Zobalı; “Emeğimiz, riskimiz ve yaşam hakkımız katsayıyla ödenmez…
SES Samsun Şube Sekreteri Şuayip Zobalı, “Pandeminin başından beri sağlık emekçilerinin sorunları her geçen gün artarak devam etmiştir. Çalışma koşullarının ağırlığı, riskin boyutu ve kapsamı, görev tanımlarının ortadan kald?
FOTO: HATUN ÖZDEMİR
MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
SAMSUN- SES Samsun Şube Sekreteri Zobalı, Emeklerinin sömürülmesine, yaptıkları işlerinin risklerinin ve hepsinden de önemlisi yaşam haklarının verecekleri katsayıyla ödenemeyeceği yönündeki basın açıklamasını şöyle sürdürdü. “Salgının yönetimi konusunda dünyanın geri kalmış ülkelerinden feyz alan hükümetimiz kendine özgü bir metotla salgın yönetiminin nasıl olmaması gerektiği konusunda özgün bir çalışma yürütmüştür. Bu tutumun daha çok pikler oluşturacağı gerçeği gün gibi ortadadır. Bu sorunlu tutumun sonucundan tüm emekçi kesimler etkilenmekle birlikte, sağlık emekçileri daha fazla etkilenmektedir. Yapılan yanlışları görüp, müdahil olmaya çalışıp dikkate alınmadıklarından; salgının bilimsel yöntemlerle yönetilmesi gerekirken siyasal ve ekonomik gerekçelerle yönetildiğini bildiklerinden, salgınla ilgili alınan her düzenlemeden hariç tutulduklarından, ölüme daha yakın riske maruz kaldıklarından, daha da yoksullaştıklarından dolayı sağlık emekçileri pandemiden daha çok etkilenmişlerdir” diye konuştu.
SENDİKAL HAK VE TALEPLERE DEĞER VERİLMİYOR!
Şuayip Zobalı; “Salgının başından beri tek dileğimiz pandeminin topyekûn bir mücadeleyle gerilemesi için engellerin ortadan kaldırılması, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin işyeri ve can güvenliğinin sağlanması moral ve motivasyonlarının arttırılması için gerekli düzenlemelerin yapılmasıydı. Bunun için sendikamız Sağlık, Aile ve Sosyal Hizmetler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarına ve YÖK'e defalarca yazı yazmış ve işyerlerinde verilmek üzere dilekçeler hazırlanmış, sorunların çözümü için çaba harcamıştır. İlgili kurumların sessiz kalarak, cevap vermeyerek, düzenleme yapmayarak takındıkları tutumlar sendikal hak ve özgürlüklere, taleplere değer vermediklerini, tarafı oldukları uluslararası sözleşmeleri, Anayasa ve kanunları hiçe saydıklarını kanıtlamıştır. Sağlık Bakanlığı görüşme taleplerimize cevap bile vermezken yetkili sendika başkanlarıyla görüşmelerindeki samimi pozlarla tarafsız olmadığını ve tarafını belgelemiş, yetkili sendikadan umut bekleyen sağlık emekçilerine de sorunların çözümü konusunda da net bir mesaj vermiştir” şeklinde konuştu.
LİYAKAT DERSENİZ HAK GETİRE…
“Sağlık Bakanlığına, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 23. maddesinde yer alan çalışan herkesin kendisinin ve ailesinin adil, insanlık onuruna yetecek bir ücret alma hakkına sahip olduğunu, bu nedenle çalışana ve ailesine insanlık onuruna uygun bir yaşam düzeyini sağlayacak bir ücreti elde etme konusunda gerekli önlemleri alma görevinin verildiğini hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz. Bizler eşit işe eşit ve adil ücret demekten asla vazgeçmedik. Çalışanların eğitim durumu, kıdemi, mesleki bilgi ve beceri düzeyi, tecrübesi, sorumluluk yüklenme kapasitesi, çalışma koşullarının zorluğu gibi etmenler gözetilerek benzer fedakârlıklara katlananlara eşit ücret ödenmesi sosyal adalet yani nimet ve külfetlerin toplumda adil bir şekilde dağıtılması sağlanmalıdır. Sosyal adalet ve sosyal denge ile çalışanlar arasında hakça paylaşım yapıldığı konusunda genel bir tutum oluşturulması gerekmektedir. Şimdiye kadar yapılan ek ödeme genelgeleri emekçilerin refahını ve kazancını çoğaltmamakta, sağlık emekçileri arasında iş barışını bozmaktadır. Elbette biz bunları anlatırken hekimlerin alacağı performansın fazla olduğunu ifade etmiyoruz. Aksine zorlu eğitim sürecinden çalışma koşullarına kadar bütünlüklü değerlendirdiğimizde aldıkları maaş kabul edilemeyecek derecede azdır. Bu zorlu koşullarda fedakârca çalışma yürüten arkadaşlarımızın alacağı her kuruş haklarıdır ve maaşlarına eklenerek, emekliliklerine yansıyacak tarzda olmalıdır. Burada asıl vurguladığımız diğer sağlık emekçilerinin de alacağının insanca yaşanacak, yoksulluk sınırı üzerinde, tek kalemde ücret politikasına geçilmesi, o vakte kadar sağlık emekçileri arasındaki maaştaki açıklığı aşmayacak tarzda ek ödeme almalarıdır. Ek ödeme adaletsiz davranmadan sağlık işkolunda çalışan (hizmetli, idari hizmetler sınıfı, işçi, üniversite hastanesi çalışanları, sağlık işçileri vb.) herkese ödenmesidir.
ÖDEMELER RİSKLİ-RİSKSİZ DİYE DEĞERLENDİRİLİYOR!
Şube sekreteri Zobalı; “Performansa göre ödeme işyerlerimizi, ödemede riskli-risksiz alan olarak değerlendirirken pandemi dönemi performansa göre ödemede ise tüm alanlarımız riskli hale geldiğinden Covid kapsamında/Covid dışında şeklinde bir ayrıma gidilmiştir. Üniversitede hastanesinde 3.seviye yoğun bakım servisinde Covid-19’lu hasta bakımı yapan hemşire ile Sağlık Bakanlığına bağlı bir eğitim araştırma hastanesinde 3. seviye yoğun bakımda Covid-19’lu hasta bakımı yapan hemşireye de aynı ücretin ödenmesini istiyoruz. Fakat 1 yılı aşkın süredir yapılan ek ödeme genelgeleri sağlık hizmetinin bütünselliğini, kapsayıcılığını göz ardı etmiş, sosyal adaleti ve dengeyi yerle bir ederek çalışma barışını ve huzurunu bozmuştur.
Çift maaşlarla, huzur haklarıyla şişirilen cüzdanlar, şehir hastaneleri patronlarına akıtılan paralar, sağlık emekçilerinin insanca yaşayacak ücreti alamamasının en önemli nedenlerindendir. Sayıştay raporlarına da yansıdığı gibi firmalara sözleşmeden daha fazla usulsüz ödemeler yapılırken, ülke kaynaklarını yandaşlara sınırsızca kullandırırken sergilenen cömertlik ve taraflılık sağlık emekçilerine gelindiğinde kırıntı seviyesinde sergilenmektedir.
Sağlık emekçileri performansa dayalı ücret sisteminin kaldırılarak adil ücret ilkesinin gereği olan eşit işe eşit ücret sisteminin uygulanmasını, aynı statü ve görevdeki çalışanların tamamının sosyal bakımdan eşit oranda ücret almasını ve bu ücretin de İnsan Hakları Evrensel beyannamesinde tanımlandığı gibi kendisinin ve ailesinin insanlık onuruna yetecek seviyede olmasını, emekliliğe yansımasını ve tek kalemde olmasını istemektedir.
Bizler sağlık emekçileri olarak; pandemi bitinceye kadar amasız, koşulsuz, ayrımsız, kesintisiz emeğimizin ve riskimizin karşılığında olağanüstü koşullara göre hesaplanan ve düzenlenen bir maaş tutarında seyyanen zam ve grev hakkıyla güçlendirilmiş bir TİS’le pazarlık gücümüzün arttırılmasını istiyoruz.
İnsanca yaşanacak çalışma koşulları, yoksulluk sınırı üzerinde temel ücret, OECD ortalamasında kadrolu güvenceli istihdam, 3600 ve 7200 arası ek gösterge, COVID-19’un iş kazası ve meslek hastalığı sayılması başta olmak üzere ekonomik ve özlük taleplerimiz için TİS sürecini hedefe koyan mücadele ve örgütlenme programımızı daha güçlü bir şekilde hayata geçireceğiz. Bu kapsamda tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerini sendikamıza güç vermeye, yanımızda durmaya, birlikte ses çıkarmaya ve birlikte örgütlenmeye davet ediyoruz.



