Haber: Mehmet Rebii Özdemir
(SAMSUN)- Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) bugün açıkladığı enflasyon oranına ilişkin Devrimci Emekliler Sendikası Samsun Şubesi üyeleri, Samsun İŞKUR İl Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Devrimci Emekliler Sendikası Samsun Şube Başkanı Arif Kutlu okudu.
Kutlu, 2026 yılının başında ülke tarihinin en büyük yoksullaşma operasyonlarından biriyle karşı karşıya olunduğunu belirterek, siyasi iktidarın sermayenin kârlarını korumak ve bütçe açıklarını emekçilerin sırtından finanse etmek amacıyla “kemer sıkma” politikasını sürdürdüğünü söyledi. Asgari ücretliye dayatılan sefalet ücretinin ardından emeklilerin ve kamu emekçilerinin hedef alındığını ifade eden Kutlu, bugün yalnızca rakamları değil, yoksulluğun sorumlularını konuşmak için toplandıklarını dile getirdi.
Açıklamada, yıllarca fabrikalarda, tarlalarda, dersliklerde ve atölyelerde çalışmış milyonlarca emeklinin bugün “bütçeye yük” olarak görüldüğü belirtilerek, gelinen noktanın basit bir geçim sıkıntısı değil, planlı ve programlı bir “sosyal cinayet” olduğu savunuldu. Hükümetin enflasyonu düşürme adı altında halkın alım gücünü yok etmeyi hedeflediği, bu politikaların en savunmasız kesiminin emekliler olduğu vurgulandı.
2025 yılının ikinci yarısındaki ekonomik göstergelerin, 2026 Ocak ayında emeklileri bekleyen tabloyu net biçimde ortaya koyduğunu söyleyen Kutlu, iktidarın resmi enflasyon rakamları dışında emekliye ve memura herhangi bir artış yapma niyetinde olmadığını belirtti. “Enflasyonla mücadele” söyleminin gerçekte “emekçiyle mücadele” anlamına geldiği ifade edildi.
DİSK Araştırma Merkezi’nin raporlarına da değinilen açıklamada, 2025 yılının son altı aylık resmi enflasyonunun yaklaşık yüzde 12 olarak açıklanması halinde, Ocak 2026’da işçi ve Bağ-Kur emeklilerine yapılacak artışın da yalnızca yüzde 12 olacağı belirtildi. Pazar ve market fiyatlarının yüzde 50, kiraların ise yüzde 100 arttığı bir ortamda bu artışın reel gelirde ciddi kayıp anlamına geldiği kaydedildi.
Toplu sözleşme ve enflasyon farkı hesaplamaları sonucunda memur ve memur emeklilerinin alacağı toplam zammın yaklaşık yüzde 18,4 olacağı belirtilerek, bu oranın geçmiş kayıpları telafi etmekten uzak olduğu ve daha ilk aydan eriyeceği savunuldu. Hükümetin yasal bir düzenleme yapması durumunda dahi en düşük emekli aylığının yaklaşık 18 bin 900 TL’ye çıkarılmasının planlandığı, açlık sınırının 30 bin TL’yi zorladığı bir dönemde bu rakamın yetersiz olduğu ifade edildi.
Açıklamada, tüm hesaplamalar ışığında Türkiye’de ortalama emekli aylığının 23 bin 500 TL civarında kalacağının öngörüldüğü belirtilerek, bu rakamın yoksulluk sınırının üçte birine dahi ulaşmadığı dile getirildi. “Kök aylık” uygulaması nedeniyle yaklaşık 4 milyon emeklinin Ocak 2026’da yapılacak oransal zamlardan yararlanamama, yani “sıfır zam” tehlikesiyle karşı karşıya olduğu vurgulandı.
Kök aylığı, yapılan artışlara rağmen Hazine destekli en düşük emekli aylığının altında kalan emeklilerin gelirlerinde herhangi bir artış olmayacağı belirtilerek, bu durumun kamuoyuna “emekliye zam yapıldı” şeklinde sunulmasının açıkça halkı kandırmak olduğu ifade edildi.
TÜİK’in açıkladığı verilerin emeklinin sofrasındaki ekmeği küçülttüğü savunulan açıklamada, kurumun enflasyon hesaplamalarının sokaktaki gerçeklikle uyuşmadığı belirtildi. TÜİK’in pinpon topu ve plastik leğen fiyatlarını baz aldığı, emeklinin ise peynir, zeytin, et, süt, doğalgaz ve kira fiyatları altında ezildiği dile getirildi. TÜİK verilerine dayalı maaş artışlarının gerçekte reel gelirleri düşürdüğü öne sürüldü.
Emekli aylıklarının bir lütuf veya sadaka olmadığı vurgulanan açıklamada, emekli maaşlarının yıllarca ödenmiş primlerin ve alın terinin karşılığı olduğu belirtildi. “Kaynak yok” söylemine karşın, Kur Korumalı Mevduat, vergi afları ve geçiş garantili projelerle sermayeye milyarlarca lira aktarıldığı ifade edildi. Sorunun kaynak değil, tercih sorunu olduğu kaydedildi.
Devrimci Emekliler Sendikası’nın talepleri de açıklamada sıralandı. TÜİK’in verileri yerine bağımsız kuruluşların açıkladığı gerçek enflasyonun esas alınması, resmi enflasyonun üzerine refah payı eklenmesi, en düşük emekli aylığının asgari ücretin altına düşmeyecek şekilde yasal güvenceye kavuşturulması istendi. Kök aylık uygulamasının kaldırılması, tüm emekli aylıklarına seyyanen zam yapılması, intibak yasasının çıkarılması ve çıraklık sigortasının prime esas sayılması talepler arasında yer aldı.
Sağlıkta katkı paylarının kaldırılması, 5510 sayılı yasanın yeniden düzenlenmesi ve emeklilerin toplu sözleşme masasında temsil edilmesi de talepler arasında sıralandı.
Açıklamanın sonunda Türkiye genelindeki 17 milyon emekliye seslenilerek, sefalet oranlarına teslim olunmayacağı, hakların alınana kadar alanlarda, meydanlarda ve hukuki zeminde mücadelenin sürdürüleceği vurgulandı. “Yılgınlık yok, direniş var. Emekliyiz, haklıyız, kazanacağız” sloganları atıldı.