Ancak plansız, programsız, aceleyle ve zoraki adımlar atılarak başlatılan vatandaşlara ücretsiz maske sağlanmasına ilişkin sorunlar çözülemedi, tedarikte ve dağıtımda yaşanan organizasyonsuzluk devam etti. Vatandaşlar SMS ile eczane arasında mekik dokumak zorunda kaldı. Maskeler ise PTT, e-Devlet, USHAŞ, SMS, Eczane, Hayat eve sığar, Devlet Malzeme Ofisi arasında dolaştırıldı ve bir türlü vatandaşlara ulaştırılamadı.
13.04.2020 tarihli ve 2399 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile “Sağlık Bakanlığınca temin edilerek dağıtımı yapılacak olan korunmaya yönelik kullanımı tavsiye edilen her türlü kişisel koruyucu ekipman ücretsiz verilecektir” hükmü getirildi.
05.05.2020 tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, ulusa sesleniş konuşmasında; “Bugüne kadar piyasada satışına izin vermediğimiz cerrahi maske ve bez maske satışına halkımızın kolayca ulaşabileceği yerlerde izin vermeyi planlıyoruz. Bir üst fiyat belirleyeceğiz.” diyerek maske satışının izni ile ilgili açıklamada bulundu. Özetle “ABD ve İngiltere’ye ücretsiz maske desteği yapıyoruz” diye propaganda yapılırken kendi vatandaşlarına yaklaşık 2 ay içerisinde 6 kez yöntem değiştirerek maske satan bir başarı hikayesi! yazılmış oldu.
50 yıl önceki “karneyle ekmek’’ siyasi polemiğini sürekli tekrarlayan AKP iktidarı pandemi döneminde 5 maskeyi vatandaşa dağıtamayıp “karneyle maske’’ gerçeğini vatandaşlara eczane önlerinde yaşatarak öğrettiler.
150 ülkenin talebini karşılandı da vatandaşların ücretsiz maskeleri neden karşılanamadı?
AKP Genel başkanın ‘’Salgın bitene kadar vatandaşlarımızın tamamına yetecek maske stokumuz ve üretim planlamalarımız vardır. Ücretsiz şekilde maske ulaştırmaya kararlıyız' açıklamasının üzerinden bir ay geçti. Bir ay içerisinde ne oldu da maskelerin ücretli satılmasına karar verildi? sorusunun cevabını vatandaşlar hala beklemektedir.
Salgınla mücadele adı altında vatandaşların ve sağlık çalışanlarının sağlığı hiçe sayılarak AKP iktidarının denetim ve gözetiminde merdiven altı üretim sahte maske ve antiseptik/dezenfektan ticareti yapıldığı iddiasının kamuoyuna yansıması:
Vatandaşlara ve sağlık çalışanlarına reva görülen maskenin koruma özelliği olmadığının bilimsel kanıtları Cumhurbaşkanlığı’na sunulduğu iddia edilen maske raporunda imzası bulunan Marmara Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Erkan İşgören’in basına yansıyan açıklamasında yatmaktadır. Buna göre;
“Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınından korunmak için kullanılan maskelerin yüzde 95’inde filtre özelliği yoktur. Ortada filtre olmayan maskeyi üreten tek ülke maalesef Türkiye’dir.
Yüzde 95 ila 99 filtrasyon özelliğine sahip maskenin orta katmanında kullanılması gereken “meltblown”dur. Spunbond’un kilogram fiyatı pandemi öncesi yaklaşık 1,25 ila 1,50 dolardı. Bu, pandemiyle birlikte 8 dolarlara kadar çıktı. “Meltblown” ise yaklaşık 3 dolardan satılıyordu ve 38 dolara kadar yükseldi. Bu fiyatlar ithal fiyatları değil. Yerli üretimden, Türkiye’deki satış fiyatından bahsediyoruz. Meltblown kullanılması her bir maskeye yalnızca 6 kuruş maliyet katmaktadır.
Ventilli maskeler hastalığı yayabilmektedir. Hasta bir insan bunu kullandığı takdirde o kişinin öksürüğüyle gelen partiküller, ventilden dışarıya verilebilmektedir.
Üretim yapan firmaların %90’nı vasıfsız işçilerle antihijyenik koşullarda merdiven altı üretim yapmaktadır. Kurallara uyan ve düzgün çalışan işletmeler ise Ankara’da, Adana’da, İstanbul’da birkaç tanedir ve bunlarda çoğunlukla ihracata çalışmaktadır.
İngiltere, Almanya ve Hollanda’da da üretim başlamıştır. Üretim yerleri tamamen kameralarla izlenmektedir. Girenler tamamen beyaz tulumlar içerisinde. Maskeli, eldivenli… Ürün hiç dokunulmadan paketlenmekte ve kullanıcıya tekli ya da 10’lu paketlerle sunulmaktadır. Bizde ise 50’li paketlere herkes elini daldırmakta ve istediği gibi almaktadır.
Son olarak Dr. İşgören “Pandeminin ateşli döneminde her şeye müsaade edildi. Zannediyorum iki haftaya, önümüzdeki hafta da olabilir artık bu spunbond/tela ‘dan yapılmış üç katlı maskenin satışı tamamen yasaklanacak gibi göründüğünü” ifade etmiştir.
Özetle; Uluslararası ve ulusal standartlara uymayan, antihijyenik koşullarda merdiven altı üretimi yapılan, hastalığı yayan maskelerin halka ve sağlık çalışanlarına kullandırılmasına müsaade edilmiştir.
Yine kamuoyuna yansıyan bilgiye göre sanayici/eczacı Mehmet Şapcı, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'ya yazdığı mektupta şunları belirtmiştir:
- Ülke genelinde kullanılan antiseptik ve dezenfektanların büyük bölümünü sahtedir.
- Hastanelerde kullanılan birçok antiseptik dezenfektan da sahte ve koruma özelliğinden yoksundur.
- Bu ürünler ilaç fabrikalarında bilimsel yollarla üretilmesi gerektiği halde merdiven altı tesislerde standart dışı ve koruyucu özelliği bulunmadan üretilmektedir.
- Eczacı Mehmet Şapcı “Ameliyatlarda, pansumanlarda, hastanın mikrop kapmaması için kullanılan ve yüzde 10 povidon-iyot ihtiva etmesi gerekmektedir ancak sahte ürünlerde bu oran yüzde 3,3'lere kadar düşmektedir. Hiç birisinin üretim yeri Sağlık Bakanlığı tarafından denetlenmeyen, GMP sertifikası bulunmayan sahte ürünlerin piyasa numune analiz sonuçları yer aldığı 9 markaya ait 33 antiseptik dezenfektan ürünün isim listesini” Sağlık Bakanına sunduğunu ifade etmiştir.
Özetle; Pandemi döneminde vatandaşlara satılan, hastanelerde kullanılan birçok antiseptik dezenfektanın merdiven altı tesislerde standart dışı ve koruyucu özelliği bulunmadan üretildiği ve büyük bölümünün sahte olduğu, en önemlisi de bu merkezlerin Sağlık Bakanlığı tarafından denetlenmediği iddiası önemlidir.