MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
TİP (Türkiye İşçi Partisi) Samsun Atakum’da çok sayıda davetlinin katılımıyla Seçim Koordinasyon Merkezinin (SKM) açılışını yaptı. Açılışta ilk söz alan TİP Samsun il başkanı Ümit Özçelik şunları söyledi. “Zamanların en iyisi, zamanların en kötüsündeyiz. Bugün burada bu çürümüş, ucube iktidarın, bu ceberut saray rejiminin, bu mafya düzeninin çöküşünün arifesinde halkımızın sigortası, ötekileştirilen, ayrımcılığa uğrayan ezilen insanlarımızın sesi olmak için buluşuyoruz. Marks’ın Kapitalinin ön sözünde dediği gibi ‘Anlatılan Senin Hikayendir’ anlatılan bizim hikayemizdir yoldaşlar. Biz bir hikâyeyi yazıyoruz, geçmişten bugüne süregelmiş olan, bugünden yarına aktarma şerefi de bir ömür boyu omuzlarımızda onur nişanesi olarak taşıyacağımız bu şanlı mücadelemizin sesini en üst perdeden duyurmak istiyoruz. Bu doğrultu da bugün burada partimizin seçim irtibat bürosunun açılışını yapıyoruz. Verdiğimiz bu mücadele de yanımızda bulunan ve mücadeleye emek veren, herkese teşekkür ediyoruz. Sevgili yoldaşımız Behice Boran’ın 1976 yılında dediği gibi kıymetli sözler bugünde geçerliliğini koruyor. Gelmenizle gücümüze güç kattınız.”
SİZ BUGÜN SKM AÇILIŞINA DEĞİL İYİLERİN EVİNE GELDİNİZ
TİP Samsun 1. Sıra milletvekili adayı Arslan Bolat, partisinin Atakum’da ki açtığı Seçim Koordinasyon Merkezinde yaptığı konuşmasında şu ifadeleri kullandı. “Öncelikle sizi buraya soldan olan, sosyalist bir programı olan Türkiye İşçi Partisinin Seçim Koordinasyon Merkezinin açılışı için geldiğinizi düşünüyorsunuz. Ancak emin olun ki, bundan fazlası için geldiniz. Çünkü artık verdiğimiz mücadele bundan fazlası. Verdiğimiz mücadele sağ ve solun mücadelesi değil, verdiğimiz mücadele ilericinin ve gericinin mücadelesi değil, verdiğimiz mücadele modernliğin ve muhafazakarlığın mücadelesi değil, bu mücadele iyinin ve kötünün mücadelesi. Bu mücadele yukarıdakinin ve aşağıdakinin mücadelesi. O yüzden siz bugün, siz buraya Seçim Koordinasyon Merkezine gelmediniz. Siz bugün buraya iyilerin evine geldiniz. Siz bugün buraya yukarıdakini aşağıya indirip omuz hizasında yargılayacak olan insanların evine geldiniz. Dostlar başka bir ülke gelip topraklarımızı zehirlese, sularımızı başka yöne akıtsa tepelerimizi patlatsa savaşa gireriz değil mi? Ama bunu patronlar, sermayedarlar, rant peşinde koşan insanlar yaptığı zaman, bu yasal oluyor. Dostlar kalbinize sorun bu yasal mıdır? Bir kâğıt parçasında bir insanın imzasının altında olduğu için, bu yasal mıdır? Yasal olabilir mi? olamaz, bizim verdiğimiz mücadeleyi onlar anlayamaz. Çünkü bizim verdiğimiz mücadele parayla alakalı değildir. Bizim verdiğimiz mücadele rant ile alakalı değildir. Bizim verdiğimiz mücadele omuz hizamızdaki insanlar içindir. Eray içindir, Artun içindir, Serkan içindir, Arzu içindir, doğmuş çocuklarımız, doğacak çocuklarımız içindir. Bizim verdiğimiz mücadele bu toprağın üzerinde nefes alan her canlı içindir. İşte bunu anlayamazlar yoldaşlar. İşte bu noktada bizi yenemeyeceklerinin farkında değiller. Ben alelade bir insanım, beni bir çay ocağında çay içerken, bir kafede kahve içerken, ya da ellerinde poşetlerle eve doğru yürürken omzuma çarparsınız ve yanınızdan çeker giderim. Ben sıradan bir insanım. Ama artık sıradan insanların, sıra dışı olmasının gerektiği bir zamandayız. Sıradan insanları sıra dışı bir mücadele etmesi gereken zamanlardayız. Lütfen dostlar sıra dışı olun ve mücadelemize omuz verin. Bizi sevmekle, bize sempati duymakla kalmayın. Lütfen bizim mücadelemizin bir neferi olun. Dostlar konuşmamı bugünlerde siyasete girerken bana en çok ilham kaynağı olan bir şarkıyla bitirmek istiyorum. ‘Bize git dediler, hatta ve hatta ananını da al git dediler, ben anamı da aldım buraya geldim. Diyorum ki, gitmedik işte, devirmedik de ölmedik işte, yenilmedik de delirmedik de şimdi bizim zamanımız, şimdi bizim zamanımız, anlatan biz olacağız” dedi.
FAŞİZMİN GERÇEK YÜZÜNÜ GÖRDÜM.
TİP Samsun Milletvekili adaylarından Tunahan Gök’te yaptığı konuşmasında şunları söyledi. “Samsun’da avukatlık mesleğini icra etmekteyim. Aynı zamanda farklı bir alan olan, hayvan hakları hukuku üzerinde çalışmakta ve kurmuş olduğum derneğe başkanlık yapmaktayım. Konya barınağı da olmak üzere birçok toplumsal olaya dahil oldum. En çokta bu olaylar da faşizmin gerçek yüzünü gördüm. Bir grup hayvan hakkı savunucusuna 100 tane polis götüren, bu zihniyete karşı durmak bu zihniyete gereken cevabı vermek için, dernek kurdum. Bu derneğimizde hayvanlarımızı usulsüzce toplayan, onları çevreden koparıp, ormanlara, sağa sola atıp ölüme terk eden zihniyete meydan okuduk ve suç duyurularında bulunduk. Davaları takip ettik. Bizim için ezilen hakkı gasp edilen, herkes yoldaşımızdır. Patileri olanlarda buna dahildir. Bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Hepinize teşekkür ediyorum