Ve ben, yıllar boyunca bu sessizlik içinde kendime dostlar, arkadaşlar sandığım insanlar biriktirdim.
Samsun’da başlayan yolculuğumda, aynı siyasi görüşü paylaştığım insanlarla omuz omuza durduğumu sanmıştım.
Her fırsatta yanlarında oldum, seslerine ses kattım…
Ama belki de en büyük yanılgım, kendi iyi niyetime inanmakmış.
Son bir yıla yakındır hayatım ikiye bölündü:
Hafta içi Alaçam, hafta sonu Atakum…
Evlat olmanın sorumluluğu ile yıllarını verdiğim gazetecilik mesleğini bir arada yürütmeye çalışıyorum.
Alaçam’da olduğum günlerde bile Samsun’dan kopmadım.
Haberlerimi yazmaya, imzamı atmaya devam ettim.
Bu süreçte dostum Erdal Giden’in desteğini unutamam.
Gönderdiği görüntüler ve fotoğraflar, mesleğime tutunmamı sağladı.
Teşekkürler Erdal…
Ve sonra…
28 Şubat 2026’da, sırtımızı yasladığımız, güven duyduğumuz babam Nadir Özdemir’i kaybettik.
O gün, insanın iç dünyasında birçok şey yer değiştiriyor.
En zor günümde yanımda olacaklarına inandığım insanlar…
Dostlarım, arkadaşlarım, sendikacılar, dernekler, cemiyetler, siyasi partiler…
Ne cenazede, ne sonrasında…
Yanımda olduklarını hatırlıyorum.
Elbette gelenler vardı:
Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, başkan yardımcıları Suat Yıldız ve meclis üyesi Serdal Çakmak, Devrimci Emekliler Sendikası Samsun Şube Başkanı Arif Kutlu ve yönetimden iki değerli isim.
Vefa gösterenleri unutmuyorum.
Ama insan bazı günlerde kalabalığı değil; “eksik kalanları” sayıyor.
Telefon edenler oldu.
Ama bazı acılar, telefondan değil, omuz omuza yaşanır.
Alaçam’daki yakınlarımın sözleri ise ayrı bir yara açtı:
“Sen yıllardır Samsun’dasın… Bu kadar mı yalnızsın?”
Bu soruya verecek bir cevabım yoktu.
Çünkü bazen susmak, insanın kendine verdiği en ağır cevaptır.
Sonra kendime döndüm.
Bir muhasebe yaptım:
Belki de insanlar, yalnızca işlerine yaradığın kadar hatırlar seni.
Belki de değer, görünür oldukça var sanılan bir yanılsamadır.
Üyesi olduğum CHP Atakum İlçe Örgütü’ne bizzat bildirdiğim hâlde, bir taziye mesajı bile gelmedi.
İster istemez soruyorum:
“Ben hâlâ bu partinin bir üyesi miyim?”
Ne kadar önemsiz biri olursam olayım, iki satırlık bir vefa çok mu zor?
Dahası…
AKP Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan ve Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan çelenk göndermiş.
İşte insan burada durup düşünüyor:
Bu şehirde ben kimin neyiyim?
Samsun ile Alaçam arası sadece 75-80 kilometre…
Ama bazı mesafeler, kilometreyle ölçülmüyor.
Bugün geldiğim noktada şunu söyleyebilirim:
Demek ki ben bu şehirde kendimi anlatamamışım.
Sevdirememişim.
Saygı uyandıramamışım.
Bu yüzden; üyesi olduğum meslek örgütümden, derneklerden, cemiyetlerden ve CHP Atakum İlçe Örgütü’nden özür diliyorum.
Demek ki eksik olan bendim.
Yine de mesleğime tutunacağım.
Basın açıklamalarınızı, kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğuyla haberleştirmeye devam edeceğim.
Ama size bir sorum var:
Ben sizin için nasıl bir insan olmalıyım ki, bana değer verebilesiniz?
Kimseye gönül koymuyorum; yalnızca kendime…
Çevreme ifade edemediklerimi, bu yazılarla kendime söylüyorum.
Demek ki Samsun’da ben bir ezikmişim…
Sevdirememişim, saydıramamışım…
Yazıklar olsun bana.


