Adı Deniz Gezmiş. Kimi için bir devrimci, kimi için bir suçlu, kimi için romantik bir gençlik önderi. Ama herkes için, Türkiye’nin 1960’lı ve 70’li yıllarındaki çalkantılı siyasal atmosferin en görünür figürlerinden biri.
Çocukluk ve İlk Siyasal Uyanış
Deniz Gezmiş, bir öğretmen anne ve memur bir babanın çocuğuydu. Orta sınıf bir ailenin disiplinli ortamında büyüdü. Çocukluğu Sivas ve Ankara arasında geçti. Henüz lise yıllarında toplumsal meselelerle ilgilenmeye başlamıştı. 1960 darbesinin ardından Türkiye’de siyasal alanın görece genişlediği bir dönem yaşanıyordu. Üniversiteler, gençliğin siyasal kimlik kazandığı alanlara dönüşmüştü.
1966’da Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne kaydoldu. Ancak onun için üniversite, yalnızca dersliklerden ibaret değildi. Kampüsler artık fikirlerin çarpıştığı, bildirilerin dağıtıldığı, forumların kurulduğu alanlardı.
6. Filo ve Üniversite Eylemleri
1960’ların sonu, Soğuk Savaş’ın en sert yıllarıydı. ABD’nin Vietnam politikası dünya genelinde protesto edilirken, Türkiye’de de Amerikan askerî varlığına karşı tepkiler yükseliyordu. İstanbul’a gelen Amerikan 6. Filosu, gençlik hareketlerinin hedefindeydi.
Amerika Birleşik Devletleri 6. Filosu’nun İstanbul’a demirlemesi, özellikle üniversite gençliği tarafından “emperyalizmin sembolü” olarak görülüyordu. Deniz Gezmiş ve arkadaşları bu protestolarda ön saflarda yer aldı. 1968’de İstanbul Dolmabahçe’de yaşanan olaylar, polis müdahalesi ve gözaltılarla sonuçlandı.
Bu süreçte Gezmiş, üniversite işgallerinde, boykotlarda ve forumlarda aktif rol aldı. Öğrenci hareketi yalnızca anti-emperyalist bir çizgide değil; aynı zamanda üniversitelerde demokratik haklar, özerklik ve ifade özgürlüğü talepleriyle de şekilleniyordu.
Samsun’dan Ankara’ya: Mustafa Kemal Yürüyüşü
1968 Kasım’ında düzenlenen “Mustafa Kemal Yürüyüşü” Türkiye gençlik hareketinin sembolik eylemlerinden biri oldu. Deniz Gezmiş ve arkadaşları, Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak üzere 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışını referans alarak bir yürüyüş başlattılar.
Samsun’dan Ankara’ya uzanan bu yürüyüş, “Tam Bağımsız Türkiye” sloganıyla gerçekleştirildi. Gençler, Atatürk’ün anti-emperyalist mirasına sahip çıktıklarını ifade ediyorlardı. Yürüyüş boyunca çeşitli illerde durarak basın açıklamaları yaptılar, halkla temas kurdular.
Samsun ayağı, sembolik önemi nedeniyle özellikle dikkat çekiciydi. Kurtuluş’un başladığı şehirden başkente yürümek, tarihsel bir mesajdı. Bu eylem, dönemin gençlik hareketinin yalnızca üniversite kampüslerine sıkışmadığını, ülke çapında bir siyasal iddia taşıdığını gösteriyordu.
THKO ve Silahlı Mücadele Dönemi
1969’dan itibaren Türkiye’de siyasal atmosfer sertleşti. Sağ-sol çatışmaları arttı, üniversitelerde gerilim yükseldi. Deniz Gezmiş, arkadaşları Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 1970’te Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) adlı örgütü kurdu.
Amaçları, bağımsız ve sosyalist bir Türkiye için mücadele etmekti. Bu dönemden itibaren eylemler silahlı boyuta taşındı. Banka soygunları, Amerikan askerlerinin kaçırılması gibi olaylar yaşandı. Bu eylemler, devlet tarafından ağır güvenlik operasyonlarıyla karşılandı.
12 Mart 1971 Muhtırası ile birlikte ülkede sıkıyönetim ilan edildi. Sol örgütlere yönelik operasyonlar hız kazandı.
Yakalanma, Cezaevi ve Yargılama Süreci
Deniz Gezmiş, 1971 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesi yakınlarında yakalandı. Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılandı. Yargılama süreci, Türkiye’nin en tartışmalı davalarından biri olarak kayda geçti.
Savunmasında “Tam bağımsız Türkiye için mücadele ettik” sözleri öne çıktı. Ancak mahkeme, Türk Ceza Kanunu’nun 146. maddesi uyarınca anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs suçundan idam cezası verdi.
Karar, TBMM’de oylamaya sunuldu. Oylama sonucunda idam cezaları onaylandı. Süreç boyunca kamuoyunda yoğun tartışmalar yaşandı; affedilmeleri için kampanyalar düzenlendi.
6 Mayıs 1972: İdam
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, 6 Mayıs 1972 gecesi Ankara Ulucanlar Cezaevi’nde idam edildi. Henüz 25 yaşındaydı.
Son sözleri olarak aktarılan ifadeleri yıllar boyunca dilden dile dolaştı. O gece yalnızca üç genç insanın hayatı sona ermedi; Türkiye’nin siyasal hafızasında derin bir iz açıldı.
Bir Sembolün Ardından
Deniz Gezmiş’in adı bugün hâlâ meydanlarda, üniversite kampüslerinde, gençlik hareketlerinde anılıyor. Onu savunanlar, bağımsızlık ve eşitlik mücadelesinin simgesi olarak görüyor. Eleştirenler ise yöntemlerini ve tercihlerini sorguluyor.
Ancak şu gerçek değişmiyor: 1960’ların gençlik hareketi, Türkiye’nin siyasal tarihinde önemli bir dönemeçtir. Deniz Gezmiş ise bu dönemin en görünür figürlerinden biri olarak tarihe geçmiştir.
Bir köşe yazısında hüküm vermek kolaydır. Zor olan, dönemin koşullarını anlamaya çalışmaktır. Soğuk Savaş’ın gölgesinde, üniversite amfilerinde başlayan bir tartışma, darağacında son buldu.
Bugün geriye kalan, bir kuşağın “tam bağımsızlık” idealinin hikâyesidir. Ve o hikâye, hâlâ Türkiye’nin demokrasi, özgürlük ve adalet tartışmalarında yaşamaya devam ediyor.