2020 Mart ayından bu yana ülkemizde rahat bir nefes alamaz olduk. Kimseye gidemedik. Kimse bize gelemedi. Biz hadi neyse de bu COVİD-19 pandemisi yüzünden evlerine hasret kalan sağlık emekçisi hekiminden hasta bakıcısına kadar hepsi tedirgin bir şekilde yaşamlarını sürdürürlerken bir taraftan da insanların canlarına can katmak için ne gece dediler ne de gündüz dediler. Bir tek can kurtardıklarında gözlerindeki umudu normal bir yurttaş olarak gördünüz mü? Ben sadece televizyonlarda haberlerde gördüm. İlk zamanlarda COVİD-19'u atlatan yurttaşlarımızı hastaneden taburcu ederlerken sağlık emekçilerinin alkışları bence her şeyi çok ama çok net anlatıyordu. Daha sonraları alkışlamalı taburcu uğurlamaları kesilmeye başladı.
Neden kesildiğini şöyle yorumlamaya başladım. Sağlık çalışanları birer birer tükenmeye başladılar. Kimi yerde hemşire kimi yerde eczacı, kimi yerde diş hekimi, kimi yerlerde hekimler hasta bakıcılar ve güvenlik görevlileri teker teker kırılmaya başladılar.
Sosyal medyada her baktığımızda bugün acaba hangi hastanede hangi sağlık emekçisi COVİD-19
2a yenik düştü diye okuyacağız diye bakmak istemiyorum ben kendi adıma.
Gerek kendi profilimde ve gerekse Alaçam Lisesi Mezunları Grubunda yayınladığımız COVİD-19 vefatından dolayı insanlarda karamsarlığın dibine vurdular.
Sağlık emekçisi o kadar çok tanıdığım var ki her birinin düzensiz bir hayatla boğuştuklarını yakından gözlemliyorum. Hekim arkadaşlarımı arıyorum sakın hastaneye gelme! Aman diyeyim eğer ölmek istiyorsanız istediğiniz yere gidin! Yoğun bakımda çalışan hekimler akşam mesai bitip de eve vardıklarında çocuklarına sarılamadıklarını, onları doyasıya koklayamadıklarını anlatırlarken gözlerinin nasıl dolduğunu seslerinin nasıl ağlamaklı olduğunu çok dinledim.
Bu yazıyı yazmadan önce bir haber yaptım. SAHED tarafından gönderilen basın açıklamasını okuduktan sonra bu yazıyı yazmaya karar verdim. SAHED (Samsun Aile Hekimleri Derneği) Başkanı Dr. Orhan Aydoğdu'nun kaleme aldığı ve diğer 20 il Aile hekimleri Derneğinin de altına imzasını attığı açıklamadan ilginizi çekecek pasajlar aktarmak istiyorum. Haberin ana teması COVİD-19 Aşısı üzerineydi.
'Mart 2020 tarihi itibariyle tüm Dünyada Covid-19 Pandemisi’nin ilanı ile birçok vatandaşımızın hastalandığı ve birçok insanımızın hayatını kaybettiği bir halk sağlığı sorunu ile karşı karşıya olduğumuz açıktır. Nihayet 9. ay itibariyle son günlerin popüler deyimi ile tünelin ucundaki ışık görünmüştür. Bahsi geçen ışığın kaynağı şüphesiz ki aşılamadır. Elde ettiğimiz bilgiler Covid aşılamalarının ülkemizde 2020 yılının son günlerinde başlayacağı yönündedir. Ancak aşı uygulamasının yöntemine ilişkin çok bilinmeyenli denklem başta biz aile hekimlerinin kafasında soru işareti olarak yerini korumaktadır. Aşının uygulanmasına sayılı günler kala gönül isterdi ki ülkemizin sağlık otoriteleri sahanın gerçeklerini en iyi bilen bizlere konu hakkındaki fikirlerimizi sorsun. İşte o henüz sorulmayan, aşı uygulamasına ilişkin temel fikirlerimizi maddeler halinde sıralamak gerekirse;
1)Aşılama hizmetine derhal en yakın işgününde sağlık personelimizin aşılaması ile başlayarak Covid mücadelesi kapsamında daha fazla zafiyete düşmemiz bir an evvel engellenmeli, aşılama hizmetleri sırasında da bu vesile ile hem vatandaşımızın hem de sağlık personelimizin sağlıkları korunmalıdır.
2)Aşı uygulaması için mevcut aile sağlığı merkezlerini kullanmak yerine aşı merkezlerinin oluşturulması, aşılamanın aile hekimliği birimi tabanlı değil tüm nüfusu kapsayacak şekilde belli merkezlerden yürütülmesi esas olmalıdır. Hâlihazırda ülkemizdeki aile hekimliği birimlerinde %20 lere varan oranlarda personel açığı yaşanmakta olup eksik personeli olan birimlerde aşılama yetersizliği yaşanmasının bu suretle önüne geçilmelidir. Aşı merkezleri uygulaması şu anda İngiltere’de başlamış ve planlama ona göre yapılmıştır. Ülkemizde de gerek bu dönemde kapalı olan okul binaları ve gerekse de faaliyetleri zaten durmuş olan spor tesisleri bu maksatla geçici olarak aşılama hizmetlerine tesis edilebilir. Aile hekimliği çalışanlarımızın gerekli teknik ve personel desteği ile bu merkezlerde aşılama hizmetlerini yürütmesi mümkündür. Aşı sonrası nadir görülen ve akut gelişebilen alerjik reaksiyonların takibi açısından arzu eden vatandaşlarımızın bir süre izole olarak bekleyebilecekleri bir ilave alanın da kurulması esastır.
3)Birinci basamak bir süreliğine asli görevi olan koruyucu sağlık hizmetlerine dönmeli, aşılama işiyle iştigal etmeli, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetleri 2. Ve 3. Basamak sağlık kuruluşlarında devam ettirilmelidir.
4) Bilindiği üzere aile hekimliği birimleri bir süredir Covid(+) ya da temaslı hastaları her gün telefonla arayarak durumları hakkında bilgi almaya çalışmakta idi. Bu uygulama camiamızda kabul görmemiş, bilimsel bir dayanağı olmayan, sağlık personeline yapılacak olan ek ödemenin de ölçütü olamayacak nitelikte vasıfsız bir iştir. Bunun yerine müdürlükler bünyesinde oluşturulacak çağrı merkezleri güçlendirilmeli, aile hekimliği birimleri tüm konsantrasyonu ile aşılama hizmetine yoğunlaşmalıdır.
5)Pandeminin bir gün bile erken sonlandırılmasının bedeli yaşamına devam edecek yüzlerce candır. Bu suretle aile hekimlerinin sırtında bir kambur haline gelmiş olan ve aslında bir sağlık hizmeti dahi olmayan “sağlık raporları” sorunsalını bu vesile ile kalıcı olarak hem aile hekimlerinin hem de vatandaşlarımızın hayatından çıkarmanın da zamanı gelmiştir. Bu suretle aşılama hedeflerimize daha erken ulaşmak mümkündür.
6)Aşılanacak olan vatandaşlarımıza gerekli bilgilendirmenin HES/SMS/E-nabız ve gerekir ise muhtarlar aracılığı ile yapılarak ilgili merkezlerdeki gereksiz yığılmanın önüne geçilmeli, İnfluenza Aşısında halen çözülemeyen bu konu ile ilgili daha katı tedbirler alınmalıdır. Aşılama için vatandaşlarımıza gün saat ve dakikasına varana dek detaylı bir randevu oluşturularak gerekli bilgilendirmesi yapılmalıdır.
7) Kurulacak aşı merkezlerinde vatandaşlarımızın planlama dahilinde olmadığı halde aşıyı ısrarla talep etmesi neticesinde oluşacak sağlıkta şiddet hadiselerini bertaraf etmeye yönelik kolluk kuvvetleri destekli güvenlik tedbirleri alınmalıdır.
8) Sağlık personelimiz aşı uygulama işi ile meşgul iken gerek bakanlığımızda ve gerekse de diğer kamu kurumlarında çalışan diğer personelden aşı listelerinin takibi, vatandaşların yönlendirilmesi, kaydedilmesi, lojistiği ve transportu gibi konularda yardım alınmalıdır.
9) Yapılacak olan planlamaların akut olarak pandemiyi sonlandırmak gibi bir amaca hizmet edecek olmasının yanı sıra istenilen bağışıklık düzeyinin ne kadar süre ile muhafaza edilebileceği muğlaktır. Bu nedenle Covid bağışıklamasının artık hayatımızın bir parçası olması, belki de bir yıl bile olmadan tekrarlanması muhtemeldir. Dolayısıyla birinci basamak sağlık hizmetlerinde bugünden tezi yok başta sağlık personeli eksikliğinin giderilmesi olmak üzere yapılacak düzenlemelerin kalıcı ve sürdürülebilir olması gerekmektedir” şeklinde maddeler halinde açıklamasını yaptı.
SAHED (Samsun Aile Hekimleri Derneği) Başkanı Dr. Orhan Aydoğdu’nun ve arkadaşlarının açıklaması daha uzun olduğu için özellikle bu bölümleri çok önemli olduğundan siz okurlarımla paylaşmak istedim.
Bir de şu konu çok önemli sevgili okurlarım. Bütün sağlık emekçilerinin bu dönemde çok haklı bir talebi olan COİVD-19 Pandemisinin 'MESLEK HASTALIĞI' olarak sayılması hususunda yetkililerin yasa çıkarmalarını talep ettiler. Ettikleri gibi kaldılar. Kimse ama hiç kimse tınlamadı. Bu konuda muhalefetin hiç birisi dikkate alınmadı. Hatta bir siyasi parti lideri kalkıp diyor ki TTB yani (Türk Tabipleri Birliği) kapatılsın diye kamuoyu yaratmaya çalıştı. Bence TTB yerine siz sesinizi kıssanız da hekimler az buçuk kalan güçlerini toplayarak hatalarına bakmaya devam etsinler. Sizde kendi işinizi siyasetinizi yapın Sağlık işinden siz ne anlarsınız? Sağlık işi insanlara değer vermekle başlar. Sağlık emekçisi olmak emek ister, yürek ister, beyin ister, sabır ister, sevgi ister, saygı ister, hürmet ister, öyle meydanlar çıkıp ta TTB kapatılsın diye ahkâm kesmek istemez. Onlar diyorlar mı CHP, AKP, MHP, HDP kapatılsın diye bir söz duydunuz mu hekimlerin ağızlarından?