Haber: Mehmet Rebii Özdemir
(SAMSUN)- Pazartesi günün itibaren Karadeniz bölgesinde KESK’in Nisan-Mayıs aylarında yapacakları büyük eylem çalışmaları için Samsun’da bulunan SES Genel sekreteri Ferit Ceylan yapacakları eylem planıyla ilgili şunları ifade etti.
“Bizim SES olaraktan sorun ve sıkıntılarımıza ilgili kısa bir bilgi verilmeyi sizlerle paylaşmak istiyoruz. Tabii ki önceliğimiz sağlık alanındaki şiddet. Şöyle ki, artık her geçen gün ölümlerle sonuçlanan sağlıkta şiddetler var. Daha 1-2 gün önceki bir haberde bir diş hekim arkadaşımız başından vuruldu ve şu an hastanede. Ondan önce yine doktor arkadaşlarımız vardır, silahla bıçakla veya elle darpla. Yoğun bakımda yatanlar oldu, kalp krizi geçirenler oldu bu şiddetlerde. Bu şiddetin ana kaynağı 2002 yılından sonra gelen mevcut siyasi iktidarın sağlıktaki bu ticarileşme mantığıyla başladı ki şöyle ki bu son zamanda şu seviyeye kadar gelebildik. İnanın ki bir sokak röportajında duyduğum zaman, bütün benliğimizi unuttum ben bu nasıl bir düşünce diye bir kadın aynen şunu söylüyor. Cumhurbaşkanımız sayesinde doktor dövme özgürlüğüne kavuştuk. Akabinde bir milletvekili halka bir açıklama yapıyor. Aynen şu sözleri söylüyor. Biz binalar yapıyoruz, artık bundan sonra doktorların, sağlıkçıların gırtlağını sıkın. Peki böyle söylemlerin üzerine neler bekleyebiliriz? Tabii ki şiddet oluşur bu toplumda. Oysa ki Pandemide canını hiçe sayarak, çocuklarını evinde bırakarak bu halk için hizmet etmiş, kutsallığa inanmış sağlık emekçilerini böyle hedefe koyan siyasilerdir” diye ifadelerde bulundu.
Hastanelerdeki ticaretleşmeyi durdurmalılar
Şiddeti reddeden derneklere, sendikalara, siyasi partilere ve halka çağrı yaparak sağlıktaki bu şiddeti bir an önce gündemimizden çıkarmamız gerekiyor, ifade eden Ceylan şunları söyledi.
“Siyasilerin hedefi koyması sonucu arada şiddete başvuran, sağlık hizmetine yararlanan insanlar çıkıyor. Bunun bir an önce caydırılıcı cezalarla yok edilmesi gerekiyor. Bu da yine siyasi iktidara düşüyor. Eğitimle, biz bunu geçmişte de söyledik, sadece sağlık ve yargıyla, cezalarla yok edebileceğimiz bir olgu değildir. Sağlıkta ve şiddeti eğitimle, toplumla, biz seferberlikle ancak yok edebiliriz. Burada herkese görevler düşüyor. Şiddeti reddeden derneklere, sendikalara, siyasi partilere ve halka çağrı yaparak sağlıktaki bu şiddeti bir an önce gündemimizden çıkarmamız gerekiyor. Çünkü biraz önce de bahsettim, Pandemide çocuklarını evde bırakıp da çocukları yanan hemşire arkadaşlarımız var. Pandemi zamanında özveriyle çalışan sağlık emekçilerinin hak ettiği sağlıkta şiddet değildir. Bir an önce itibarlarının geri verilmesi gerekiyor sağlık emekçilerine. Bu da tabii ki siyasi iktidarın çıkaracağı bugünkü yasalar gibi yasa değil, yok edici yasalar değil. Halka ücretsiz, nitelikli sağlık hizmeti vererek ancak bunu sağlayabilir. Bir an önce hastanelerdeki ticaretleşmeyi durdurmalıdır. Halkı ulaşılabilir, ücretsiz, nitelikli bir sağlık hizmetine kavuşturarak sağlıkla şiddetle sonlandırmış olabiliriz. Bir kanayan yaramızda zaten şehir hastaneleri modelleri. Şehir hastaneleri başladığı günden itibaren bizler SES olarak bunların sağlığın sorunu çözmeyeceğini Sağlığa ek bir kambur olacağını söylemiştik. Çünkü şöyle çok basit bir örnek vereyim. Ordu'da devam eden bir şehir hastanesi var. 330 bin metrekare üzerine kurulmuştur. 1200 yataklı. Oranlamaya vurduğumuz zaman, yatak metrekaresine vurduğumuz zaman 310 metrekare tekâmül ediyor. Oysa ki günün ortalamasında yatak başı metrekare 160 metrekaredir. Şimdi böyle devasa hantal binalar yapıyorlar. Hem temizliğiyle hem ısıtmasıyla hem aydınlatmasıyla iki hastanenin gideri tek hastaneye harcanıyor ve akabinde Ordu’da kapanacak hastanelerin yatak sayısına bakıyorsun. Aynı yatak sayısı kadar şehir hastanesi. Peki bütün hastaneleri kapatarak ki burada Samsun'da da aldığım şube başkanı arkadaşımız Şuayip’ten adlığımız bilgiye göre birçok hastane kapanarak bir şehir hastanesi yapılıyor. Yatak sayısı aynı. Ekstra bir halka fazladan yatak şeyi yok. Zaten bu ülkede yoğun bakım yatak ve yatılı servislerdeki yatak sıkıntılarını devam ederken hükümet Şehir hastanelerine denen devasa yapılardaki binaları yaparak yatak sayılarını çözmüyor aslında. Kamu özel ortaklığıyla yapılan şehir hastanelerinde birilerine para kazandırmaktan başka hiçbir şey yaptıkları yok. Şimdi bakıyoruz, sağlığa ekstra bir şey getiriyor mu? Hayır, yine acillerde birçok ilde inanın ki bize telefonlar geliyor. Hastası acil serviste yoğun bakım yatağa bekliyor ve günlerce hatta ve hatta acil serviste yoğun bakım yatağa beklerken ölenler var. Peki şimdi soruyorum bu kadar şehir hastanesi yaptığınızda yatak sorununu mu çözdünüz? Hayır, sağlıktaki randevu sistemini mi çözdünüz? Hayır, yine MR'larda, yine tomografilerde, yine polikliniklerde aylar sonrasına hatta yıllar sonrasına yani bir yıl sonrasına randevuların olduğunu görüyoruz. Peki sağlıktaki sorunu çözmüş müsünüz? Hayır, biz ne diyorduk? Birinci basamak koruyucu sağlık hizmetleri uygulamasını bu ülkeye tekrardan yerleştirmek istedikten sonra hastane yaparak bu sorunları çözemezsiniz. Önce hastalık başlamadan önce tedbir almak gerekiyor. 2005 yılında bizim Bir kurultayımız oldu, sağlık kurultayı. Orada biz verilerle, rakamlarla o günün bakanlığına da sunmuştuk bu dosyamızı. Birinci basamak sağlık hizmetlerini hayata geçirdiğimiz zaman bugünkü harcamış olduğumuz sağlıktaki miktarın yarısı kadar bir harcama yapıyoruz ve birinci basamakta da ücretsiz ilaçları verebiliyoruz. Bakın bunu bilimsel olarak biz ortaya koymuştuk. SES ve TTB olarak. Ama bunları göz ardı ettiler. Kendi bildikleri gibi sağlıkta dönüşüm dedikleri bizim yıkım dediğimiz bu projeyi 22 yıldır hayatı geçirmeye çalıştılar. Oysaki sağlıkta yıkımı enkaz altına bıraktılar. Depremde bunu çok net gördük. Pandemide sıvası döküldü. Depremde enkaz altında kaldı sağlık sistemi. Yine biz SES olarak gönüllü arkadaşlarımızla birlikte o enkazda kalan sağlık sistemini tekrardan ayağa kaldırmak için gönüllü olarak 11 ilde arkadaşlarımız 1 yıla yakın gibi bir süre gönüllü olarak orada çalıştı. Orada hizmet verdi. Kendi özel izinleriyle fedakarlık yaparak en kazda kalmış sağlık sistemini yine bize görev addettik ve kaldırmaya çalıştık. Şimdi demek istediğim bir an önce bu şehir hastaneleri modelini vazgeçip halkın ulaşılabilir yerlerdeki bugün şehirdeki hastanelerin hepsi halkın çok rahatlıkla ulaşabileceği hastaneler. Ulaşılabilir nitelikli ücretsiz sağlık sistemi ve birinci basamakta bugün yok etmeye çalıştığı yeni bir yönetmenlik daha çıkardılar dün birinci basamak ayındaki müddetleri için. Kenara itip koruyucu sağlık hizmetleriyle tekrar üstüne basa basa söylüyorum, nitelikli, ulaşılabilir, ücretsiz sağlık sistemine geçmesi gerekiyor.”