşitlikten vazgeçmiyoruz! Arzularımızdan vazgeçmiyoruz! Özgürlüğümüzden vazgeçmiyoruz! Geleceğimizden vazgeçmiyoruz! Mücadelemizden vazgeçmiyoruz! İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmiyoruz! Biliyoruz ki Dünya yerinden oynar, dünya yerinden oynar kadınlar özgür olsa!
12 ) Burada ismi olan kadınlardan biri Müzeyyen Boylu. Katilin adı Mesut Issı. Müzeyyen, boşanma aşamasında olduğu kocası Mesut Issı tarafından öldürüldü. Avukat olan Müzeyyen 1,5 yıllık boşanma sürecinde tehdit, hakaret ve yaralamadan suç duyurusunda bulunmuştu. Şiddetten dolayı verilen tedbir kararları hiç 15 ve 30 günü geçmedi. Kocası onu 'sevdiği için boşanmak istemediğini' söyledikten 13 gün sonra öldürdü. İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı, daha etkili ve uzun süreli tedbir kararları ve hızlı işletilen bir boşanma süreci olsaydı Müzeyyen bugün hayatta olabilirdi.
Hayatımızdan vazgeçmeye niyetimiz yok! Susmaya niyetimiz yok! İtaat etmeye niyetimiz yok! Eve dönmeye niyetimiz yok! Şiddete razı gelmeye niyetimiz yok! Eşitsiz yaşamaya niyetimiz yok! Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz!




