ZMO BAŞKANI ÇOBANCI; “SU KAYNAKLARIMIZI VERİMLİ KULLANALIM!”
21 Mart Dünya Su Gününde su kaynaklarımızın dikkatli ve verimli kullanılabilmesi hususunda Samsun ZMO (Ziraat Mühendisleri Odası) Başkanı Hasan Çobancı bir açıklamada bulundu.
Mehmet Rebii Özdemir
SAMSUN- ZMO Samsun şube başkanı Hasan Çobancı, 21 Mart Dünya Su Günü nedeniyle yaptığı açıklamasında şunları ifade etti. 'Yaşamın en önemli temel kaynaklarından birisi de sudur. Ülkemizde tatlı su kaynaklarının %74’ü tarımda, %15’i içme ve kullanma suyu, %11’i sanayide kullanılmaktadır. Ülkemizde suyun en çok kullanıldığı tarımsal sulamada, modern sulama sistemleri olan yağmurlama ve damla sulama sistemlerine geçilmesi su tasarrufu açısında önemli görülmektedir. Türkiye su zengini bir ülke değildir. Hatta su varlığı dünya ortalamalarının altındadır. Türkiye kişi başına yıllık ortalama 1500 m3 su miktarı ile su fakiri bir ülkedir. Türkiye hızlı bir şekilde tatlı su kaynaklarını kaybetmektedir. 20 yıl önce Türkiye’de kişi başına düşen su miktarı 4.000 m3 idi. Bu günkü rakam 1.500 m3 tür. Dünya standartlarına göre bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için kişi başına düşen su miktarı 5.000 m3 ten fazla olmalıdır' diye açıklama da bulundu.
UNUTULMAMALI Kİ SU HAYATİ ÖNEME SAHİP KAYNAKTIR...
ZMO Samsun Şube Başkanı Çobancı; 'Ülkemiz 25 hidrolojik havzadan meydana gelmekte olup, bu havzalara temel teşkil eden su, hayati ve toplumsal öneme sahip bir kaynaktır. Su kaynakları açısından dünyanın yarı-kurak bir bölgesinde bulunan Ülkemizin yağış rejimi, mevsimlere ve bölgelere göre büyük farklılıklar göstermekte olup, bazı akarsu havzalarında su ihtiyaçlarının, kaynakların potansiyelini aşmış durumda olduğu görülmektedir. Bununla birlikte iklim değişikliğinden kaynaklanan yaz sıcaklıklarının artması, kış yağışlarının azalması, yüzey sularının kaybı, kuraklıkların sıklaşması, toprağın bozulması, kıyılarda erozyon, taşkın ve su baskınları gibi etkiler doğrudan su kaynaklarının varlığını tehdit etmektedir. Dünyadaki iklim değişikliklerinin yansıması ülkemizde de hissedilmektedir. Küresel ısınma dünyadaki ve ülkemizdeki hidrolojik dengeyi de etkilemiştir. Kuraklık periyotlarının artması, yağışlardaki azalmalar ve dağılımların değişmesi hidrolojik dengenin değişmesine, yer altı ve yer üstü su kaynaklarının azalmasına neden olabilmektedir. Hidrolojik dengedeki olumsuz değişimlerin yanında, su havzalarının maden işletmelerine, sanayi ve yerleşime açılması tatlı su kaynak rezervlerinin azalmasına neden olmaktadır. Dünyadaki süregelen iklim değişikliklerinin etkisi ülkemizde de görülmeye başlanmış olup, önümüzdeki 10'ar yıllık dönemlerde bu durumun daha da belirginleşmesi beklenmektedir. Ülkemiz genelinde bugün itibariyle kümülatif yağışlar ortalamasında uzun yıllar ortalamalarına göre % 30,5 oranında azalma meydana gelmiştir. İlimizde 2020 yılında görülen Meteorolojik Kuraklık bu iklim değişikliklerinin sonucudur. İlimizde yağışlardaki azalmalar özellikle iç kısımlarında daha şiddetli kendini göstermiştir. Özellikle yağış azlığından dolayı içme ve kullanma suyu kaynaklarındaki su seviyeleri hızlı bir şekilde düşmeye başlaması ile su rezervleri kritik seviyelere ulaşmıştır. Bu nedenle meteorolojik kuraklığın uzun süreler devam etmesi durumunda tarımsal kuraklık da buna bağlı olarak gündemde kalmaya devam edecektir' şeklinde konuştu.
SU KAYNAKLARIMIZ SINIRSIZ DEĞİLDİR...
Hasan Çobancı açıklamasına şöyle devam etti. 'Ülkemizin ve ilimizin meteorolojik kuraklıktan en az seviyede etkilenmesi için su potansiyelimizi içme ve kullanma suyu ihtiyaçlarına göre depolayarak, ihtiyaç duyulacak zamanlarda bu suyun ekonomik şekilde kullanılması gerekmektedir. Bu nedenle ülke olarak gölet, baraj gibi sulama amaçlı depolama yapılarının inşasına daha fazla kaynak ayrılması gerektiği düşünülmektedir. Su sınırsız bir kaynak değildir. Bu nedenle ülkemizde su kaynaklarını %74 nün tarımsal sulamada kullanıldığı düşünüldüğünde, sulamada yapılacak tasarrufun önemi ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde sulamaya açılmış alanların %94’ünde yüzey sulama, sadece %6’sında basınçlı sulama yöntemleri kullanılmaktadır. Ülkemizde 1 ton şeker pancarı yetiştirmek için 100 ton sulama suyu kullanılmaktayken gelişmiş ülkelerde sadece 7 ton sulama suyu kullanılmaktadır. Yüzey sulama yöntemlerinde bitkiye 1 m3 su verebilmek için 2 m3 su kullanılmak zorundadır. Yüzey sulama yöntemlerinde suyun fazla kullanılmasından dolayı verilen su bitki kök derinliğinin çok daha altına gitmekte, bitki besin maddelerini bitki kök seviyesinden uzaklaştırmak suretiyle de toprağın verimsizleşmesine neden olmaktadır. Küresel ısınmanın kuraklık etkisi ve su kaynaklarımızın küçülmesi sorunları göz önünde bulundurulduğunda su tasarrufu sağlayan basınçlı sulama yöntemlerinin ülkemizde yaygınlaştırılması gerektiği açıktır' dedi.
TARIMDA SULAMA DAHA ETKİN KULLANILMALI!
ZMO Samsun Şube Başkanı Hasan Çobancı açıklamasının sonunda şunları kaydetti. 'Ülkemiz tarımda su kullanım düzeyini gelişmiş ülkeler seviyesine çekmek zorundadır. Tarımda sulama suyunun daha etkin kullanılabilmesi için göz önünde bulundurulması gereken faktörler şöyledir: • İklim, toprak ve topoğrafya şartları elverişli olan tüm alanlarda yağmurlama ve damla sulama yöntemlerinden biri seçilmelidir. Çiftçilere yapılmakta olan basınçlı sulama destek miktarları artırılarak, hibe şeklinde verilmesi sağlanmalıdır. • Tarımda sürdürülebilir bir su yönetiminin sağlanması için tesviye, toplulaştırma ve drenaj gibi tarla içi geliştirme çalışmaları sulama sistemleri ile birlikte inşa edilmelidir. Sulama projelerinin başarısının fiziksel altyapı proje alanındaki toprak-su-insan ilişkilerinin düzenlenmesine bağlı olduğu unutulmamalıdır. • Tarımda toprağın nemini muhafaza edecek yöntemler kullanılmalıdır. Sürekli ticari gübrelerin tarımsal üretimde kullanılması toprak yapısını bozmakta, toprağın su tutma kapasitesini düşürmektedir. Yeşil gübreleme ve hayvan gübresi kullanılması ise toprağın su tutma kapasitesini artırmaktadır. Toprak işleme nem kaybına neden olduğundan doğrudan ekim mibzeri kullanılarak toprak işlemesiz tarım tercih edilmelidir. • Kuraklığa ve tuzluluğa dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesi gerekir. Ülkemizdeki tohumculuk sektörü genellikle ithal hibrit tohumları yurtiçinde pazarlamak üzere faaliyet göstermektedir. Bu tohumlar su varsa verimli olabilmektedir. Kurağa dayanıklı çeşitlerimizin kamu öncülüğünde geliştirilmesi bir zorunluluktur. • Tarım Sigortaları Kanunu kuraklık, sel ve don afetlerini de kapsayacak şekilde genişletilmeli, fakir çiftçinin sigorta primleri devlet tarafından karşılanmalıdır. • Artan nüfusun su ihtiyacının yeterince karşılanabilmesi için su havzaları yerleşim ve sanayi tesisleri ile işgal edilmemeli, su kaynakları kirletilmemeli, temiz su kaynakları ve doğal baraj olarak görev yapan mera ve ormanlar azaltılmak yerine çoğaltılmalıdır' dedi.




