Bugün gazetecilik;
patronların kasasıyla,
iktidarın sopasıyla,
yargının tehdidiyle kuşatılmış durumdadır.
Gazeteciler yalnızca haber yapmıyor;
aynı zamanda tutuklanmayı, dava açılmasını, cezaevi kapısının önünde bekletilmeyi de göze alarak çalışıyor.
Cezaevlerinde Gazetecilik Suç Sayılıyor
Bu ülkede gazeteciler yazdıkları için tutuklu.
Manşet attıkları için,
röportaj yaptıkları için,
fotoğraf çektikleri için özgürlüklerinden mahrum bırakılıyorlar.
Gazetecilik, iddianamelerde “suç delili” olarak gösteriliyor.
Kalemlerimiz, makinelerimiz, arşivlerimiz örgüt faaliyeti sayılıyor.
Bu tabloya rağmen hâlâ “basın özgürlüğü”nden söz edenler, ya gerçeği bilmiyor ya da bile isteye yalan söylüyor.
Patron–İktidar Ortaklığı: En Büyük Sansür
Basını susturan yalnızca iktidar değildir.
Basını asıl boğan, iktidarla çıkar ortaklığı kurmuş medya patronlarıdır.
Bugün birçok gazeteci;
haberini yanlış yaptığı için değil,
doğru yaptığı için işsiz.
Çünkü patronlar gazetecilik yapmıyor;
ihale kolluyor,
reklam pazarlığı yapıyor,
saray koridorlarında pozisyon alıyor.
Gazeteci ise bu kirli ilişkinin bedelini;
işsiz kalarak,
açlıkla,
güvencesizlikle ödüyor.
Patron konuşuyor, gazeteci susmak zorunda bırakılıyor.
Susmayan ise kapının önüne konuluyor.
Yargı Sopasıyla Terbiye Edilmek
Gazetecilere verilen mesaj açık ve nettir:
“Yazarsan yanarsın.”
Haber yaptı diye gözaltına alınan,
tweet attı diye yargılanan,
fotoğraf çekti diye darp edilen bir meslekten söz ediyoruz.
Kalemlerimizi kırmakla tehdit edenler,
makinelerimizi parçalayanlar,
bizi fotoğraf çekemez, yazı yazamaz hâle getirmek isteyenler şunu bilsin:
Gazetecilik, korkuyla teslim alınamaz.
İşsizlik: Sessiz Bir Tasfiye
Bugün Türkiye’de gazeteciler yalnızca tutuklu değil;
aynı zamanda tasfiye ediliyor.
Yüzlerce gazeteci işsiz.
Binlercesi sigortasız, güvencesiz, baskı altında.
10 Ocak’ta kutlama mesajları paylaşanlar,
aynı anda gazetecileri kapının önüne koyuyor.
Bu bir çelişki değil;
bu bilinçli bir ikiyüzlülüktür.
Biz Bu Mesleği Teslim Etmeyeceğiz
Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak söylüyoruz:
Gazetecilik suç değildir.
Haber yapmak terör değildir.
Gerçeği yazmak düşmanlık değildir.
Cezaevindeki meslektaşlarımız serbest bırakılmadan,
basın özgürlüğünden söz edilemez.
Patron–iktidar–yargı üçgeninde boğulmak istenen bu mesleği
teslim etmeyeceğiz.
Son Söz
10 Ocak, bizim için bir kutlama günü değil;
direniş günüdür.
Kalemlerimizi kırmak isteyenlere inat yazacağız.
Makinelerimizi susturmak isteyenlere karşı belgelemeye devam edeceğiz.
Cezaevleriyle korkutulan gazeteciliği savunacağız.
Çünkü gazetecilik, bu ülkede hâlâ
hakikatin son siperidir.
Ve o siper, henüz düşmedi.