Günlerdir aklımda 8 Mart Dünya emekçi Kadınlar Günü ile ilgili bir yazı yazmayı planlayıp duruyordum.
Ancak aklımdaki şu soruya yanıt bulamıyorum.
Özünde bizim bildiğimiz ve kutlana gelen ‘8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ nasıl oldu da birden bire ‘8 Mart Dünya Kadınlar Gününe’ evirildi? Bunun yanıtını bir türlü anlayamıyorum.
Herkesin malumları olduğu üzere bu anlamlı günün adı ‘8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ olarak hafızalarımıza kazındı. Ancak her nedense son yıllarda bu gerçek anlamından çıkarılarak ve içi boşaltılmış bir hal almaya başladı.
Neden ’EMEKÇİ’ ifadesi kullanılmamakta? 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun diyenleri bu kategori içinde saymıyorum. Sanıyorum benim kadar sizlerde bunu duyuyorsunuz, görüyorsunuz ve bir anlam verebiliyor musunuz?
Bana göre ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ 'EMEKÇİ' ifadesi olmadan bir anlam vermiyor. EMEKÇİ ifadesi yer aldığında günün anlam ve değeri daha net ortaya konuluyor.
Ne var ki kapitalizm buraya da el attı. Altın, gümüş, pırlanta, kıyafetler, iç çamaşırlar, makyaj malzemeleri, internet satış sitelerinde aklınıza gelebilecek her türlü kadınların kullandıkları günlük veya aylık eşyaların pazarlanmasına kadar reklamlardan geçilmiyor.
Hani kapitalizmin dayattığı bazı günler örneğin ‘14 Şubat Sevgililer Günü’ gibi.
Gerçekten “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlasalar yukarıda yazdığım hiçbir emtianın pazarlanmasına gerek kalmayacak. Kadınlarımıza bu çok ama çok anlamlı günde sadece ve sadece bir çiçek takdim edilse bence diğer ürünlerden daha da anlamlı olacaktır.
8 Mart Dünya emekçi Kadınlar Günün asıl kazanımları onlara hak ettikleri her türlü haklarını sağlamaktan geçecektir.
Türkiye zor ülkeydi, şimdi daha da zor bir ülke haline geldi. Dünya ülkelerinde olduğu gibi bizim ülkemizde de kadın olmak oldukça zordu şimdi ise daha da zor bir aldı. Tabiri caizse ülkemizde kadın hakları açısından uçurumun eşiğindeyiz. İleri demokrasimizin üzerinde adeta kara bulutlar dolaşıyor ve en çok ezilen yine kadınlarımız var.
İşte o kadınlarımız ki, “Kırlar da çiçek, gergefte nakış gibiler. Dillerimizde şarkı ve türküler, yarınlarımıza umuttur kadınlarımız. Tarlalarımızda kazma, kürek, bel ve kimi zamanda koca öküzlere koşulan sabanları yönetirler. Fabrikada şalterdir kocaman yürekleriyle. Kimi zaman çekilen halaylarda halay başı ve zılgıttırlar. Ekmek kavgasında ateştir kadınlarımız. Yarenlerimiz, yoldaşımız hayat arkadaşımız, evimizde anamız, çocuklarımızın anası ve kız kardeşlerimiz ablalarımızdır yürekleri kocaman kadınlarımız…
“8 Mart 1857 tarihinde Newyork’ta şanlı bir direniş başlatıldı. O anlamlı mücadele o günlerden bu günlere yani günümüze taşıdı. Dokuma işçisi kadınlar olarak eşit işe eşit ücret istediler. 16 saatlik çalışma süresinin on saate indirilmesi için örgütlendiğiniz paha biçilemez örgütlü ve onurlu mücadelenizde, bitmeyen onurlu ve örgütlü mücadele kavganızda 115 birbirinden güzel şehitler verdiniz.
Kavgayı haksızlığa, sömürüye, ezilmişliğe karşı 8 Mart 1908’de yeniden ateşlediniz. Bu kez toprağa 129 çiçek daha dikildi. 1910 yılında Klara Zetkin’in önerisini 2. Sosyalist Enternasyonal hemen kabul etti. Ve 8 Mart “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlama hakkı elde edildi.
Tırnaklarınızla kazıyarak 50 yıllık mücadele sonunda kazanım sağladığınız zaferiniz ‘8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ’NÜ’ pekiştirdiniz.
Faşizme, Emperyalizme, Kapitalizme, savaşlara yıllarca karşı durdunuz ve durmaya da devam ediyorsunuz. Yaşanan tüm savaşlarda ıstırap ve acıların en büyüğünü yine kadınlarımız analarımız, çektiler. Cinsiyet ayrımına, cinsel, sınıfsal, ırksal, ulusal, töresel baskılarla mücadelede hep en ön saflardaydınız. Kadınların köleleştirilmesine, erkek egemen topluma ve ikinci sınıf insan dayatmalarına pamuk gibi yumuşak fakat çelikten, demirden daha sert barikatlar kurarak onurunuzla mücadelenizi kazandınız.
1975 yılında 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlarının BM kararıyla bu günleri dünya emekçi kadınlarının bu günü “8 Mart Dünya Kadınlar Gününe” evirilip içi boşaltılınca bile umursamadınız. Bir gün bile olsa da kadın olmak, kadın kalmak, kadınca sesinizi duyurmak için kabullendiniz 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü.
Şimdi tamda bu zamanda yolsuzluklara yoldan çıkmışlıklara bu ülkeye kadın ellerinin değmesi elzemdir. Analarımızın, kadınlarımızın, kızlarımızın, kız kardeşlerimizin ve ablalarımızın hemen şimdi Anadolu’ya ellerinin değmesi şiddetle gereklidir.
Genç kızlarımız töre cinayetlerine, küçük kızlarımız çocuk evliliklere kurban verilmiş, intihara itilmiş. Dağdakine, bağdakine, yoldakine, sınırdakine, içerdekine, dışarıdakine, zindandakine, voltadakine, gurbettekine sıladakine, yerdekine göktekine yüreğiniz yanarmış, ciğeriniz parelenirmiş, aklınız daralırmış, yüreğiniz teklermiş kime ne, menzilde yeşil faşizmin cilalı ayak sesleri ey analar, bacılar, kadınlar...
Baskılara, sürgünlere, kıyımlara, yargısız infazlara, göz altılara, sebepsiz tutuklanmalara duyarsız, sahte kalkınmaya tepkisiz, yalana talana kulaksız, çalıp çırpmaya kaldırıp götürmeye sessiz bir toplum biçimlendirildi.
Öğretimde eğitimde yok denilip alınan katkı payı ile kara cahilliğe, dershaneleri kapatmayla başarısızlığa, insanca ve hakça bir yaşam yerine köleliğe, sendikasızlaştırarak sahipsizliğe, örgütsüzleştirerek yalnızlığa, anayasa ve yasalarla bilinçli oynamalarla sonsuzluğa, kurum ve kuruluşlarla çatışarak zayıflığa, delilsiz belgesiz iddianamelerle müebbete, olmayacak dualara amin dedirtilerek ebediyette hezimete sürükleniyor bu ülke.
Kadınların ucuz işgücü olarak kullanılmasına ve kadının sosyal yaşamın dışına itilmesine karşı mücadelenin,
* Erkeklerle eşit hak mücadelesinin,
* Kadına yönelik şiddete karşı mücadele etrafındaki taleplerinin tüm dünyada ortak bir haykırışa dönüştüğü gün olarak kutluyorlar!
Bugün dünyanın her yanında kadınlar, bugünü kendilerine miras bırakan New Yorklu kadın işçileri anarken onlardan devraldıkları mirası nasıl daha ileri götüreceklerini ve mücadelelerinin sorunlarını tartışıyor; eşitlik ve özgürlük taleplerini ortaklaştırıp egemenlere karşı tek bir ağızdan haykırıyorlar.
Bu taleplere Türkiye’nin kadınları, bugün ülkemizin içinden geçtiği süreçte; “Savaşsız, şiddetsiz, OHAL’siz bir yaşam için birleşelim” sloganıyla katılıyor.
Kadınların taleplerine açıkça karşı çıkamayan sermaye partileri ve onların sözcüleri ise; her zaman olduğu gibi, kadınların taleplerine sahip çıkıyor gibi görünürken, aslında bu sorunları, 8 Mart vesilesiyle de istismar etmeye devam ediyor.
8 Mart etkinliklerinde çeşitli kadın çevrelerinden yapılan çağrıların; “Savaşsız, şiddetsiz, OHAL’siz bir yaşam” talebiyle, barış ve demokrasi mücadelesiyle birleşmesi şaşırtıcı olmadığı gibi, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün kendi tarihi içinde kazandığı içerikle de uyumludur.
Her 8 Mart’ın kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinde daha ileri adımlara vesile olması umudu ve dileği ile tüm kadınların “8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ” kutlu olsun!