MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
(SAMSUN)- Samsun’un Kavak ilçesinin Köseli, Karapınar, Bekdemir, Germiyan ve Şeyhli mahalleleri sınırları içerisinde ARHAN inşaat tarafından çimento yapımı için su kaynaklarının bulunduğu, büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarının otlandığı, Fasulye, patates, mısır ve daha bir çok tarım ürünlerinin yetiştirildiği ve satıldığı yerlerde Taş Ocağı açılması için yapılan girişimlerin durdurulması için ilk etapta, hukuk mücadelesi ve kamuoyu yaratmak için Köseli mahallesi sakinleri bir araya geldikleri taş ocağı yapılması planlanan yerde açıklamalarda bulundular.
Köseli Mahallesi (Köyü) halkından Mustafa Us;
“Burası Amasya Orman Bölge Müdürlüğünün köyümüze yaptığı hatıra ormanı. Karşı tarafta buraya hatıra ormanı diken, bölge müdürlüğü karşı tarafta kepçelerle, dozerlerle ormanı yok ettiriyor. Su kaynaklarının üzerinde köyü 50 metre-100 metre ileri de dinamitler patlatıyorlar. Buraya böyle tezat bir durumda hem köylüyü mağdur ediyorlar hem kendilerini gülünç duruma düşüyorlar, biz buraya bu köyle ilgili Orman Bölge Müdürlüğünü, Orman Bakanlığını davet ediyoruz. Ya bu hatıra ormanını buradan kaldırsın, ya da karşıdaki çimento fabrikasındaki dozerleri durdursun. Az önce sözünü ettiğim çimento fabrikasının sahsı burası. Hemen alt tarafında 50 metre alt tarafında evler bulunmakta, yine Orman İşletme Bölge Müdürlüğü bu sahada şu anda ormanların kepçeyle dozerlerle dinamitleri patlatarak yok etmektedir. Bu havzanın tabanlı su kaynakları vardır, mevcut su kaynakları var. Kavak bölgesinde en yoğun su kaynaklarının olduğu bölge burasıdır. Aynı zamanda hemen üst tarafta SASKİ’nin deposu var. Yaklaşık 6 köye su basmaktadır buradan. Yine saha olarak burayı da yok etmeye çalışıyorlar. Bütün bu arazilerin tamamı kiralanmış durumda. Burası da Amasya bölge müdürlüğünün köyümüz için yaptığı Gelir Getirici Ağaçlandırma Alanı Amasya Orman işletme müdürlüğü buraya Gelir Getirici Ağaçlandırma alanını kuruyor, hemen karşı tarafa derenin karşısına, ÇED gerekli değildir raporu veriyor. Taş ocağı kurulmasına izin veriyor. Aynı zamanda bu vadi su kaynaklarının olduğu bir vadi çanak şeklindedir. Bu su kaynaklarını besliyor. Bu köyde 3 yerde, 3 ayrı yerde su kaynağı mevcut. Bu su kaynaklarından az önce söz ettiğim gibi yine 6 tane köyün sulamalarında kullanılıyor. Ayrıca 1976 yılında bu köyde sulama kanalları yapılmış, hiç enerji harcanmadan köyün arazilerinin %90’ı sulanabilecek durumda. Yine yukarıda bahsettiğim ÇED raporu gerekli değildir, Orman müdürlüğünün ve çevre müdürlüğünün vermiş olduğu saha, burası. Aynı zamanda bizim su kaynaklarımızı besleyen dereler. Burada yörenin yine en su kaynaklarını kanal şeklinde kalker taşlarının içerisinde yatakları var, oralardan besleniyor. Şu gördüğünüz alan komple yukarıya kadar Karapınar köyüne kadar kiralanmış vaziyette. Köylünün hiçbir şekilde haberi olmadan, ÇED gerekli değildir raporu verilmiş. Bu alanı talan etmek için mücadele ediyorlar. Çevre bakanlığının bir açıklaması var. Biz hoyratça kullandık ormanlarımızı su kaynaklarımızı, dağlarımızı diyor, akabinde aradan 3 gün geçtikten sonra, köyümüze geliyorlar ÇED gerekli değildir raporu ile birlikte sahada çalışma yapmaya çalışıyorlar. Biz bunun engellenmesini istiyoruz. Toplumsal olarak bilinçli bir şekilde hukuk davası mücadelesi vereceğiz. Bu şekilde taleplerimizin değerlendirilmesini istiyoruz” diye konuştu.
Samsun Çevre Platformu (SAMÇEP) sözcüsü ve EMO Samsun şube başkanı Adnan Korkmaz’da şunları söyledi.
“SAMÇEP olarak 10 yıldan bu yana Samsun’daki insana, doğaya zararlı ne kadar, yatırım varsa, kamu yararı olmayan tüm yatırımlara karşı halkla mücadelemizi sürdürüyoruz. Burada da geçen hafta arkadaşlar, yöre halkından bizlere ulaştığında burada bir taş ocağı açılacağını söylediler. Ben buraya ilk kez geliyorum. Şu cennet, bir vadi burası bu cennet yere bunu yapmak gerçekten buradaki yaşayan insanlara, doğaya, çevreye, bitkiye, böceğe, ihanettir. Buradaki vatandaşlarımızdan, aldığım bilgiye göre, burada zaman içerisinde 30-40 yıl önce 3-4 tane yine taş ocağı açılmış, fakat o zamanki tepkiler, kamuoyunun tepkileriyle buralar kapatılmış. Yine burada vatandaşlarımızdan aldığımız bilgiye göre şurada bir içme suyu kanalı olduğu, burada yine besiciliğin olduğunu, burada 6 tane köyün besleyen su kaynaklarının olduğunu söylediler. Yeni yapılmak istenen yer hemen arkamızdaki yer, aslında buranında ÇED’e tabi olması gerekirken, bu tür yatırımların önünü açabilmek için alan küçültmeye giderek, ÇED’e tabi olmama, yolunu seçmişler. Buraya da ÇED gerekli değildir raporu almışlar. Biz gerek SAMÇEP olarak gerekse buradaki yöre halkıyla beraber, bu işin peşini bırakmayacağız. Mücadeleye devam edeceğiz. Kesinlikle bölgeye zararı olacak, insanlarımıza zararı olacak, suyumuzu kirletecek tüm yatırımlara karşı, mücadelemizi burada da sürdüreceğiz.”
Köseli mahallesi sakinlerinden gazeteci Şakir Demirci;
“Ben bu köyde doğdum. Bu köyde yetiştim. Biz yıllardan bu tarafa, çevre sorunlarıyla karşı karşıyayız, bu köyde. Bizim köyümüze bir çimento fabrikası getirdiler. Önce oradan bahsedeyim ben. Bizim her türlü muhalefetimize rağmen, cennet köyümüze sularıyla, yeşillikleriyle şu vadide bu çimento fabrikasına karşı çıktık ama gücümüz yetmedi. Bu çimento fabrikası bizim topraklarımızın, üzerine yapıldı. Bizim arazilerimizin üzerine yapıldı. Ahmet Mehmet’e satıyor, o şirket, bu şirkete satıyor, 300 milyon dolarlara, 250 milyon dolarlara, bu çimento fabrikasını satıyorlar. Ama Afrika’da kabilelerde görülmeyen bir iş. Köylülerin tarlaları üzerine köylülere daha bir kuruş para verilmiş değil. Bu kadar bir hukuksuzluk olamaz bizim köyümüzle ilgili, çimento fabrikası yetmiyormuş gibi, daha öncelerden bir taş ocağı, getirildi. Bu hukuk mücadelesiyle kapatıldı. Peşinden ikinci bir taş ocağı geldi bizim köyümüze, oda aynı şekilde kapatıldı. 3. Bir taş ocağı geldi, oda bir hukuk mücadelesiyle kapatıldı. Yetmedi şimdi yeni bir taş ocağıyla karşı karşıyayız. Bu nasıl bir iştir. Bu köy gözden çıkartılmış bir vaziyette, bunu hiçbir şekilde kabul etmiyoruz” şeklinde konuştu.