Bu başlığı neden yazdım? Çünkü kısa bir süre önce SBB başkanı Mustafa Demir, SBB meclis toplantısı sırasında CHP grup başkanına şöyle seslendi ve ülke genelinde bütün meslektaşlarımız ve Samsun 19 Mayıs Gazeteciler Cemiyetimiz tepkilerini dile getirdiler.
Demir ne demişti? “Yerel basında bir kısım insanlar bunlar, Samsun'un duygu dünyası akıl dünyası olarak en alt kademede bu şehre zarar veren bir mikrop hükmünde insanlar” ifadesini kullandı.
Bir yerel yöneticinin ne haddi ne de yetkisi dahilindedir.
Basın emekçileri, sizi eleştirmeyecek mi? Basın emekçileri sizin aleyhinizde haberler yapmayacak mı? Sormayıp, susması mı gerekli?
Gazetecilik deyince akla ilk gelen çağrışımlardan biridir soru sormak. Gazetecilik ve soru sormak birbirinden ayrılmaz, yani mütemmim cüzdür.
Gazetecilikten soru sormayı çıkarırsanız, geriye ne kalır ki… Dolayısıyla gazeteciyi, soru soran kişi olarak işaret etmek kapsayıcı tanımlardan bir olacaktır. Lakin gazetecilerin soru sorması, diğer bir ifadeyle işini yapması herkesin hoşuna gitmez.
Gazeteci soruyu halk adına sorar,
Aynı sorumlulukla da yanıtı halka duyurur. Yani köşede bucakta sorulan ve yanıtı gizli kalan sorular değildir gazetecilik faaliyeti kapsamındaki soru. Yalın bir merakla da sınırlanamaz gazeteci sorusu; sorgulayıcıdır ve yanıtsız kalırsa daha da gündeme yerleşir. Türkiye’de uzun zamandır gazetecilik faaliyetini baskılama, hatta yok etme araçlarında biri de ifade ettiğimiz önemdeki gazetecilerin soru sorma haber yapma, makale yazma özgürlüğünün, hakkının sınırlandırılması, engellenmesidir.
Gazetecilere yönelik neredeyse her gün bir yenisine tanıklık ettiğimiz haber yapma, sor sorma sorumluluğunun engellenmesi, engellendiği gibi hakarethane ifadelerle her gün haberlerini yapmak için peşinden cansiperane koşturan meslek erbaplarına 'Yerel basında bir kısım insanlar bunlar, Samsun'un duygu dünyası akıl dünyası olarak en alt kademede bu şehre zarar veren bir mikrop hükmünde insanlar” demek kimsenin haddi ve hududu olmadığı gibi Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir'in de haddine değildir. Mustafa Demir, ancak ve ancak emrinde çalışanlara emreder, onlara talimatlar verir. Hiç bir şekilde basın mensuplarına ne yapacaklarını, ne yazacaklarını söyleyemez. Çünkü yerelde ve ulusalda görev yapan Samsunlu gazeteci meslektaşlarımız Demir'in emir erleri değildir...
Şimdiye kadar Demir'in susmayı tercih eden ve hali hazırda seslerinizi çıkarmayan meslektaşlarımı eleştirmek istiyorum.
Samsun'da görev yapan her biri bir birinden kıymetli basın emekçisi dostlar ve arkadaşlarım. Yukarıda ifade ettiğim gibi SBB başkanı Demir'in bize hitaben yaptığı söylemle neden duyarsız kalıyorsunuz? Neden özür dileyene kadar sesimizi çıkarmıyoruz?
Ben kendi adıma ve mensubu olduğum ÇGD, TGC ve Samsun 19 Mayıs Gazeteciler Cemiyeti üyesi olarak halen içime sindiremiyorum...
Biliyorum sizlerde sindiremiyorsunuz! Ancak anlamakta güçlük çekiyorum sizin ekmeğinizi Demir'mi veriyor? Neden Demir'den özür dilemesi için, kılıçtan keskin diye bildiğimiz kaleminizi ve mesleğimizin olmazsa olmazı fotoğraf makinanızla garınızı almıyorsunuz?
Nihayetinde, siz basın mensubusunuz ve ülkede çok onurlu bir mesleği icra ediyorsunuz!
SBB başkanı Mustafa Demir'in biz basın emekçilerine 'MİKROP HÜKMÜNDE' diye yakıştırmaları gerekçesiyle 'ÖZÜR DİLEMESİ' için var olan gücümüzü kullanmamız gerekmiyor mu?
Biz birlik olursak eğer, hiç kimse bize MİKROP HÜKMÜNDE diye ifadelerle hakaretler edemez. Birlik olmaz isek bize her türlü hakaretleri yaparlar ve mesleğimizin onuru ayaklar altında çiğnenecektir. Bunu hiç bir onurlu meslektaşım istemez...
Gazetecilere kimse, yaptığı haberler gerekçesiyle kötü sözler ifade edemezler. Yaptıkları haberde haksız olduklarını düşünüyorsanız, hukuk yolları sonuna kadar açıktır. Ya tekzip ettirirsiniz, ya da maddi manevi tazminat davası açarak hakkınızı ararsınız...
Öyle kalkıp da haddiniz olmadan hiç bir meslektaşıma 'MİKROP HÜKMÜNDE' insanlar ifadesini kullanamazsınız!!!
SBB Başkanı Demir, sırf bu yüzden sizden yerel basın emekçilerinden 'ÖZÜR DİLEMENİZİ' istirham ediyoruz...


